hey gidi günler

bir şeyler olacak yarın bir şeyler olacak yarın
nilüfer'in söylediği, eski zamanlara ait bir pop şarkısı...

sözleri şöyledir:

hey gidi günler
hey gidi günler
beni benden çalan
o güzel günler

andıkça gecen günleri gözlerim dolar
sanki seni yanımda bulurum
tozlu topraklı yollarda gezen
o eski sevgilin olurum.

bizler mi yaşlandık yoksa zaman mı değişti
o güzel günler hangi köşelerde gizlendi

hey gidi günler
hey gidi günler
beni benden çalan
o güzel günler
aslan sakirt aslan sakirt
hocamın bir konuşması.
şiir gibi başlamamıştı, ama öyle bitti.
sadece bu konuşması bile yeter insana.
dinliyim de kendime geleyim...
buyrun beraber dinleyelim:





..ve birgün "hey gidi günler" diyeceksiniz.

"meğer tatlı günler o günlermiş" diyeceksiniz. belki bende öyle diyeceğim. ama belki yerin altında belki de yerin üstünde bende öyle diyeceğim.

hey gidi günler!

tam yaşanılacak günlermiş. hiç durmadan, gecelerinde koşulacak günler, hiç durmadan soluk soluğa küheylanlar gibi gündüzlerinde koşulacak günler...

utana utana, hicap ede ede, terleye terleye, "ne olur allah aşkına coşun" denen günler...

"burs verin, yurt yapın, okul açın, açın" deyip terin tabandan çıktığı günler...

ben de diyeceğim sizde diyeceksiniz!

bugün belki hicranlı günler, belki hasretli günler. ama bir gün gelecek özlenen günler olacak.

hey gidi günlerdi o günler. çünkü o günlerde sürekli olarak tırmanıyorlar, başka hiç bir şeye gönül kaptırmadan, başka hiç bir şeye dilbeste olmadan, turnikeye önce girmenin hakkını araştırmadan yürüyor, yürüyorlardı...

hey gidi günler diyorlardı o çile günlerine, o ızdırap günlerine... çünkü o günlerin içinde allah'ın hoşnutluğundan başka mülahaza yoktur.

çünkü o günlerde büyüklük yoktu!

çünkü o günlerde herkes küçüktü. çünkü o günlerde herkes neferdi.

çünkü o günlerde ağabeylik yoktu.

çünkü o günlerde herkes turnikeye evvel girmiş olmanın hesabını yapmıyordu.

çünkü o günlerde "insanlar arasında insanlardan bir insan ol" vardı.

sende hey gidi günler diyeceksin.

kafanda hiç o türlü duygular ve düşünceler yoktu.

dinleseler de dinlemeseler de alınmıyordun.

bir cumartesi-pazar, burası simav senin, orası gediz benim, şurası demirci senin ve pazartesi derslere yetiştirme de yine senin...

ama alınmıyordun, gönül koymuyordun. dinleyen yok diye üzülmüyor, tesir etmiyor diye müteessir olmuyordun.

hey gidi günler... ne kadar arkada kaldınız, bizden ne kadar uzaklaştınız.

biz ne kadar büyüdük, siz ne kadar küçük kaldınız!

ah hizmet günleri... ah içine başka mülahazaların girmediği günler.

ah küçüklük, sen ne kadar iyiydin. arkadaştık seninle.

hey gidi günler, hey gidi günler...

uhuvvet, sevgi, yürekten alaka, birbirleriyle fertler sarmaş dolaş olurken, dışarıdan gelenlerin 'aman allahım, bu ne kardeşlik, bu ne uhuvvet' dediği hey gidi küçük günler.

o kadar büyüdük ki, eğilip de sizi tanımıyoruz ve göremiyoruz.

biz büyüdük, everest tepesi olduk.

ah küçük günler! sizler de lut gölü gibi zeminden ikiyüz metre aşağıda kaldınız.

ah yıkılası saltanat!

ah yıkılıası makam sevgisi.

ah yıkılıası şirk ifade eden 'yaptın, ettim, çattım, kurdum, verdim, ettim, eyledim...'

haşa!

böyle düşünüyorken nerelere düştük. düşünüyorken düşlere takılıp kaldık.

hey gidi günler...