hiç tanınmayan bir erkeğin çiçek vermesi

1 /
zoe zoe
muhtemelen sevgilisiyle barışmak umuduyla aldığı bir demet çiçekle sevdiceğin kapısına dikilmiş ama barış umutları suya düşmüş, tüm kapılar yüzüne kapanmış olan şahsın yaw hem çiçekler ziyan olmasın hemde yeni bir sevdicek buluruz umuduyla gözüne kestirdiği kıza çiçekleri uzatırken sarfettiği sözlerdir. birde bu sözler sarfedilirken anlamsızca sırıtılır sanırım ortama biraz şirinlik katmak adına ama çok itici oluyor...

birde lise yıllarındayken bunun 'tanımadığınız bir erkek size çiçek yerine sapını verirse naparsınız' versiyonuna rastladım ki yarılmamak elde değildi wallaa...kız anlamsızca elinde çiçek sapıyla duran çoçuğa 5 dk bakıp durmuştu. *
databey databey
varsa hali hazırda bir folklor ekibi halay çekin, halay başı olun*, yoksa içinizden nasıl davranmak geliyorsa öyle davranın ya da koşun bilinçsizce..
databey databey
çocukluğundan bu yana ebeveynlerinden "tanımadığın kimseden bişey alma" öğretileriyle büyümüş dişinin şüphelenerek tepki verebileceği eylem. çiçeği alıp teşekkür etmek varken fazlaca stres yapmanın gereği yoktur kanımca.
greeen greeen
hiç tanınmayan bir erkek tanımı üstüne düşündüren olay, birinin hiç tanınmaması için epey uğraş gerekir, imkansız gibi görünse de belki uzaydan veya başka bir alemden hoppadanak gelmiş ve kimslere tanınmadan çiçek vermeye girişmiş olması olasılığına dayanır

bir de şöyle bir reklam vardı
hiç tanımadığınız bir erkek size çiçek verirse şaşırmayın, nedeni impulse'tır

sözlük sloganı şöyle: hiç tanımadığınız bir slogan başlık haline gelirse şaşırmayın, nedeni mantık mahrumu kurallardır
sizli bizli başlık olmaz, bu slogan da olsa değişir, gereksiz işlerle uğraşırız, oh oh der oynarız
bizim hikayemiz diye bir film var ama yassak, benim hikayem olacak adı, başlık açmayı öğrenelim
axel fox axel fox
bir insanın nezaket göstermesi için ya da bir insanı mutlu etmek için illa tanışmak ya da daha önce tanımak önemli değildir yoldan geçen birine bir çiçek uzattığınızda teşekkür eder ve sizde yüzündeki gülümseme ifadesinin size verdiği mutlulukla yolunuza devam edersiniz.
stocky2001 stocky2001
ülkemizde genelde bu beni becermek istiyor denilerek karşıdaki b.k çukuruna sokulmuştan beter edilmesi; yurt dışında ise bir nezaket gösterisi olarak algılanan hareket
azureel azureel
mutluluğun tanımı olabilir bu durum. beklenmedik bir anda gözlerinize gülen bir çift gözün varlığı. bir yabancının çiçek vermesi.

aniden gözüne çarpan bakışlar ve hafif bir aroma geliyor kızın burnuna. kokunun kaynağına baktığında bi çocuk var, kız inceliyor.
yüzünde ilk göze batan ayrıntılar; oğlanın gözlerinin altındaki siyahlıklar. kova kova kömür çekmişçesine yorulmuş izlenimi verse de, -sadece boşlukta yaşamanın getirdiği uykusuzluğun imzası- diye düşünüyor kız bir çırpıda.
kendisine bakan bu gence gülümseyip gülümsememekte kararsız -yolun karşısından gelen her oğlana gülümsemek doğru olmasa gerek genç bir bayan için-.
ama heyecanlanıyor, yüzünün ısınmakta olduğunu hissediyor ama gözlerini de çocuktan alamıyor. oğlan gözlerini kaçırsa da, kız hiç istifini bozmadan takip ediyor gencin her hareketini. bir ellerindeki çiçeklere, bir suratına bakıyor çocuğun. kime gidiyor acaba diye düşünüyor bir an, rengarenk gül demetinin alıcısının yerine koyuyor kendini bir an. erkek arkadaşı olmadığını hatırlıyor ve anlık bir boşluk. ama kızın yaşadığı tüm bu hisler geçici, daha doğrusu anlık.
zaman hızlı akıyor; çocuğun her adımı daha bir yakından geliyor; tozlu pabuçlarının yere her vurması, ve kızın bu hiddeti hissetmesi, sanki güllerin yapraklarının daha çok sarsıldığını hissettiriyor kıza.
"hayır." bir anlık dalgınlık, oğlanın farketmediğini düşünürken kendisine kilitlenmiş bakışları; yanılmış. çocuk yanından geçip gülleri alıcısına götürmeyecek, yavaşlıyor üzerine doğru gelip.
ne oluyor yahu demek istiyor ama kız, ağzı kilitli sanki, her zamanki gibi (konuşmak istemesine rağmen hiç bir şey söyleyemeden), şehrin ışıklarını yansıtan berrak bir göl suyu gibi derin, kocaman kahverengi gözlerini dikip bakıyor karşısındaki gülümseyen oğlana.
"yine hayır." kafasından geçenleri anlamış galiba çocuk. demetten pembe bir gül çıkarıp uzatıyor. düğümlenmiş kollarının arasına, dikenleri yontulmuş sapı parmaklarının arasına gelecek şekilde. kız hiç kıpırdamadan bakıyor oğlanın gözlerine bu esnada.
"of." oğlan tozlu ayakkabılarını kaldırıp yanından ayrıldığında bitiyor büyü. hava normale dönüyor. ellerinde pembe gül boynuna dayalı bekliyor kız. ve hayatına devam ediyor.
annesi alıyor kızının ellerinden çiçeği ve o genç kızın ayakları olmuş tekerlekli sandalyesinin cebine koyuyor hediyesini. peçete çıkarıyor aynı esnada, engelli yavrusunun ağzından akan kusmukları silmek için. sanki kız, ardımdan boynunu çevirmeye yeltendi; ama doğuştan kasılmış bedeni el vermedi. gözyaşlarını görebiliyordum (ya da toz kaçmıştır kim bilir).
son hatırladığım bu * dilayla'ya dair. (ismi bu değil muhtemelen, ben onu yakıştırdım ama)
delilah delilah
medenice karşılaşılmasında hiçbir sakınca olmayan hadise.aynı zamanda günümüz insanının sert tepki vereceği hadise zira insanlar günaydın denince bile ters ters bakıyor artık.
giberling giberling
a. ya berrak sen şu adamı tanıyo musun?
b.niye sordun canım?
a. ya o adamı kimse tanımıyo. herkese sordum.ve iki gündür orda ölesine duruyo..
b. alla alla?
a. bi de bana çiçek verdi.
b. ne? çiçek mi verdi? o hiç tanınmayan adam?
a. evet??
b. at o çiçekleri eak eak!

??
juda juda
öncelikle kadınlara yönelik bir ürününün reklamlarında yıllarca kullanılanmış olan slogan diyip düsturumuzu aldıktan sonra

bir gün hiç tanımadığım bir erkek bana çiçek verirse şaşırmam da ben zaten. zikmişim hiç tanımadığım bir erkeğin bana verdiği çiçeği.. ben tanıdığım özel bir erkekten almak istiyorum o çiçeği..

diyerek yorumumuzu tamamlıyoruz.
jassmine jassmine
kabulu annelerin öğrettiğine göre yanlış, saygı kurallarına doğru olan duruma yol açan eylemdir. sizi iki arada bir derede bırakır bayan olarak. ama çiçeği alacak olan ne annenizdir ne de saygı kuralları. sizsiniz.
1 /