hiçbir şeyi ciddiye almayan insan modeli

chrystal chrystal
insanı tek kelime ile çıldırtan insan modelidir. bu tarz insanlarla ortak hiç bir iş yapılmamalıdır. ödev hazırlamaya çalışırsanız son güne kadar konuya bakmaz bile, genellikle zamanlama, geç kalma gibi olaylardan habersizdir. bir de genelde bu tip insanlar kızılamayan, şeytan tüylü insanlar olurlar. sinirden çatlayacak bir şekilde onunla konuşmaya çalışırsınız, abuk subuk bir şey söyler sizi güldürür, neden kızdığınızı bile unutursunuz. ama bu size sıkıntı verdiği gerçeğini değiştirmez. katlanılması çok zordur.
no ne no ne
insanın kendisine ve hayata yabancılaşmasıyla mümkün kılınan model. bir üst modelinde varoluşsal sanrılar da mevcut.
2706 2706
bu hayat, akli dengesi yerinde olan bir insanı illaki birşeyleri ciddiye almaya zorlar. diğerleri için birşey diyemem, hayat onlara güzeldir.
renfri renfri
göttür.
yani kendi mazisinin bir yerinde en azından, küçük bir çatlak bulup içeriye sızdırdığı bir insan eliyle, kendi boktan tarihinin hiç değilse küçücük bir aralığında fena halde göt edilmiştir. belki çocukluk etmiştir sonrasında. belki yetişkinliğin kimden öğrenileceğini iyi seçememiştir de etrafında mütemadiyen dönüp duran dolapları rahatta dinleyerek devam etmiştir. yüksek gerilimli duyguların parça tesirli oyuklarından illallah etmiş de olabilir. bu biraz daha seksi bir cümle çünkü. biz genelde bir şeye bakarken; bunu büyük bir benmerkezcilikle, bilerek yahut bilmeyerek ki hangisi daha aşağılık seçemiyorum hala, kendi yaşantımızda boş bıraktığımız bir anlama karşılık gelir mi düşüncesiyle değerlendiririz. sonra tutar buna 'insan olmanın gereği' isimli bir çerçeve çizeriz. hiç yabancılık çekmeden de ortasına kendimizi oturturuz bu boşlukların. çünkü bir şeyin üzerine uzun uzun düşünmek, ben bu hikayenin neresindeyim diye sorgulamak meşakkatlidir. üşeniriz bir kere. kısa yoldan bir sonuca bağlanmak inkar etmeyelim hepimizin işine gelir bir miktar. bu sebeptendir ki kendi habitatında, kendi yaşamına uygun gördüğü hayatta kalma biçimi alaycılık olan bir kişiyle karşılaşınca, onu mutluymuş addedip bu durumdan kendimize bir takım sonuçlar eşeleriz. hatta içimizden bazısı aslında ortada bir bahtiyarlık olmadığını sezinler de bu keşmekeşin içine girmeyi akil bulmaz. birini hiçbir şeyi ciddiye almamakla tanımlamak-kimin tanımladığına göre de değişir bu; bazen hakaret, bazen de iltifat olabilir. dışarıdan nasıl göründüğünün bir önemi yok, asıl savaşlar içeride kazanılır. neyse sıkıldım. not: fenerbahçeliyim.