hoşgeldin kadınım

1 /
stairway to heaven stairway to heaven
sözleri nazım hikmet'e ait bir cem karaca şarkısı. karşısındakine aşkından başka verebileceği birşeyi olmayan imkansızlıklar içindeki bir adamın düşünceleridir anlatılan.


hoş geldin kadınım benim,
hoş geldin

yorulmuşsundur,
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var,
yorulmuşsundur.

susamışsındır,
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
susamışsındır.

acıkmışsındır,
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi esir ve yoksuldur odam,
acıkmışsındır.

hoş geldin kadınım benim,
hoş geldin

ayağını bastın odama
kırk yıllık beton çayır çimen şimdi
güldün güller açtı penceremin demirlerinde
ağladın avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin, hürriyet gibi aydınlık oldu odam
hoş geldin kadınım benim,
hoş geldin
heidi heidi
ilhan irem söyler sakin bir şekil, hayatın hoş gelen kadınla nasıl da değiştiğini "ayağını bastın odama
kırk yıllık beton çayır çimen şimdi " sözleriyle öyle bir vurgular ki, döne döne dinleyesiniz gelir...
eomer eomer
nazım hikmet'in okuya okuya bitirilemeyen mükemmel şiirlerinden bir tanesidir.

hayır adam öyle şeyler yazmış ki insanın gidip hemen aşık oluveresi, aşık olduğu insana da tüm gün oturup nazım hikmet şiirleri yazıp yazıp gönderesi, okuyup okuyup aşık olunan kişiyi düşünüp mest olası geliyor.
hüzünden bozma mutluluk hüzünden bozma mutluluk
sevilen kişinin dudaklarından döküldüğünde henüz başlığıyla gönül çelen şiir.

sevdicek size bakmaya kıyamıyorsa bir kere sarılır yorgunluğunuzu alır,
bir kere öper dindirir susuzluğunuzu,açlığınızı...
sırayla değil,beraber gülerseniz bahar gelir dünyanıza.

ne hacet gül suyuna,gümüş leğene,buzlu şerbete.
gönlü zengin,hürriyetin aydınlığına inanmış birinin sesinden her sözcük güzelleştirir yoksul odanızı.
cremonese cremonese
hoşgeldin kadınım...
gözlerimin önünden kayıp giden onca senenin ardından puslu bir sonbahar akşamı buldum seni. atalarımın bana öğrettiği gibi asilce sevecektim seni. artık damarlarımda dolaşan kanın her damlasında senin izlerin olacaktı. yağmurun hayat veren şefkatiyle dokunacaktım sana ve yıldızlarla dolu gökyüzünün ışıltısından katacaktım ruhuna. annemden doğduğum günkü kadar masumca uyuyacaktım hep kollarında. sevecektim seni kadınım, tıpkı annemi hep sevdiğim gibi. saygı duyacaktım kadınım sana, tanrının bana kutsal bir emanetiymişsin gibi. adam gibi, erkek gibi sevecektim seni.

hoşgeldin kadınım...
sahi senin adın neydi? artık tanışalım. ben erdem, babam adımı erdem koymuş. neden mi? bir masal gibi soyut kalmasın istemiş erdemler. yaşasın oğlumun ismiyle, hayat bulsun istemiş. kulağıma küpe, benliğime bir anektod gibi yerleştirmiş ismimi. sanırım ona nankörlük yapmadım, dileğini yerine getirdim, ismime kimliğimde hayat vererek. karıncayı incitmişliğim yoktur. yalan söyleyemem, yüzüm kızarır anlaşılır. insanlara karşı hep duyarlıyımdır, kimse üzülsün istemem, dünyanın 3 günlük olduğunu bilir ve bir insanın hayatındaki bir saniyesini geriye getiremeyeceğimi bilirim. ihanet edemem, kimsenin kötülüğünü istemem, mutluluğunu kıskanmam. hepsi önce insana sonra babama sonra da kendime duyduğum saygıdandır. oynayamam ben, çok yüzlü bir adam olamam. duygularıma önem veririm ve onları coşkun bir tutkuyla duru bir şekilde yaşamak isterim. öfkem de sevgim de belirgindir, açıktır, nettir. ben buyum kadınım. gerisi ayrıntı. nereli olduğum, ne iş yaptığım, gözüm, kaşım seni ilgilendirmemeli eğer benim kadınımsan.

hoşgeldin kadınım...
sahi senin adın neydi? nur, güzel isimmiş. demek sen de ailenin hayata armağan ettiği ışığısın. ne güzel! rızayı çok mu sevmiştin? demek çok iyi bir adamdı. evet anlıyorum çok da seviştiniz, sonra ne oldu? soğudun mu? evet, evet anlıyorum olabilir, nee? gönlün özgür bir kuş mu penislerde konaklayan. demek küfür de edebiliyorsun, peki kaç erkeğin ağzına sıçtın. senede 2 defa sıçıyorsun. hımm, gercekten ilginç. ne mezunusun tıp, ohh my god cok zekisin süper, gercekten bu çok önemliydi. oysa benim bölümümün puanı çok düşük. tabi ama param var, miras kaldı dedemden, yeterli değil mi? güzel bir evimiz olur, hem çalışmak zorunda kalmazsın. ne gerek var ki ölsün hasta ibneler. sanat galerilerine falan gidersin arada bir paris falan. ohh mis! demek beni mutlu edebilirsin, eminim tecrübelisindir bir çok konuda sen. bak yanlış anlama geçmişin benim için önemli değil. önemli olan bundan sonrası. kapatalım bu konuyu midem bulandı. güzel şeylerden konuşalım. ben seni atalarımın bana öğrettiği gibi asilce sevecektim. damarlarımda dolaşan kanın her damlasında senin izlerin olacaktı. sevecektim seni kadınım, tıpkı annemi hep sevdiğim gibi. demek sana güvenebilirim. hıhı anlıyorum. biz mükemmeliz ve bu bizi mutlu ettiği müddetçe birlikteyiz. şiir gibisin valla.

hoşgeldin kadınım...
ya bi küfür etme mınakoyim... ne o bokundan heykel mi yapıcaksın? cok mu komik? demek en iyi ben sevişiyorum. çok güzelsin sana dokunmaya kıyamıyorum ki. tamam bu gece ortakaöye ineriz, sanat için de soyunur muyuz aşkım? siktiret ya ben zaten abazanım seni köpek gibi severim. uff memelerini ısırmak istiyorum. cok mu değiştim? yoo, aynı oldum. şimdi gidip iki hatun düşüreyim, senin icabına sonra bakarız. mutsuz olana kadar skcem hepinizi, mutsuz olduğumda güle güle yavrularım. bu hayat cidden çok eğlenceli.

bu arada hoşgeldim kadınım!
fular fular
volkan konak bi' şarkısının içinde söylüyor bunu. dinlerken votka da içiyorsam bana hani stres topu, bileziği bi'şeyleri var ya onlar gibi geliyor şerefsizim.
minikminicik minikminicik
artık yatağa atılacak her kadına kafadan söylenen ve her seferinde de işe yarayan cümle.kadınlarda şöyle bir etki yaratır;"yaaa bana kadinim dedi yaaa...hoşgeldin dedi..yaa evlenmek istemese neden öyle desin di miiii"
illuyanka illuyanka
o kadar güzel bir yürek ki bunu yazan, avuçlarına dökülen incileri toplar bir bir öper. hürriyet gibidir kadını da ikisini de kaybetmekten imtina eder. hele bir de bu güzel şiir, ilhan irem gibi bir üstadın sesiyle buluştuysa bize sadece mest olmak kalır.

1 /