hüdaverdi

1 /
mor mephisto mor mephisto
- ali bey amca
+ heee
- lahmacun istemiştin ya
+ eee
- bulamadım bende macun aldım

- ali bey amca
+ efendim
- ali bey amca
+ efendim
- ali bey amca
+ efendim
- ali bey amca
+ efendim
- şuncacık çocukla sidik mi yarıştırıyosun ali bey amca pes et artık ya :

aliiii
+ efendimmm
- büyüyünce ne olacaksın?
+ bey olucam
- daha sonra
+ amca olucam
- daha sonra
+ ananın örekesi olucam

- ali bey amca ananın örekesi kötü bişey mi?
+ hayır yavrum niye sordun
- hiç merak ettim peki ne demek?
+ bir alet
- nasıl bir alet ali bey amca
+ ip eğiriyon
- hee anladım ali bey amca
+ hadi şimdi defol
hı hı evet hı hı evet
bana yağmuru sevdiren,
güneşi erken doğdurandır.
yaşama gücü veren,
enerjimi yerine getien...
gün boyu aklımı ona kilitlediğim,
sevgisini üzerimde hissettiğim.
aidiyeti tattığım ve tattırdığıma inandıgım,
kalbimi emanet ettiğim...
korkularımı a dan z ye bilen,
geçmişinden çok gelecegini önemsedigim,
var oldugu için her an daha fazla sevinip,
yoklugunu düşündüğümde karanlıga büründüğümdür..
aşık olduğum,
deli gibi sevdiğim
tanıştığım ana minnet duyduğum
her gün o günü yeniden yaşadığım,
anımı değerli kılan
ve
her zerresine talip olduğum...

sevdiğim...
mustaj mustaj
-benim içim sıkıylıyoo siz orda gülüyosunuz buraya baksanıza içim sıkılıyo.
+peki neden için sıkılıyo?
-bilmiyorum şuramda bi sıkıntı var.
+ağrıyor mu?
-çok sıkılıyoo...
+apandisit olmasın bi doktora götürsek mi?
-aaa tamam tamam, boş yere kafanı yorma, buldumm donumun lastiği sıkıyo.
hı hı evet hı hı evet
çok önceleri okuduğum bir kitap düştü aklıma birden, içimden bir ses git, aç hadi dedi.. alışım ve rastgele bir sayfa açışım toplamda iki saniye etmez belki, oysa şimdi kimbilir kaçıncı kezdir aynı yeri "bir daha" diye baştan okumaya başlıyorum. hepsi senin yüzünden. hepsi; senin bana hissettirdiğin, benim sende hissettiğim her şeyin şimdi avuçlarımda kelimelere dökülmüş şekilde bana bakıyor olması...

dinle;


"gail çenesine yerleşen bir sırıtış, gözlerinde tekinsiz bir parıltıyla o kadar kolay geri adım atmayacağını kanıtlamaya hazır ağzını açtı. tam o anda ömer başını kaldırıp iki saattir ilk olarak yüzüne bakmayı başarabildi. açık ağzının gölgelerinde önceden gelen bir akis gibi söyleyeceklerinin hışırtışını duydu. insanların yüreklerindeki en küçük umudu bile sömüren bir sistemden uzaklaşmak gerekliliğinden bahsettiğini duydu. bu hayatı deniz üzerinde bir tekne gibi ayağının altnda asla katı bir şey bulundurmadan, her an herhangi bir yere yelken açmaya hazır yaşamayı övdügünü. her gece, ertesi sabah asla geri dönmek istemeyeceğin bir yabancı bir ülkede uyanma korkusuyla uyuduğundan bahsettiğini duydu. ölümden ve ölümsüzlüğün tek yolunun ismini, yerini değiştirmek, kendini terk etmek, ölmeden ölmek olduğundan söz ettiğini. "dur canım" diye fısıldamak isterdi ona. "hep korkudan, seni ne zaman dinlesem dilinden dökülen öfke, biz tanışmadan, ben seni sevmeye başlamadan çok önce orada olan öfken aslında hep korkudan"

ama korkma artık çünkü sen istediğin müddetçe yanında olacağım.

bunların hiç birini yüksek sesle söyleyemedi. bütün sözlerini bir çatal püreyle yutmaya çalıştı. yine de içindeki sesleri duymamak için başkalarının konuşmalarını kafi derecede dinlemişti. aniden kendisinin de bir kaç kelime etmesi gerektiğini hissetti.

"sanırım hepimiz bir mucizeyi bekleriz, ama farklı şekillerde. bunu tek yapan katolikler değil. hepimiz benzer beklentiler taşırız. isimleri başka başka olsa da altında yatan aynı temel özlemdir: tek düze hayatlarımızı aydınlatacak bir mucize. bir mucize... bir kurtarıcı... ya da bir sevgili... hepsi bir. ben bu beklentiyi paylaşabileceğimi hiç düşünmemiştim ama... "
"kendimdeki değişimi seyrediyorum. aşık olmanın bir mucizeye inanmaya benzediğini düşünmeye başladım. aşk da beklentiler ve inançlarla ilgili. insan kendisi için hala kurtuluş ümidi olduguna ve günün birinde özel birinin bunu mümkün kılacağına inanıyor. bir mucizenin özlemi değil mi bu? bu dünyadan fazla bir şey beklememen gerektiğini bilsen de içindeki bir şey diretiyor... umut etmeyi sürdürüyor... sevdiğin kişinin de seni seveceğini umut etmeyi..."

* *
sen gelene kadar hep korktum.
daha önce yaşadıklarım yüzünden, seni hiç bulamamaktan, tüm hayatımı karanlıklar içinde yaşayıp hiç olmadık bir yerde hiç olmadık bir şekilde yalnız ölmekten.
yalnız ve mutluluğu hiç tadamadan...
ama geçti,
sen geldin ve tüm korkularımı bir bir attın içimden.
şimdi ben sanki hiç onlar hayatıma girmemiş gibi yeniyim,
her sabah bir öncekinden daha taze ve daha aşık...

ümidimi bana geri verdiğin için sağol sevgilim.
seni seviyorum
hı hı evet hı hı evet
gecenin bu saati ne güzelmiş seni düşünmek; ellerini, gözlerime kilitli gözlerini, avucumda masumlaşan yüzünü, her sarılışımda sımsıcak olan bedenini düşünmek... aramızdaki ele avuca gelir sevgiyi; vucuda soktuğumuz sevgimizi düşünmek.. ne güzelmiş be sevgili...

düşündükçe şaşkınlığım artıyor inan, meğer ben ben bu zamana kadar hep lekelemişim "seviyorum" kelimesini, kendimi olmadık insanları sevdiğime inandırmışım, sevginin sinema salonlarında kondurulan basit bir öpücük yahut öylesine tutulmuş bir el olduguna saplanıp kalmışım sen gelene dek..

şimdi bu demek oluyor ki sen hayatıma hiç girmeseydin, yani ben senin o içinde eridiğim gözlerine hiç bakmasaydım; gerçekten kimseyi sevemeden göçüp gidecektim bu dünyadan, birinin uğruna ölmeyi göze almak nasıl bir his bilmeyecek aynı oranda sırf biri için yaşamanın tadını tadamayacaktım.. aidiyeti bilmeyecektim mesela; kendini tümüyle birine ait hissetmeyi, karşındakini herşeyiyle istemeyi..

düşünsene sen hayatıma girmemiş olsan; ben birini hem baba gibi hem evlat gibi hem kardeş hem arkadaş gibi sevip aynı zaman da deliler gibi aşık olmak ne büyük mutluluktur bilemeyecektim...

uyanışını izlemekten bu kadar keyif alacağım biri daha olmayacaktı mesela, günaydın öpücüğü için saatlerce başında beklemekten usanmayacağım bir sevgili ve ya uyanıp beni izlediğini gördüğümde deli gibi sevindigim bir adam, hasta olduğunda kahrolup ancak sağlığında kendime geldiğim bir insan olmayacaktı... kimsenin gülümseyişini öpmeyecektim, ellerini koklamayacaktım, yüzüne dokunurken yanmayacaktı içim...


seninle ben eger biz olmasaydık; ben iki insanın tek olabileceğine olan inancımı kaybetmiş şekilde ölüp gidecektim yamaları bile sökülmüş delikli hayatım, benliğim, ruhumla birlikte.. belki tüm hayatım boyunca senin gelmeni bekleyerek eksilecek ve en sonunda yokluğunla yok olup gidecektim...

senin gelişinle tamam olan hayatımı sen yokken önüne serebileceğim biri olmayacaktı.. birine sarılıp hıçkırarak ağlamak nedir, birinin sana deliler gibi güvenmesi nedir hissedemeyecektim. dünya yıkılsa bana bir şey olmaz burda diye koynuna sokulamayacaktım kimsenin, olmak istediğin tek yer neresi diye sorulsa dünyanın saçma sapan bir yerini söyleyecekti dudaklarım senin yanın yerine, sen olmasan ben; gerçek mutluluk nedir bilemeyecektim...

mutluluk denince gözümün önünde beliren yüz,
ömrümün tek sahibi,
gülüşüne hayatımı verebilceğim sevgilim...
babam, oğlum, dostum..

hep dökülür ya dilimizden şairin o güzel dizeleri;
"kadere inansam
sana inanırdım" diye; ben kadere tapıyorum artık...


seni, her zerreni, bir kadının bir erkeği sevebileceği en yüksek perdeden, en derin aşkla ve her gün yenilenen bir bağlılıkla seviyorum..
hı hı evet hı hı evet
sevdiğim, sevgilim, dünyam..

"ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında zor fakat ayıpsız
ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum"

insan birini her gece rüyasında görüp uyanmamak için debelenebilir mi? hem de rüya olduğunu bilerek.. özlem insana neler yaşatıyormuş sevgilim, rüyalara bile muhtaç hissediyormuş insan kendini, fotoğraflarla, şarkılarla, mısralarla besleniyormuş insan. hiç şikayet etmeden, aksine severek isteyerek özlüyormuş canından çok sevdiğini..

şimdi biyerlerden çıkıp gelsen, tam karşımda dursan, "geldim" desen ne yaparım bilmiyorum. yapılacak bişey bulamamaktan değil; onca şeyin arasından birini seçmekte zorlanacağımdan.. seni öyle özledim ki, sonunda kavuşmak olduğunu bilerek o ömür için bekleyerek yaşıyorum artık. hergün daha da heyecanlanarak, daha da sevgi yüklenerek..

içinde geçmediği her cümleyi eksik saydığım adam,
seni özlemeyi bile seviyorum.
1 /