ikinci cihan

1 /
cest tres excitant cest tres excitant
birsen tezer'in yeni albümü'nün adı. müthiş şarkılarla bezeli, bir şeyin değerli olduğunu anlatırcasına el işi, göz nuru, alın teri bir albüm.

1 şubat itibariyle satıştadır.aynı gün içerisinde itunes popüler albüm listesinde 1 numaraya yükselmiştir. ertesi gün almak için gittiğim mephisto'da kapış kapış satılıyordu. abartmıyorum, dükkana girip albümü almadan çıkan olmadı.
ben bile, ki albümü ondan yarım saat önce ada müzik'ten almışım, gidip bir daha aldım. çocuklaşıp bir de küçük prens'i aldım. mutluluk kattı bu albüm. çoook şanslı kadın bu birsen. sayesinde bizler de.

şarkılar;

1 - nefes

bu şarkıya dokunanların arasında olunca erkan oğur, bir ömürlük misafir'deki tadı almak kaçınılmaz oluyor.
güne başlarkenki tüm bilincinle aldığın o derin nefesin gibi bir şarkıyla başlamak albüme... sevda, sevda hiçe karşı...

"dağınık bir bahçe gönlüm
seçtin mi içinden gülü
bir ömürlükse yaşamak
ya seninle ya da sensiz"

2 - delikanlı

birinci cihan albümündeki balıkesir şarkısından sonra bu albümde de delikanlı ile adından söz ettriyor zafer cımbıl. bir başka albüm çıkarsa şayet, sevdanın yolları şarkısında bir düet, çok hoş olur doğrusu.

3 - kuş masalı

lansman konserinde önce ağzına yakıştıramadığım, sonra sonra şarkının içine girdikçe ne kadar yerinde bir söz olduğunu düşündüğüm bu şarkıda, slogan gibi bir söz; sustunuz susmayınız sadece boktan bir sabah bu sabah. neyi düşünerek yazdığı şimdilik meçhul. ortaya çıkınca elbet yazılacaktır o hikayeler de. evet evet, kesinlikle bir hikayesi var.

4 - kusura bakma

kusur dediğin olması gerekendir. kusursuz olmak haddimize değil, ancak uğraşıp durabilir, bir kusur olduğunda da rahatlıkla "kusura bakma" diyebiliriz. ben her nedense severim bu söz öbeğini. söylediğimde de bilirim ki vicdanın temiz. ya da kredin vardır insanlarda, yaşadıkların ağır gelmiştir ya da sindirmeye ihtiyacın vardır ve dersin işte. "kusura bakma".

alışkın kulakları ısıracak tanıdık bildik bir ses var bu şarkıda. daha doğrusunu söylemek gerekirse, bir gitarın sesi. neye, hangi albüme dokunduysa hayat vermiş, tat katmıştır akın eldes.

gözü kapatıp dinlenesi bir şarkı olmuş bu.

"biraz çekilme zamanı
gözünü kapatıp içini duyma zamanı"

bu şarkıya klip çekilsin isterim. net.

5 - arı maya

albümün en eğlencelisi. adı gibi, vız vız. bir çiçekten öbürüne. güneşli bir günde, esen yelde renk renk güzelim taç yapraklarını havalandıran çiçekler dur duraksız çalışan arılara hizmette kusur etmiyorlar. bu şarkının enerji kısmıydı sadece. söz kısmında da şu var, neden kaçmak, nereye koşmak, duramamak ah içten!

6 - şarkıcının şarkısı

söz olarak ilk dinleyişte insanı yakalayan tarafı bir yana dursun, sibel köse'nin bu şarkıya kattığı en az birsen tezer'inki kadar. ilk cihan'a göre ikincisini daha jazz kılan en öncelikli şarkıdır bu şarkıcının şarkısı. serbest salınımda sözler ve seslerin birbirleriyle kaynaştığı, yeni bir güne sabaha nefesi yetip yetmeyeceğini sorgulatan güzel bir şarkı. düet. ellerinize sağlık.

7 - boşver

söz ve müzik öğrencileri tarafından idol olarak alınan sami batok'a ait. bir yılgınlık, bitik bir hikayenin şarkıya bürünmüş hali.

bu şarkı çok tutar arkadaş. hiç şüphem yok. hani sanatçının albüm içerisinde çok güvendiği şarkılar olur ya, bence bu şarkı o şarkılardan ilk sıralarda olmamasına rağmen, çok ama çok sevilecek.

"hani bazı şeyler vardır, bedeli ne olursa olsun!
bu da öyle bir şey, zorlama."

8 - ne tuhaf (`aşk üzerine söylenmemiş her şey)

ilhan şeşen'in "yahu böyle bir isim olabilir mi, sadece bir şarkı adı böyle bir iddia'yı nasıl taşıyabilir, aşk üzerine söylenmemiş herr şeyy? böyle bir şey mümkün mü? bu şarkının adı bundan böyle "ne tuhaf"tır diyerek yaptığı açıklama, biz dinleyiciler tarafından pek kabul görmeyecek gibi duruyor. bizler dinleyici kısmısı, severiz iddialı lafları. ona anlamlar yüklemeyi ve de acı çekmeyi, mutlu olmayı. şarkı muhteşem, diyecek çok bir şey yok. düzenlemesi farklı olsaymış dedirtiyor bana, ama her haliyle çok güzel.

9 - kendi kendime (`eylül)

bu şarkı, bütün albümün müzik direktörlüğünü üstlenen ve baslarına ses veren gürol ağırbaşın müziğine bülent ortaçgil'in sözlerini sığdırdığı bir şarkı.

bas şarkıları albümünde "eylül" adıyla bildiğimiz bu eser, birsen tezer için çok özel anlamlar ifade ediyor olmalı. o mutluysa ben her türlü mutluyum.


albümün genelinde zaman zaman çello'nun ağırlığını hissettiğim ve mest olduğum, "nefes" şarkısında tarık aslan'ın bendirine ve erbanesine hayran kaldığım, düzenlemelerine taptığım başta emre tankal olmak üzere, tunç öndemir'e bu albüm için sonsuz teşekkürler. ve tabii ki birsen tezer, sen çok yaşa. unutulmazlarıma bir albüm daha kattın ya.

happy edit; girime birsen tezer'den gelen yanıt; "kaleminizle,gönlünüzden geçirdiğiniz kelimelerle ince ince işlemişsiniz ya albümü! teşekkürler..."

(bkz: sevindirik olmak)
delizabeth delizabeth
17 ocak'ta istanbul ghetto'da dinleyicisi ile ilk kez buluşacak olan, birsen tezer'in 2. albümüdür. uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir gece olacağı kesin. çünkü hem 'ikinci cihan' mutlaka muhteşem bir albüm olacaktır hem de gecede yer alacak sanatçılar geceyi ölümsüz kılacaktır. işte konuklar;
bülent ortaçgil, erkan oğur, ilhan şeşen, akın eldes, sibel köse, birol ağırbaş, tarık aslan, özer arkun.

ayrıca hem ilk cihan'da hem de ikinci cihan'da emeği geçen ve ekipte sürekli beraber çaldıkları usta müzisyenler de albümü o akşam birsen hanım'la birlikte sahneleyecekler. kim mi onlar?... buyurun; gürol ağırbaş, tunç öndemir, emre tankal, derin bayhan

her iki cihan'da da seninleyiz...
ptt ptt
ve işte sabırsızlığımın sonucu olan albüm. raflara değil, başımın üstüne hoş gelecek. az kaldı kavuşmamıza azcık kaldı.
ptt ptt
bu akşam ghetto ' da lansmanı yapılacak albüm. heyecanlı bekleyişin son saatlerini yaşıyoruz lakin beklediğimize değeceğine hiç kuşkumuz olmadığını biliyoruz.

yine birsen tezer yine tunç öndemir ve yine emre tankal ile birlikte şahane saatler dinleyiciyi bekler.

var olsunlar hep.
cest tres excitant cest tres excitant
harika bir lansmanı gelmiş ve geçmiş hafızalara damgalanmış albüm. böyle bir sahne daha da gelmez diye düşünüyorum.

ocak ayının sonunu nasıl bekleriz şimdi. çocuğun ağzına şekeri verip sonra almak gibi. ama birsencim böyle olmaz ki.

dipnot: müthiş bir albüm geliyor. !!!

editus: ocak sonu dedik, meğer şubat başıymış. 1 şubatta müzik marketleri aşındırmaya gidiyorum. gelen?
ptt ptt
öyle bir albüm geliyor öyle bir albüm geliyor ki yolun açık olmama ihtimali yok bu yüzden yolu açık olsun temennilerinde bulunmuyorum.

dün akşam ghettodaki lansmanda dünya gözüyle birsen tezer, bülent ortaçgil ve erkan oğur' u aynı sahnede gördüm. bu gözler bunu gördü. gördüğüm yetmezmiş gibi bir de aynı sahnede şarkı söylemesinler mi? ruhumu teslim ediyorum sandım.

lansman sonu ayrılırken bir korku sarmadı değil. albüm olur ya da olmaz ama bu ülkede bir ortaçgil, erkan oğur ve birsen tezer var. bunu bilmek bile yeter. o kadar ki aralarındaki sevgiyi hissettmemek, bağlılıklarının gücünü anlamamak için duygu yetinizi kaybetmiş olmanız lazım. enerji bu kadar mı saf geçer dinleyiciye.

teşekkürü bir borç bildiğim gecede, özellikle;

bülent ortaçgil, tonton yanaklarını sevdiğim gülüşüyle güneşi söndürecek sıcaklıkta insan.müzik sen olmuş, sen de müzik.

erkan oğur, abi senin içinsöz bile söyleyemiyorum. o nasıl bir çığlık çığlığa çalmaktır. gitar ağlamadı resmen bıraktı kendini senin kollarına. artık ne yaparsan yap bana dercesine... ömrün uzun olsun daha çok var seni dinlemesini istediğim.

akın eldes, kapı çıkışında gözümün içine bakıp "iyi akşamlar" demeseydin bu yazıyı yazmayacaktım. sadece diyecektim ki "akın eldes kapıdan girerse kimse onun bu gitara ne yapacağını bilemez". at soloları neye uğradığımızı şaşıralım.

birsen tezer, çok karışık bir tanımlama olacak ama müziği bize sevdiren adamların sevdiği kadın oluşun, repertuarında olmayan şarkıları kırmadan söylediğin için, çığlık çığlığayı söylerken arşa yükselen ruhun için ve gerçekten samimiyetle "biz bizi bilen birkaç kişiyiz" dediğin için anlamlısın hayatımızda.sahneye çıkarken ki heyecanın hep ellerine vursun güzel güzel al bizi şarkılarına.

21 temmuz 2010 bülent ortaçgil 40 ıncı yıl konseri nden sonra geçirdiğim ve duygu yoğunluğu yaşadığım en güzel geceydi.

son olarak tunç öndemir, heyecan ve duygu karmaşasını gözlerinde gördüğüm öğretmen, müzisyen, arkadaş, dost. yorgunluğuna değmiş değmiş şimdi yeni şarkılar çalma zamanı.


ay sonu çıkması planlanan albümü alıp "nefes"i dinlerseniz de aslında ne demek istediğimi anlarsınız. "kuş masalı" gibi "ne tuhaf" di mi?

edit: nefes şarkısı nedir ya. sanki şarkıyı dinlemiyorum yaşıyorum. albüm elimde lakin 2. şarkıyı dinleyemedim henüz. nefesle başladım aynen nefesle devam ediyorum. seneye tüm albümü dinlemiş olurum inşallah.
virgül virgül
akılları baştan almaya niyetli yeni birsen tezer albümü.

dün akşamki lansmanında ise dinleyenler başka diyarlara gitmişti ki çıkarken aptal aptal sırıtmayan kimseyi görmedim. ayrıca sahneye çıkan tüm konuk sanatçıların şarkıları bir süreliğine ele geçirmeleri ve sonra güzelce sahibine iade etmelerini izlemek enfesti.
o değil de, aralarda kendi halinde dolanan erkan oğur ile tanışmak gecemin en güzel detaylarından biriydi.
kerr kulik kerr kulik
birsen tezer'den kötü bir iş çıkarmasını beklemek gaflettir. albümü aldığım gibi şarkıları bir kez dinledim. sonrasında ise ilk takıldığım parça "nefes" oldu. henüz kendimi tekrar tekrar dinlemekten kurtaramadım.

yüreğine, ağzına, eline sağlık be kadın!
1 /