ingiltere

14 /
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci



normaldir. çünkü sözde türkiye, özde erdoğan hanedanlığı bir britanya dominyonu. iç işlerinde görece otonom. dış işlerinde(?) ise tamamen britanya'nın çıkarlarına göre hareket ediyor. mesela federal almanya cumhuriyeti ve fransa'ya karşı atıp tutmaları; genel olarak ab'yi hedef almaları... kıta avrupası'ndaki faaliyetlerini de esasen britanya denen şer yuvası yönlendiriyor.

ek: bu, ingilizlerin kötü insanlar oldukları anlamına gelmiyor elbette.
acarabi acarabi
yahu onu bunu bilmem. yaklaşık 5 yıl kadar önce bankacı yeğenim oraya bir arkadaşının davetiyle gidip 10 gün kadar kaldı.
dönüşünde ne dedi biliyor musunuz.
"enişte, ingiltere olduğu yerde hiç bir ilerleme sağlamadan sayacak. türkiye devamlı gelişme gösterecek, belki 40-50 yıl sonra onların gelişmişlik ve sosyal yaşam seviyelerine erişebiliriz"
daha da başka şey bilmem.
5
clitor eastwood clitor eastwood
mimarisi bir başka olan ülke.
endüstri devrimine kadar, rönesans ve sonralarında gelişen yunana öykünüşün varyetesi neoklasizm akımıynan beraber ölçüt iyice popüler hale geldiydi avrupa'da. her şey kusursuz bir simetriye sahip olsun, oranlar, orantılar, efendime söyliyim sanatın her perspektifi mimariye uygulanmaktaydı.
derken ingilizler bir şey attılar ortaya: arts and crafts.
özellikle geleneksel ev mimarilerinde görebileceğiniz üzre her biri birbirinden bağımsız, her biri başka mimariler çıkmaya başladı. çünkü fazla şatafat sıkmıştı sanırım. ingilizler sanatın içine zanaati de dahil edip, her şeyi kalıp değil de el yapımı yapmaya başladılar.
gotik mimariden sivri çatılar geldi. ama bir garipti bu evler, masifti, büyüktü, baskın ve karanlıktı. pencereleri ikiz veya bir bandı takip etmiyordu mesela. bir pencere uzun dikdörtgense, hemen yanındaki tamamen daire formlu olabiliyordu. rönesans ve barok mimarisine inat, ortaçağa öykünmeydi ve büyük emekler verdiler. ingilizlerin mimar ve zanaatkarları iyi işler çıkardılar.

örnek olaraktan philip webb beyciğimizin tasarladığı "kımrızı ev" verilebilir.

sychtianarch sychtianarch
sözün kontrat olarak geçtiği ülkedir. anayasası yoktur. krallık artık göstermelik olarak kaldıysa da belli bir saygınlığı vardır. kraliçe siyasete müdahale ederse de geleneği bozmazlar.

10 pound'un üzerinde kraliçenin paranın değerini koruyacağı üzere verdiği söz bulunur.

bir de gel bizim yavşaklara bak. kanunu yap, torba içine koy, referandum ile geçir, sonra işine gelmeyince tekrar değiştir. malum, paranın değeri de ortada. miş gibi ülkeyiz vesselam.

not:
windsorlar esasen hannover asıllı almanlardır (bkz:saxe coburg gotha). esas soyadları da battenberg'dir (ingilizce karşılığı mount batten). 1. dünya savaşında almanlara karşı duyulan öfke kraliyet ailesinin kökenini ön plana çıkarıyordu bu nedenle bu yıllarda soyadlarını değiştirdiler. ii. dünya savaşı'na girmeden önce ailenin hitler taraftarı olduğuna dair ciddi kanıtlar var. devlet denince kraliyet ailesi buzdağının görünen kısmı olduğu anlaşılıyor. parlamento ile yetkileri sınırlanmış bir kraliyet aslında ingiltere'nin önünü açan ve temeli 1215'te magna carta luberium sözleşmesi ile atılmış siyasi bir oluşumdur.

sözleşme gereği kralın harcamaları da denetlemeye tabidir. ayrıca demokrasi bir anlamda erklerin harcamalarını denetlemektir. bugün prenslerin özel uçak kullanıp kullanmadıkları çocukların okul masrafları doğrudan basın yoluyla halka aktarılmaktadır. güçler dengesi hiçbir ülkeyi zayıflatmaz. alman yanlısı kraliyetin o dönem varlığını sürdürmesi kraldan çok kralcılık değil, devlet geleneğinin muhafaza edilmesindendir. elbette kraliyet ailsesi, ingiliz gizli servisi tarafından da gözetlenmiş, yeri geldiğinde frenlenmiştir. adadaki kültür, toplumsal normlar bu geleneğe göre şekillenmiştir.

"özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır."

#14969713
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
islamcı-ihvancı terörün doğumcusu/ebesi. islamcılık ve liberalizm denen iki salgın hastalığın merkezi. iki akıl hastalığı...

yerle bir edilmesi, yok olması gereken şer yuvası.

öyle korkaklar ki, muhataplarına doğrudan saldıramaz, türkiye'ye atadıkları sömürge valisini kullanırlar. almanya ve fransa'ya karşı...

zamanları geçti tabi. devir bizimdir.
14 /