insan çürümeye başladığında

hope is gone hope is gone
çok sevdiğim arkadaşım mustafa becit'in yeni kitabı. başarılı yazar kimliğini yine gösterdiğine eminim, en kısa zamanda okunacaklar listesindendir.

"adalet insana öyle ya da böyle bir bedel ödetir. ama insan çürümeye başladığında adaletin bir önemi kalmaz. ben çürümemin son noktasındayım ve allah'ın bana biçtiği adalet bu."

cinayet büro hareketliydi. masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… birileri aranıyordu bu masalarda. dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.

adalet neydi? herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? insan ne zaman çürümeye başlardı? başkomiser rauf, taksici muhsin, doktor taner ve diğerleri… mustafa becit, ikinci romanı insan çürümeye başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.
kırılan serçe parmağın olsun kırılan serçe parmağın olsun
1 hafta önce okumayı bitirdiğim kitaptır.

öncelikli olarak kitap hakkında sadece 1 giri girilmiş olması beni şaşırttı. daha fazla ilgi bekliyordum.

kitabı okumaya başladığımda konuyu ilgi çekici buldum. zira ilk 20-25 sayfa içerisinde bir kitap beni çekemezse genel itibari ile o kitabı bitirmem, yarıda bırakırım. bu hususta bu kitapta problem yaşamadım. anlatacaklarımın devamı kitap ile alakalı olarak fazla bilgi vereceğinden spoiler etiketi ile paylaşıyorum.

----------spoiler----------

1. cinayet haberi telsizden ulaştığı anda, maktülün kim olduğu söylendiğinde cinayeti işleyebilecek ilk katil olarak aklıma neden bilmiyorum rauf'un eşi leman geldi. bu soru işareti daha sonraları kendiliğinden ortadan kalkıyor.

2. kitabın 3 ana bölüme ayrılıp birinci bölümde rauf, ikinci bölümde muhsin ve 3. bölümde yüzleşmenin olması biraz hikayeyi kopuklaştırmış. 2. bölümün sonuna gelindiğinde insan "rauf kanadı nasıldı yahu?" oluyor.

3. muhsin'e ne oldu? kaç yıl yedi? ne ile yargılandı? detaylar nedir? bunlar paylaşılmamış. benim için en merak edilen husus bu oldu. zira bir nevi namus cinayeti olarak adlandırılabilecek bir durum söz konusu.

4. rauf? 40 yaşına girmemiş henüz. otuzlarında. bu adam emniyette efsane olarak anılacak ne yaptı? en azından bir paragraf ile açıklanabilirdi. bende hala muallakta kaldı.

5. ve adalet. burada hukuki adalet en sonda geliyor. insan içindeki adalet terazisi ve ilahi adalet kısımları biraz daha fazla işlenmiş gibi. iç hesaplaşmalar insanların hayatlarında kendileri için yapmış oldukları sebep - sonuç çıkarımları daha fazla. bu kısım insanın yüreğine dokunuyor ki kitap bittikten sonra bir kaç gece bu romanla alakalı rüyalar gördüm.

6. kitabın konusu tamamen özgün mü? yoksa aşağıda bıraktığım haberlerden esinlenme mevcut mudur? bu da merak ettiğim bir husus. çünkü kitabı bitirdiğimde konu bana çok ilginç ve yaratıcı gelmiş, devamında bunları gördükten sonra biraz hevesim kırılmıştı.

www.cnnturk.com

www.bbc.com

www.hurriyet.com.tr

7. o cinayet sahnesini yazarken gerçekten yazar hakkında farklı düşüncelere gark oldum. nasıl bir şiddet var içinde?


----------spoiler----------

sonuç olarak okunabilir bir kitap, okunması size hiç bir şey kaybettirmez. ancak insanın kendisi ile olan muhakeme yeteneğini geliştirir, yoksa kazandırır. yazan arkadaşın psikoloji okuyor olması da bu duruma biraz etken. psikolojik durumları iyi açıklamış ve insana yaşattırıyor. tavsiye edilir.