instela yazarlarının itirafları

denizin anası denizin anası
ben işteyim aklım evde sözlük.kuzenim geldi yatılı misafir.haftaya arkadaşının nikahı varmış.benim yeşil bir elbisem var onu istedi.pek hayır diyebilen biri olmadığım için tamam dene madem dedim.bana göre biraz daha iri olduğu için de nasılsa denk gelmez diye düşündüm.tahmin ettiğim gibi sığamadı içine.içimden bir oh çektim yani.
az önce aradı bu beni.tekrar denemiş elbiseyi denk gelmiş.akşam az terliymiş de ondan olmamışmış.gitti caaanım elbise.üstelik en sevdiğim elbiselerimden biriydi.ha bir de bunun geri gelmeme gibi ihtimali de var.bencil miyim neyim ben şimdi?yoksa enayi mi?
9
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
doğu mitlerini ve masallarını diğerlerinden daha çok seviyorum ama bunda kıstas aldığım mitlere ya da masallara has olan özellikler değil.. zaten bilirsiniz dünyada filmi amerika yapar, masalı en iyi arap anlatır. gerçi hintlerde fena değil bak, panchatantra bir ilktir.
1
kolaylokma kolaylokma
asıl yalnızlık sevdiğiniz insanın sizden uzaklaşmasıyla başlıyormuş. yanınızda kim olursa olsun, ne kadar insan size kalbini açmış olursa olsun "o" kişi açmadığı sürece yalnızsınız.
antreneur antreneur
sevmenin yaşı yokmuş, aşık olmanın da yokmuş. mesela ergenliği aşmışken, hayatınızdan bir sürü insan geçmişken, saçma sapan bir adama aşık olabilirmişsiniz. evindeki sabunun, duş jelinin, diş macununun aynılarını evinize alabilirmişsiniz. her şeyde onu görmek, kokusunu almak isteyebilirmişsiniz. böyle de salak sevebilirmişsiniz. sonra tek hamlede böyle salak sevmenin sonuçlarını da öğrenebilirmişsiniz.
4
di mi ya di mi ya
akşam kordonda içmeye çıktım bir arkadaşımla garsona sarj cihazımı takabileceğim bir priz var mi dedim, barmene yönlendirdi. şirin bir edayla sordum, ama müthiş bir enerji ve sevimlilikle telefonumu alıp sarj etti, karşılıklı baya bir eğlendik. çıkışta yine tatlış bir halde işimizi hallettik. izbanla dönerken hic susmayan bir kiz cocugu kucağıma geldi ve oturunca gulusmeye başladı, babası bana bırakıp kaçacaktı kızını o derece. inene kadar benim kucağımda millete gülerek su şişesi fırlattı, inince arkamdan ağladı. nargile icelim geceyi kapatalim dedik, 4 garson 5 dk arayla masamıza dönüşümlü olarak geldi bir isteğimiz var mi diye sordu. gülücükle cevap verip teşekkür ettim. sonrasında kafe sahibi kız, karşımdaki erkek arkadaşımı bırakıp bana yöneldi ve sizinle tanismak içın geldim diyerek elini uzattı, bir ikramda bulunmak istitorum diyerek kahve ikram etti. hesabi odeme kısmında, beni kasada görünce sizi görünce heyecanlandım pardon hesap yanlış oldu diyerek fişi bir daha kesti. çok tatlisiniz ya diyerek, burcumu sordu. kiziyla ayni burç ve yukselene sahipmisiz belki de ondan bu kadar kanım kaynadı size dedi. butun garsonlar tek tek memnun kaldiniz mi diyerek geldi, tesekkurler edip ellerini sıktım. en son bitanesi arkamızdan seslendi, koşarak kapının dışında elimi sıktı. arkadaşımla ben anlayamadık bu ihtimam niye acaba diye. lann ben öleceğim de bana mi soylemiyorsunuz. korkuyorum sözlük...
5
yalnızdım düşüyordum unutmamaya çalışıyordum yalnızdım düşüyordum unutmamaya çalışıyordum
geçen yine burayı itiraf diye günlük gibi karalayacaktım. dur dedim kendime, ne yapıyorsun? format sikilmiş zaten. içerik uyumsuzluğu hak getire. bari sen sıçma şu işin içine...

uyku da gitti tabi. sivrisinekler yüzünden. sivrisinek demişken, duvarlardaki sivrisinek ölülerinin kanlı artıklarını özenle saklıyorum. kirli zevklerimden biri de budur.
is difficult to say is difficult to say
bugün yine her zamanki gibi iki kişi arasında geçen çok ilginç bir diyaloğa şahit oldum. çok tuhaf, hala bu hayatta en zor kazanılan şeyin para olduğu düşünen insanlar var. hayata 100-0 yenik başlayanları bu konuya dahil etmiyorum çünkü onlara yapılan bu haksızlığı bende onlar kadar anlamıyorum. ama eli ayağı tutan hali, vakti ve imkanı olanların körlüğüne de bazen şaşırıyorum. bana hayatta bir şey olmak için çabalayan birine bir nasihat ver deseler; paradan önce saygınlık kazanmanın peşine düş derdim. çabuk edinemeyeceksin, bazen hiç olmuyor zannedeceksin ama hiç ama hiiiç akıllardan çıkmayacaksın derdim. hiç erişilmez zannettiğin ağaçların gövdesine kavuk olur, ummadığın topraklarda yeşerirsin derdim. ortam şartları gereği mesafeli olduğun bir insandan tut, aynı yatağı paylaştığın insana kadar. benzer ama özel duygular uyandıracak, aynı rengi anımsatacaksın. bir kârın var mı? erken fark edeceksin, yakandan paçandan çekiştiren her şeyi. zarar saydıklarının hepsi de tekamül hanesine eklenecek. eğer her şey kâr-zarar hesabından öte ise ne kalacak geriye? hemen söyleyeyim şarap kadehinde içtiğim iki şişe biranın soğukluğu. kimine göre çocukça kimine göre anlamsız arkasını aramadığın günlük heyecanların. varlığına; sazına, nazına, sözüne şükrettiklerin. herkes anlamayacak böyle hissettiğini, bazı şeylerin zamanla nereden nereye geldiğini. yutkunmayı öğreniyorsun az değil. az mı delirdin bu zamana kadar! neler için çırpınmadın, ağlamadın, koşturmadın. sayıkladın bile! bazen koşturmamak için kendini nerelere bağladın? eninde sonunda anladın ki en doğrusunu yaptın. her şeyini bozdurdun harcadın ama bitmedin. nasıl oldu da bitmedin?
son görev cenaze hizmetleri son görev cenaze hizmetleri
libidom yüksek, akrep burcuyum, penisimle gurur duyuyorum.

amk bu ülkede libidosu yüksek her erkeğin sapık muamelesi görmesinden bıktım. ne sapığım ne am salak ne de abazan. libidom yüksek diye her gördüğüm kadınla da yatmam, sikimin bir haysiyeti var amk ajsjsk.


bir de akrep burcunu gömmeye devam edin lan. ilk kez burcumu duyan kadınlar ya nefret ediyor ya da hayran hayran bakıyor. ama kinciliği değil sekse düşkünlüğü ön plana çıkarın ajsjsj.


son olarak sikimle gurur duyuyorum. türkiye ortalamasından hem boy hem de kalınlık olarak epey ilerde. boynumu hiçbir zaman bükmedi, performansı da gayet iyi. onunla hedefimiz 80 yaş, viagrasız sjsjs.

başka şeyler de var ama bu gecelik bu kadar.

edit: küçük penisliler rahatsız ansjsj
caotic caotic
yaklasik 10 gun kadar once kuzey avrupadaki bir ulkenin göllerinden birinde smoothiemi yudumluyordum. hayat çok güzeldi, kırık dökük ingilizcemi sabırla dinleyen insanlar bulmuştum. tenseler, past continiouslar havada uçuşurken, döndüm. havaalanda bir kadın çocuğunu yumrukluyordu. 6 yasındaki muhammed enes kasla goz arasinda iki de uçan tekme yedi. sadece bu degil elbette, karsiliksiz çek, dedikoducu elti ve istanbul seçimleri kavgası da vardı gündemde. memleketimin sadece havası, suyu degil; kavgasi bile bir başka.

lakin fabrika ayarlarima geri dönmem, dun gece ust katta sabaha kadar partileyen iki barzo nedeniyle oldu. biliyorsunuz, pazartesi aksamlari partilemek icin ideal aksamlardir. sabah ise gidecek olan komsular ozellikle o aksamlarda siktir edilir ve tolerans gostermesi beklenir. sarhos, muhtemelen haplanmis bu barzolari cikip uyaramadim, zira neticede yalniz yasayan bir insanim. "bugünlerin yarinlari var. ya sonraaa" dedi levent yuksel kulaklarimda. 1+1 göt kadar evde nasıl parti yapildigini merak etmedim degil. ancak, muzikler guzeldi, shzamdan birkac sarki buldurdu ve ortadogu ayarlarima dönmeme sebep oldu.

yarin ilk is gidip, bankadaki paramin uzerine bu faiz oranlari ile yüklü bir kredi cekiyor, evim ve isim arasi 500 metre oldugu icin hic ihtiyacim olmamasina ragmen bir araba aliyorum. üst segment olacak tabii. audi filan güzel geliyor gözüme. tüp taktiririm. pencereden izler dururum. ne olacak canim.

düğünde de kilomla altin isterim. vakkodan gelinlik, tiffany den yüzük, hiltonda düğün, puhukette balayı filan. bir kez evleniyorum sonuçta. kıçıma alacak donumuz kalmayabilir ama donsuz da gezeriz. ne var? ferah ferah.

yeğenleri de ise yerlestirdik mi hayirlisiyla, tamamdir, yükleniyor... oldu bu is, yasasin ortadogu.