instela yazarlarının itirafları

dungbeetle dungbeetle
uzun zamandır yaşamıyor gibiydim yani ot gibi demek belki ama insanlığa faydalı değildim daha anlamlı sanki. böyle bir durumdayken yedi sene önce tanıştığım ve yaklaşık yedi senedir görüşmediğim bir arkadaşım yazdı. şöyle yapmıştın başıma bu geldi seni hatırladım nasılsın tarzı. hoşuma gitti. arada geçmişinixdeki insanları merak edin bari sevinelim be
flunk flunk
3 yılımı meşgul etti. kafa karıştırdı, yapmam dediğim şeyleri yapmama vesile oldu. kendime en güvendiğim yerden vurup kibrimde boğdu. seveyim dedim izin vermedi. destek istedi destek oldum ama sonra yok oldu. bunların üstüne bir mesajla güzel giden bir ilişkim var haberin olsun diyebiliyor. ağlamamak için sabahtan beri ne kadar hareketli şarkı varsa açıp açıp dinledim. çıkmıyor aklımdan. bir de engellemiş sanki musallat oldum şimdiye kadar. beddua etsem gönül razı değil, yine iyi olsun isterim. ben kendi aklıma s*cayım
charles hank charles hank
uzun zamandir hayatımda biri yok
ciddi anlamda
süreklilik arz eden kimse yok
nedense bana göre insanlar çift yaratılmış
ve tekini bulamayanlar hep eksik
sanırım artık kalıcı birine ihtiyacım var
bir gemi gibi liman liman degil de
bir liman olasım var
yada sahilde ki kayalık oysa deniz
işsiz kalmama az bir süre var
bu süre zarfında napacagimi bilmiyorum
pısırık biriyim evden pek çıkmam
çıksam ne fark eder bir iki tane dostum var belki de yok arayıp sormazlar pek
ruh ikizim yok
sanırım tüm sıkıntım bu
herkes bir şekilde hayatını idare ettiriyor
içimde bir kara delik var
günden güne büyüyen
beni de içine çeken
ah ya neymar ah ya neymar
evlenip yuva kurma gibi bir hedefim ve çoğalma, baba olma içgüdüm yok.

ben bunu yıllar boyunca aşırı marjinal ergenlik dönemimdeki "ne evlenmesi yea" kafasına bağladım lakin acı gerçeğin ne yazık ki 30'dan sonra farkına varabildim. gerçekten de çoğalayım da genlerim nesilden nesile aktarılsın şeklinde bir derdim yok, vallahi billahi ve hatta tillahi yok. niye bilmiyorum. yani ne bileyim tam şu anda maden suyu şişesine oturup intihar etsem ben genimi aktarmadım diye evren ne kaybedecek? ha tabi gen havuzu belli olan ülkemiz, üstün bir zeka ve yakışıklılıktan mahrum kalmış olurdu ama makro ölçekte, evren bazında baktığımızda ne değişecekti?

bir ara ciddi ciddi oturup neden saatlerce çalışıyorum, ne için bu kadar birikim yapıyorum diye düşündüm, cevabını bulamadım. daha da önemlisi tüm bu ahval ve şerait içerisinde neden bu kadar yüksek libido var? işin zevk boyutuna eyvallah da sistem bu işi belli ki insanoğlu çatır çatır coğalsın diye zevkli kılmış. hal böyleyken hormonlar evladım git şu dişi bireye verimli döl aktar diye alttan alttan habire zorlarken beyin ne bok yemeye muhalefet ediyor? çoğalma içgüdüm yoksa neden dolgun kalçalı, tombiş memeli buram buram dişilik kokan urağutlara meylediyorum? nerde bu hipotalamus nerde bu hipofiz bezi nerde?

ya ben kendini kandıran yalancı bir götverenim ya da ortada inanılmaz bir tezat var.
juniper10 juniper10
kalıcı dövme işine bulaştığımdan beri paramın kayda değer bir kısmı dövme yaptırmaya gidiyor.

kendimi nasıl durduracağım hakkında bir fikrim de yok.
clitor eastwood clitor eastwood
geçenlerde sevmediğim bir akrabamızın düğününe zor bela ikna edilip gittim.
takı merasiminde gittim, çok babacan bir şekilde ellerini sıkıp tebrik ederek, bilinçli olarak gelin hanımın iğneliğine 5 tele (yazıyla beş) iğneleyip, "bir yastıkta kocayın canlar" diyerek çok içten gülümsedim. bakışlarını görmeliydiniz, o kadar saf bir gizli nefret vardı ki... daha da gülümseyerek gözler kırptım ikisine de.

sonra masada otururken, oraya benim gibi zoraki gelmiş görünen bir ailenin o gün doğum günü olduğunu öğrendiğim minik oğullarına 100 tele harçlık verdim.

gelin, damat ve analarını bunu görmeleri için çaba harcamam gerekmedi, 5 tele yüzünden kısık gözlü göz hapsindeydim zaten. gelinin anasının bakışlarını hala unutamıyorum, öylesine hırs dolu bakıyordu ki, yasal olsa beni orda elleriyle boğardı.

lahmacun servis ettiler. yiyebildiğim kadarını yiyip, beş tane de dürüp poşete atıp "evde yeriz hak geçmesin" diyerek, düğünden sonra yolda gördüğüm mahalle gençlerine verdim, hayır duaları ettiler canlarım.

şahsiyetsiz, kişiliksiz ve gösterişçi insanlara orospu çocukluğu yapmaya bayılıyorum resmen. o gece rahat uyuyamadıklarını düşünüp belki de dünyanın en güzel uykusunu çekmişimdir.
the bridge of khazad dum the bridge of khazad dum
hayatımda izlediğim hiçbir filmin sonunu beğenmedim. film dehşet'ül vahşet, izlerken çok keyif alıyorum ama sonuna gelincesi sitem ediyorum. ya filme doyamıyorum ya da hiçbir b*ku beğenmeyengillerdenim. böyle mi bitti bu muydu yani diye bağırıyorum ve televizyon ekranına yastığımı fırlatıyorum, odama gidip battaniyenin altına girip ağlıyorum. bir daha film izlemeyeceğim diye karar alıyorum. bu kararın üzerinden birkaç saat ya geçiyor ya geçmiyor, şahsımı yeni bir filme başlamış olarak buluyorum. tanrım bu nasıl bir kısır döngü!