instela yazarlarının itirafları

doyen isg doyen isg
zamanı iyi kullanamıyorum.
işe odaklanıp tamamlayamıyorum.
çalıştığım konu ile ilgili detay bilgileri incelemekle vakit kaybediyorum.
hu huu hayat çok güzel hu huu hayat çok güzel
leopar deseni çok seviyorum. buna rağmen leopar desenli bir şey almaya cesaret edemiyorum. vücudumdaki kusurları, fazla kilolarımı çok umursamadan canımın istedigini giyiyorum normalde. fakat leopar desen söz konusu olunca beğendiğim şeyi denemekten bile çekiniyorum daha çok beğenirim de satın alırım diye. keşke yaşıtlarım daha çok kullansa bu deseni. neden hep kırk yaş üstü kadınlarda görüyoruz ki? resmen kırk yaşında olmayı bekliyorum bunun için. zebra, kaz ayağı falan sorun olmazken leopar neden dışlanıyor anlamıyorum.
9
laklak laklak
mazbatayı sevişerek kutlamak istiyorum.
artık bunun üzerine de şu sözlükten bir hanımefendiyle tanışamazsam, hesabımı silip gidiyorum sözlükten...
kime ne ona ne kime ne ona ne
mektup arkadaşıma birkaç gündür ulaşamıyorum diye çok endişeliydim çünkü kendisi en yakınlarımdan biridir ve gerçek hayatta tanıştığım biri. aklıma türlü türlü kötü düşünceler gelmişti. hatta bugün hep düşündüm, sırf whatsapp'taki son görülmesine bakmak için whatsapp'a girdim. pazar gününden beri ortalarda yokmuş. ben bunu daha önce farketmeliydim ama ne yazık ki dört gündür farkındayım. bu kendime kızdığım ayrı bir nokta. neden daha önce farketmedim!? bugün de aklıma çok kötü düşünceler düştü. acaba telefonu mu çalındı, hapse mi düştü, hastanede mi yatıyor gibi... daha da haber alamasaydım annesine, abisi olmayan abisine yazacak soracaktım ki istanbul'un anadolu yakasından bir numara beni aramaya başladı. tam yedi kere beni bu numara aradı. ve sonra mektup arkadaşım, canım michael lakaplı şahıs beni bir kere çaldırıp kapattı, kontörü olmayan gençler gibi. hemen anladım, aslında beni arayan oymuş. bilmediğim o numara aradığında açtım ve büyük bir neşeyle: ''sen miydin?'' diye sordum. o da :'ben kimim, biliyor musun?'' dedi, şapşal. şu an mutluyum ama içten içe kendime kızıyorum sözlük. çünkü bana' ben seni öncesinde hep aradım ama ulaşamdım', her zamanki gibi dedi. haklıydı, şu telefonlarıma bakmayı bir türlü beceremedim. telefon benim hayatımın bir parçası, benim bir uzvum olamadı. ama artık olmalı. yeter artık insanların bana ulaşamadıklarında ettikleri sitem! bana yakışmıyor, kendime yakıştıramıyorum. insanlar bıkmadı ama ben laf yemekten bıktım. bir an önce telefonlarımla barışmalıyım, insanları üzmemeli ve kırmamalıyım. biliyorum ki birçok arkadaşım bu yüzden bana kırgın. bu yüzden daha az arıyorlar. biliyorum... her neyse kerata askerdeymiş, istanbul çıkmış. istanbulda yaşayıp, bedellinin de istanbul'a çıkması çok güzel bir durum. bu haftasonu olamasa da haftaya oradayım, michael! ve artık telefonlarımla daha çok ilgileneceğim. ya da bakmaya çalışacağım. bunu başaracağım umarım.
quoth the raven acid quoth the raven acid
yaklaşık bir ay önce babamı kaybettim. kendimi suçluyorum, çok pis intihar edesim var.
böyle o anı düşündükçe mutlu falan oluyorum.
annem kardeşim arkamdan üzülmeyecek olsa,
bu dünya'da iki dakika duranın feriştahını sikim.
mavi panter mavi panter
kendim olabilmeyi öyle özledim ki.. uzun zamandır çok yapmacığım. gülüşüm, sohbetim, sevgim herşeyim o kadar sahteki. keşke hayat bana bir fırsat verse de 1 hafta eve kapanıp kimseyi görmeden sadece depresyona girebilsem. yemek yesem uyusam ve sadece ağlasam. ama ona bile fırsat yok. yalnız kalmayı özledim. hem de çok özledim. etrafım o kadar kalabalık ki o kadar insan var ki başım dönüyor artık. en son ne zaman içten kahkaha attığımı hatırlamıyorum. oysa çok da gülen birisiyim. ama yalan işte gülüşlerim. kendimi sadece gece buluyorum. tüm o mutlu güçlü umursamaz maskemi çıkarıyorum ve mutsuz yenik ve sönük kendimle kalıyorum başbaşa. sonra al ilacını uyu ve ertesi sabah aynı terane. bana böyle söylemediler be sözlük böyle olacağını söylemediler. bir abimin dediği gibi, biz bu dünyada sadece ölümü beklerken zaman dolduruyoruz.
scrtsl scrtsl
bir süredir hiçbir sorunum olmamasına rağmen kendimi kötü hissediyordum.

meğerse sorunun kimsesizlerin kimsesi olmakmış. bunun farkına vardım ve o kimsesiz kaldığında arayan herkesi birer birer hayatımdan çıkarmaya başladım.

gel gör ki bu sefer de meğer kimsem olmadığını gördüm.