instela yazarlarının itirafları

terstenbakan terstenbakan
şuan kocaman bir boşluktayım. mesleğimi seviyorum fakat işimden tiksiniyorum. sebebi kendini yönetici sanan karakter yoksunu insan görünümlü aşağılık yaratıklardan dolayı. umarım en kısa kendimi egenin en güzel ve dingin yerinde bulurum diye hayata yalvarıyorum. sosyal hayatımı yediler resmen.
haklı adam haklı adam
tinderda catfishing yapmak- başkasının fotosunu kendi fotoğrafıymış gibi profile koymak. maksat bu tipe kaç kız bakacak diye görmek istemek.
tam teşekküllü geveze tam teşekküllü geveze
ben bir gaga bulut severim hatta kendisine kahve ısmarlamayı teklif ettim ancak ortak arkadaşımızın aman o bizimle kahve içsin tribinden dolayı nötrde kaldım.

içinde bulunduğum yaşı 20 sene önce düşünürken hiç böyle düşünmemiştim sebebini uzun uzun anlatmiyim şimdi.

kendileriyle küsüşmeden beni salmalarını arzu ettiğim iki kişi var.

eski sevgilim yazdı hem de facebooktan şaşkınım.

hala oluyorum işte buna içilir.
sıradanbirinsan sıradanbirinsan
sözlük artık ciddili delirdiğimi ya da bipolar olduğumu düşünmeye başladım. böyle çok zorlu bir gecenin ardından sabah acayip neşeli olup dağa taşa uçan kuşa gülümsüyorum. sofrada biber yerken aklıma üzücü bir olay geliyor mesela kendimi tutamayıp ağlıyorum, sorana da gözüme biber kaçtı diyorum iki dakika sonra başka bir şeye gülüp kahkahalara boğulabiliyorum. sonra bugün mesela metro yolu boyunca dans ettim insanların garip bakışları arasında, zıplaya zıplaya geçtim insanların arasından sözlük. koru-kızılay hattında dans eden bir kız görürseniz bilin ki benim. acısı başka yerden çıkmasa bari. neyse sözlük, umarım sonunda delirmiyorumdur. sonuçta dali'nin de dediği gibi, "soytarı olan ben değilim, deliliğini gizlemek için ciddiyet oyunu oynayan şu aklın mantığın alamayacağı ölçüde sinsi, bönlüğünden bile habersiz toplum."
charles hank charles hank
kötü bir insanım
bireysel menfaatlerim uğruna riske atamayacağım hiçbir şey yok sanırım
hayat çok farklı ya
tepedekiler ve aşağıdakiler
bire bindiler
develere hendek atlata atlata geldiler
herkimseler
bu onların seçimi değildi
böyle gelmişti
ister istemez layığına ulaştılar
ben ve bizlerse sürünüp gidiyorduk
tıpkı akıntıya doğru sürüklenen su parçacıkları gibi
bir kanyon gibi
uçurum gibi
düşene dek sona doğru sürükleniyorduk
bitmeyen bir acı
sona ulaşacağını bilmek ama ne zaman gerçekleşeceğini kestirememek ?
kaynatmaya devam kaynatmaya devam
3 ayligina da olsa ankara'da ev tutma gerekliliginden kurtuldum.geçici yeni isim biraz kosturma gerektircek biraz dediysem diyarbakir adana istanbul ankara arasi mekik dokucam!!! tam olarak dinlenmis degilim. yine otel misafirhane koseleri gozukuyor. valideyle papaziz aylardir, soylemedigim seyleri soyledin diyerek kavga cikartiyor. sizofren, bipolar bisi olabilir mi diye korkuyorum. soylediklerinde tekrara giriyor, olmayan seyleri varmis gibi yasiyor. arayi nasil duzelticez belirsiz. ilginc bir yil beni bekliyor. hayat zor herkese kolayliklar...
lorenzo nun laması lorenzo nun laması
eskiden, bu ve benzeri başlıklara, "ah şöyle terkedildim, ah değerim bilinmedi." yazanlara sinirlenirdim. artık bu huyumdan vaz geçtim. acı çeken bütün insanları zevkle ve itinayla okuyorum. mitlere ve dogmalara inanmayan bir adamım aslında. ama karma diye bir şey var arkadaş. yoksa, herkes bu kadar bedbaht olamaz. her birimiz, bir başkasının mutsuzluk sebebiyiz. belki de bu yüzen asla mutlu olamayacağız. ya da sadece, hatalarından ders çıkaramayan aptallarız.
caotic caotic
bir genel müdürlüğün birinci hukuk müşavirinin arayıp, seni genel müdürlüğe yazmıştım, istemiyorsan memleketine geçici görevlendirme ile göndereyim, eş durumundan tayin istersen de zorluk çıkarmayacağız, feragat dilekçeni geri çek demesi.

ve benim hayatım boyunca hiç referansımın olmaması.
nereden nereye be.
tuzluktakiminikpirinç tuzluktakiminikpirinç
çok kırgınım hayatımdaki insana (daha doğrusu ben onu hayatımda sanıyormuşum) aramız bozuktu annem kalp krizi geçirdi yanımda olmadı sadece bikac mesaj attı. birlikte tatile gittik çok kısa üç günlük birbirimizi yedik başbaşa olalim demistim yine kuzenlerini taktı peşine ki defalarca söylememe rağmen tek tartışma konumuzun onlar olmasına rağmen. ama tatil dönüşü annem kalp krizi geçirdi.yanımda olmadı insankendini bi tuhaf hissediyor yani aslında o sadece bir yabancıymış o kadar şey paylaştığın insan. önceden olsa ona anlatırdım kavga ederdim savaşırdım ama artık inanın değil cümleler kurmak tek bir kelime etmeye değmez görüyorum. şuan bitmediğini sadece küstüğümü düşünüyor keşke içimde yaşadıklarımı bilseydi. çok çabaladım çok dua ettim ama bütün umutlarım kayboldu artık şimdi bana gelse dünyaları verse de elimden birşey gelmez ikimiz adına. bitti ancak öldürür gibi bitti hayalkırıklığı her şey.
svchost svchost
sezen aksu'nun gençlik yıllarında ergen olmak isterdim açıkcası. ona saf sevgi beslemek isterdim sanırım. "biliyorsun" şarkısını bana yazdığını "bir çocuk sevdim" derken beni düşündüğünü hayal etmek isterdim. ama herşeye olduğu gibi buna da geç kaldım.
şimdilik itirafım bu kadar sözlük iyi geceler.
alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri alfredhitchcockunbeynininkaranlıkdehlizleri
sanat yapıtları konusunda, "en çok" sorusundan nefret ederim. ama bugün bana kimse sormasa da en sevdiğim şiirin edip cansever'den "çağrılmayan yakup" olduğuna karar verdim.

artık en sevdiğim şairin ahmed arif değil, edip cansever olduğuna dair kendimi itrafa zorladım. ve bundan çok korktum. hayata karşı içimde birşeylerin değişiyor olmasından korkuyorum. değişimden korkmak doğru mudur, yanlış mıdır bilmiyorum. ama sanırım bir şeylerden korktuğunu bile anlamayacak kadar duygulalarına yabancılaşmış olması insanın yanlıştır. korkuları tanıyıp ve tanımlayıp önceden buna karşı tedbir almak en doğrusudur.
kaynatmaya devam kaynatmaya devam
yorucu sicak sacma bi ankara gunude bitti. 1 haftaligina terk edip durmadan balik tutup müzik alkol gun dogumu gun batimi monotonuna dusup kafa dinlemeye 24 saat kaldi. otellerden kurtulup kisada olsa aile ortaminda bulunmak iyi gelecek. sonra full yogunluk olacak bununla basa cikmak icin kafayi sifirlamak gerekli..