iş hayatına atılacaklara tavsiyeler

8 /
piyano çalmayı bilmiyorum piyano çalmayı bilmiyorum
sırf iyi para verdiler diye her işi kabul etmeyin.

çalışmaya karar verdiğiniz şirketin insan profilini, özellikle yöneticilerini ilgili mecralardan araştırmayı unutmayın.

memleketin hatrı sayılır üniversitelerinden birinden mezunsanız, bilmemnesikim üniversitesi mezunu ile aynı ortamda çalışmak zorunda kaldığınızda ömrünüzden ömür gittiğini fark edeceksiniz. bu bilmemnesikim üniversitelerinden mezun arkadaşlar hayatının hiç bir döneminde çalışma konusunda kendilerini disipline çekmedikleri için iş hayatında da aynı şekilde ömürlerini geçirmeye çalışırlar. genelde de şirketlerin sik sok departmanlarında/bölümlerinde çalıştırılırlar. gel gör ki bu profil, şirketteki ünvanının çok bi sik olduğunu düşünüp sizin işinize burnunu sokmaya, akıl vermeye çalışır. bi nevi ne oldum delisi durumu. bir de bu arkadaşların yöneticileri de bu durumu fark etmiyor ve sizin vasıfsız yöneticinizi bastırıyorsa seyreyleyin cümbüşü.

yaptığınız işte kendinize güveniyorsanız yolunuzda diretin. amirinizle sorunu çözemediyseniz, bir üst yöneticinize gidin. onunla da çözemiyorsanız bir üste. onunla da çözemezseniz kendinize yeni bir iş bulun, o şirkette iş bitmez.
blackslimbright blackslimbright
eğer daha fazlasını yapabileceğinizi düşünüyorsanız size giydirilmeye çalışılan elbiseyi reddedin.

ilk staja başladığımda çalışan bir abi vardı, iyi bir üniden mezun olmama rağmen "nasıl olsa başka yerde iş bulamazsın, bitirince gel burada başla 2500e" diye kendince bir kalıba sokmaya çalışıyordu.

sonra başka bir yerde sürekli ayak işlerini bana yıkan ve görevimin bu olduğunu, hayatım boyunca da bu olacağını hissettirmeye çalışan bir adam vardı. onu da dinlemeyip asıl işi kendi emeklerimle öğrenmeye çalıştım çünkü onların bana giydirdiği "eleman" etiketinden daha fazlasını yapabileceğimi biliyordum.

velhasıl kelam, insanlar daima zihinlerinizi kendi işleri görülsün diye kısıtlamaya, "sen altı üstü bir çömez elemansın" demeye çalışacaklar. bu tuzağa düşerseniz onlar kazanacak. düşmeyin.
3
nymph naiad nymph naiad
çok konuşmayın, çenenizi tutun biraz. her konu hakkında bir görüş bildirmenize gerek yok, bırakın merak etsinler. kendinizi ispat etmenin yolu az laf çok iştir. bir diğer şeyde her eleştiriye karşı hemen savunmaya geçmeyin, önce dinleyin ve cevap verirken olayı kendi üstünüzden başka bir noktaya odaklayın, ama bu odak başka bir kişi olmasın. bir deeee şık ve temiz giyinin, nazik olun, küfürlü konuşmayın ve dedikodu yapmayın.
caotic caotic
yeni mezunsaniz ya da fazla is tecrubeniz yoksa sizi herkes ama herkes hem dener hem ezikler. 5 yillik memurun, 10 senelik caycinin daha cok havasi vardir.

kaydetme butonu diye bir sey var. oncelikle yasanan seyler sizinle ilgili degil, tamamen karsinizdakinin hadsizligi. bunu degistiremezsiniz, malum turk toplumu enseye tokat gote parmak kivamina da cok musait. kimse buna gulun, kabul edin demiyor. sadece olay cikartmadan kaydedeceksiniz. her seyi ama her seyi kaydedeceksiniz.

isi ogrendiginizde, yetkiyi elinize aldiginizda iste o zaman agizlarina tukurebilirsiniz.
kutuların sessizliği kutuların sessizliği
insan ilişkilerini öğrenin, herkesi kendiniz gibi sanmayın ve her doğruyu sonuna kadar savunmayın yani günah keçisi olmak istiyorsanız ayrı. bazı durumları kendi içinizde yaşamaya bakın ve en önemlisi "kimseye güvenmeyin"
clitor eastwood clitor eastwood
ne iş yaptığınızdan ziyade, aslolan şey kurduğunuz ilişkilerdir genelde. saçma lakin öyle ne yazık ki.

"bana bir şey olmaz" da demeyin, 8-10 tane uyuz köpek, bir aslanı devirebilir.

fayt kılap gibi yapıyorum şahsen ben.
kimseyle kimse hakkında konuşmuyor, hele ki üst merci hakkında kimseye hedelenmiyor, altımdakilerle yüz göz olmuyor, eşit olduklarımla kah mesafeli, kah dengeli oluyorum.

yerin kulağı vardır efenim. ve unutmayın herhangi biri hakkında söylediğiniz herhangi bir şeyi, bire on katarak anlatmaya meraklı, ortam veya telefom konuşması ses kaydı alıp ilgiliye gizliden dinletmenin ve tökezlediğiniz ilk anın vaktini deli gibi bekleyen büssürü orospu evladı var her yerde.

ayarınca diş gösterip işinize bakın. deli deliyi görünce çomağını saklar, manyağı görünce kendi götüne sokar.
ve ne olursa olsun, kimseyi çok yakınınıza sokmayın. tarih bu tür hatalar yapan ünlü kaybedenlerin hikayelerini anlatır, yayınevleri bu hikayeleri satarak zengin olur.
her işe de atlamayın, hep neşeli veya üzgün de görünmeyin. güçlü olun efenim.

yoksa mehmet karahanlı'nın da dediği gibi: "kurtlukta düşeni yemek kanundur."
entrero in un cuore entrero in un cuore
sakinliğinizi korumaya çalışın. yapılan iş vs. sıkıntıların yüzde 1'ini bile oluşturmuyor bana göre, ama insanlar o insanlar yok mu asıl sıkıntı insanlarda. iletişim kurması zor olanlar, dediğini anlamayanlar, dediğini defalarca anlamayanlar, işi asla sahiplenmeyenler, kolaya kaçıp yatayım benciler vs vs. derin derin nefes alın, sakin olun. her böyle insanlardan darlandığımda burda durduğum her dakika için bana para veriyolar, sakinleş boşver diye telkinde bulunuyorum kendime. tabii bu durum yapılan iş sevilirken ve çalışmaktan memnunken geçerli. eğer yaptığınız işi sevmiyosanız ne kendinize ne başkalarına zulmetmeyin, başka bir iş aramanın yollarına bakın.
diren bonibon diren bonibon
zorunda kalmadıkça çalışmayın sonuçta suggar daddy/mommyler bunun için var.

zorunda kalıp çalışıyorsanız;
1- sizden salak patronlarınız olacak alışın.
2- bu patronların dediklerini yapmayın patlarsınız yönlendirin bildiğinizi yapın. tabi bunu yapabilmek için işinizi en iyi siz bilin. yeri gelsin onlar size sorsun napalım diye.
3- illa onların dediğini yapmak zorundaysanız yazılı onaylarını alın yoksa hatayı yapan sen olursun her şey sana patlar.
4- özgüven şart.
5- işi zamanında yapın ama son ana kadar teslim etmeyin. çok çalışırsanız sikerler. ne kadar çokemel o kadar iş.
8 /