istanbul da olmak

1 /
dragonfly dragonfly
yayılmışız dünyanın dört bir yanına
kimisi ta kopenhag'da, kimisi paris
bedenimiz orda burda dolanır amma
çok hem de çok uzak yerde kalbimiz

bir allı turna olsam, karlı dağları aşsam
varsam bizim ellere, kendi göğümde uçsam
şimdi istanbul'da olmak vardı anasını satayım
püfür püfür bir vapurun yan tarafında

köprüde balık ekmek yemek
dolmuşa hadi gidelim demek
ver elini yenikapi ver elini bebek, tarabya
şu anda oralarda olmak vardı ya

şimdi istanbul'da olmak vardı anasını satayım
boğazda köhne bir iskelenin yamacında
tabakta kavun, peynir kadehte buz gibi rakı
dilinde yari acı yarı tatlı bir şarkı

şu anda istanbul'da olmak vardı!
benim derdimi dermanımı bilen yok
yayılmışız dünyanin dört köşesine
kiminin adresi sidney kiminin hamburg

yaşamaya dört elle sarılmışız da
yine de gözlerim dolu, yüreğim buruk
başımı hiç bir zaman eğmedim amma
yine de yüregim yara, içimde boşluk

minnacık tohum olsam savrulsam dönümlerce
kış biter bahar gelir, açılsam yüzbinlerce
açılsam milyonlarca
şimdi istanbul'da olmak vardı

şimdi istanbul'da, şu anda istanbul'da
ah ! istanbul...


söz ve beste şanar yurdatapana aittir.
volga volga
bu nasıl bir özlemdir ki insana o duygularla bu sözleri yazdırsın. yaşamadan anlaşılmaz muhtemelen, şu iki mısra bile insanın boğazını düğümlemeye yetiyor.

"bir allı turna olsam, karlı dağları aşsam
varsam bizim ellere, kendi göğümde uçsam"
konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın konuş vega abla beni bi tek sen anlarsın
istanbul'da olmak..

istanbul'a ait olmaktır..

sahibindir o senin, terk etmeyen sevgilindir, platonik aşkındır, kopamazsın, bırakmaz seni o, sen bırakamazsın onu -istesen de-..

başka ülkelere gitmeyi düşünürsün, başka şehirlere gidersin ama dönüş biletinin sahibidir o.

ortaköy'de fotoğraf çekenleri izlersin anılarını hatırlarsın, sevgilileri izlersin gideni hatırlarsın, yaşlıları izleyip geleceğini düşünürsün..

kapalıçarşı'da eski yıllara dönmek istersin, taksim'de kalabalıkta kendini bulmak istersin, boğaz'da intihar etmek belki zaman zaman..

terk etmez seni istanbul, sen onu terk etsen bile gitmez. seni severse korkmaz mesela, bulur getirir seni..

istanbul’da kendini bulursun.
palmira palmira
dünyanın başka hiç bir şehrinde olmaya benzemeyen durumdur.

istanbul'da olmak rüyadır, candır.. yaşadığını hissedersin denizin kokusunu içine çektiğinde.küçük bir çocuk gibi mutlu olursun eminönü çarşısından geçerken gözünün takıldığı oyuncaklarla.galata kulesine bakarsın başını kaldırıp vay be dersin.yüzyıllar öncesi yaşanmışlıkların heybetiyle durur karşında.buram buram tarih kokar her bir yanı şehrin.bunun yanından modern günün çizgileri de alır aklını başından.vitrinlere bakarsın istiklal de.sonra bir enstrüman sesi gelir kulağına derinden.belki bir gitar belki bir akordeon.kalabalıklarda bulursun kendini.bunalınca gidersin deniz kenarına.derin bir nefes aldın mı şöyle ciğerlerini doldururcasına ne keder kalır ne tasa.alıp başını gider hepsi boğazın sularıyla.. bir bakmışsın alışkanlık yapmış bu şehir.yer etmiş gönlünün içinde.başka bir şehire gittiğinde burnunda tüten sevgili gibi özlersin.dönüş yolunda hafif bir heyecan kaplar içini.köprünün ayaklarını görünce denize çevirirsin başını.merhaba dersin.merhaba şehrim.ben geldim..
yedicücesiolmayanbirpamukprenses yedicücesiolmayanbirpamukprenses
kendini şehrin kalabalığına ve hüznüne bırakmaktır, emanet olmaktır onda yok olmak ve yok etmesine izin vermektir, kadın olmak, adam olmak, insan olmaktır çünkü görmektir dünyanın nüfusunu aynı kentte, aynı anda zengini ve fakiri dinlemektir, seveni sevmeyeni gözlemlemektir ve martılarla sohbet edip kız kulesi ile galata köprüsünün uzaktan tıpkı barış manço şarkısındaki kol düğmeleri gibi aşk yaşamasına şahitlik etmektir, iki yakayı bir araya getirmektir.
1 /