iyi arkadaşın kötü olduğuna karar verilen an

döverim seni hepinizi döverim ulen döverim seni hepinizi döverim ulen
zor zamanlarımda dert yanıp söylediklerimi, ufacık bir sürtüşme esnasında can yakmak için bana karşı kullandığında.

birini en iyi tartışırken tanırsınız. sebebin ne olduğu hiç önemli değil. basit bir tartışma esnasındaki tavrı,sakinliği ya da fevriliği,seçtiği cümleleri, onun nasıl bir insan olduğunu gösterir...
protestan ahlakı protestan ahlakı
genelde temel iletişim yetenekleri düzgün yani karşısındakini dinleyen onunla sağlıklı iletişim kurabilen, üstü başı düzgün, kısa vadede karlı gözüken arkadaştır. yani uzun vadede bir şekilde kaybettirip, iyi tarafları çok olduğu için sizin iyi niyetinizi kazanmasından kaynaklanan ve beklentilerinizle uyuşmayan arkadaştır.

örnek veriyorum otobüste ayakta giderken bir yere tutunursanız düşmezsiniz. ama arkadaşınıza tutunursanız ve arkadaşınız dayanıksızsa ya da sizi tutmazsa ani fren esnasında düşersiniz. bu biraz sizin biraz da onun suçudur.

örnek veriyorum, ders çıkışı beraber kafa dağıtmak için çay içersiniz sohbet edersiniz, iyi zaman geçirirsiniz. ama mesela işte ders çalışacak olursunuz. çalışmazsınız. tamamen kendi suçunuzdur. bir sonraki gün, ders çalışabilmeniz için o gün, o an sizin vicdan azabı çekmeniz, bundan hicap duymanız gerekiyor. sonuçta bir şeylere karar verip harekete geçip başarılı olmanın fıtratında bunlar da var. vicdan azabı ve hicap ilk adım, başarının hazzı ikinci adım. herhangi bir olayda başarılı olmak için bu iki adımın eksiksiz olması gerekiyor. bir şeyi başardıktan sonra hazzını zedelemeye çalışan adamdan kurtulması kolay. örnek olarak; ''onu yaptın da ne oldu? başardın da ne oldu? onu herkes yapıyor. bence bir mesele değil'' diyen adamı elemesi kolay. siktir edersin ya da başarından bahsetmezsin bile. çevrende de tutmazsın. ama senin ilk başarısızlığında ''ya kanka siktir et. halledersin bir ara'', ''ya dostum bunda üzülecek bir şey yok. bu senin başarısızlığın değil'', ''amaaaan kafana taktığın şeye bak'' denmesi daha tehlikeli. adam senin başarısızlığında yanında. başarında da yanında ama verimi düşürüyor. senin yapabileceğin iş 100 birimse 50'a ye 40'a düşürüyor. çünkü sen de rahata alışıyorsun. kafan rahatlıyor. üstüne düşmemeye başlıyorsun. sonra bir bakmışsın, o arkadaşın yanında ama diğer bir sürü insan yürümüş gitmiş. senden daha kötü olan insanlar senin önüne geçmiş. aynı insanlar aynı şeyleri yaparak yıllar geçirmişsin ama elinde hiçbir şey yok.

bir de başıma daha değişik bir versiyonu geldi. hocamız yine temel iletişim yetenekleri yerinde. konuştuğunda bir anormallik hissetmiyorsun. sana bir şeyler anlatıyor. aynı şekilde çoğu arkadaşın ve başka hocaların tarafından onaylanıyor. açıkçası ben de güvenip o kadına göre plan yapıp çalışmıştım. ama kadının dünya, avrupa, türkiye standartlarında tasarımın en önemli kavramlarından birini hiç anlatmadı. onunla bağlantılı olan ve her yerde karşımıza çıkan şeyleri de anlatmadı. bunu başka hocalara sordum, başka üniversiteden akademisyenlere sordum, anlattım. açıkça bu ölümcül bir hataydı. bunu tekrar gidip hocaya sorduğumda inanılmaz bir pişkinlikle ''aman canım her şeyi de anlatamayız'' deyip siktirdi gitti. her sene 200 mezun veriyoruz. bu mevzunun farkında olan sadece yüzde 5 10. geri kalan 190 kişi, konuyu dünya, avrupa, türkiye standartlarında öğrendiğini sanıyor. ama kadın karakter olarak düzgün, uyumlu bir insan olduğu için ve bir miktar kayrıldığı için sadece 1 2 hoca arkasından taşşak geçiyor. ve bu hoca aşırı derecede meşru ve makul görüldüğü için dalga geçen hocalar karaktersizmiş gibi algılanıyor. ya da arada kalan 3 5 kişi ''lan bu ne ayak'' diye olayın altını deşiyor.

ne yazık ki ''stay hungry stay foolish'' felsefesi sizi bu gibi durumlardan da koruyor...
nickimdedegil nickimdedegil
zamanında nişanlısı tarafından nikaha yakın terk edildiği için gece gündüz yanında olduğum, tatil planım dahil tüm sürecimi ona göre ayarladığım ve bu tempodan dolayı erkek arkadaşımla sürekli tartışıp en son ondan ayrılmama sebep olan kişidir. buraya kadar her şey normal. helal ü hoş da olsun.
ama;

o ne mi yaptı?

toparlanıp kendisine geldikten sonra ayrıldığım erkek arkadaşımla birlikte oldu.
ve bir kez daha kendi ellerimizle bi canavar yaratmış olduk çok şükür.

he yine nikaha yakın terk edilirse -ki o ihtimal çok yüksek- yine yanında olurum.
çünkü biraz alığım.
lorquet lorquet
ne yazık ki insanlar birbirini yansıttığından bi haber yaşıyor. bu zamana kadar getirdiğim en iyi arkadaş kötü ama ben iyiyim. bu duygu beni kesinlikle cennette hissettirirdi. en iyi arkadaşın kötü olduğunu anladığında kendinde de aynı sorunun baş göstermiş olduğunu kabul etmek başta biraz çarpıcı. hımmm, neden o sorun gözüne batıyor, nereden biliyorsun? aynısını sen yaptığın için olmasın? belki de karşı taraftaki de senle aynı düşündüğünden bu noktadasınız. çünkü bu zamana kadar en iyi arkadaş olarak geldiniz <3
müthiş sol ayak müthiş sol ayak
sevgiliden ayrılırsınız da, yakın arkadaşla ilişkinizi bitirmek güç ister.
öncelikle, kabullenmek zordur.
artık kafanıza dank ettiğinde ve kabullendiğinizde ise, yine de sosyal ilişkiyi sıfıra indirecek gücü kendinizde bulamayabilirsiniz.

kendinizi zorlamayın, akışına bırakın. topluluk içinde soğuk ve itici diye anılan insan olmak istemezsiniz.
yapmanız gereken esas şey, kafanıza dank ettiği gün ne hissettiğinizi beyninize kazımak ve mevzubahis kişiyi her gördüğünüzde veya ismi anıldığında o "a-ha moment" ile ilişkilendirmek.

bu davranışa "kin tutmak" diyerek küçümsemek isteyen pembe götlü hümanist at yaraklarını dikkate almayın.
insan ancak böyle ders çıkarır, kendini ancak böyle koruyabilir.