iz

1 /
murasala murasala
(bkz: birhan keskin) şiiridir.kim bağışlayacak beni adlı şiir kitabında mevcuttur.

acıyla geçtigim yoldan geçiyorsun
izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
orada o yolda çekmistim ruhumu patlatan fitili
benden savrulan parçalar kurusa da,
izleri var hala yolun kenarında.

izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
vakit genistir, ufuk sandıgından daha yakın
acıyla geçtigim yoldan geçiyorsun,
ustası olacaksın içine gerdigin tellerin
hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
büyük bir ask, hangi sesle ölür, bileceksin.

ne zamandı bilmiyorum.
yasadıklarından sana
kalan tortu, seni oldugun yere çakan, oldugun
yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında
döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
kalsan da bir yer için, aslinda hep gidiyorsun.

simdi, acının ormanından geçiyorsun
her sey bir daha kanasa da
ne geçtigin yola ne sana dokunabilirim ben
geç melegim, senin de sarkılarin olsun
içindeki telleri titreten.
sarhoşken mutluyum sarhoşken mutluyum
baskı kalitesi ve içeriği ile türkiye de şu an çıkan en iyi fotoğraf dergisidir. iki ayda bir fotoğrafevi tarafından çıkarılır. dokuz lira gibi kalitesine göre çok makul bir fiyata sahiptir. çoğunlukla magnum photos a yer verir. son sayısında genç iz başlığı altında iki genç fotoğraçının fotoğraflarına yer vermiş,ve devamı da gelecekmiş.
blondie blondie
nedjimanın şikayetleri üzerine ruhsat sebebiyle kapanan ama nizam abinin ruhsatı almasıyla tekrar selanik caddesinde eski körfezin yerine açılan mekan.fiyatların uygunluğu, ortamın güzelliği ve tuvaletlerin temizliği ile tercih edilesi bir yer olmakla birlikte müzikleri ayarlayan bir eleman bulurlarsa daha güzel olacak yer...yine de içerken konuştuğunuzu duyamadığınız barlardan iyidir...
asymmetry asymmetry
tarkan, nilüfer, setab erener ve sezen aksu'nun bulunduğu fahir atakoğlu'nun yeni albümü.

01. alaturka(`tarkan)
02. geze geze
03. gözyaşı
04. istanbul(`sertab erener)
05. ağır roman bale suiti 1
06. med cezir
07. nazım ile piraye
08. lâ'l(`sezen aksu)
09. ilk aşk
10. cumhuriyet
11. sır(`levent yüksel)
12. ağır roman bale suiti 2
13. oniki (3:32)
14. uzağım olma(`nilüfer)
15. sarı zeybek
abidindino abidindino
o malum dijital platformun(reklam olmasın diye dile getirmiyorum!) sanırım en güzel kanalı.
yayına başladığından beri izlemekte ancak bazen tekrar yayınların b.kunu çıkarması dolayısıyla bayan ama hala o güzel ve dublajsız yerli malı yurdun malı belgeselleri izlemekten keyif aldığım kanaldır.
belgellerde ki imzası sayesinde coşkun aral'a hayranlığımın katlanmasına sebep olmuştur.
hele dünya güncesi programına hastayım, sonra wilco'da güzel, birde fransız bir amca gezip yemek yiyip duruyor o da güzel... kısacası hepsi çok güzel ya
bir gün kapılarına dayanacağım "beni de işe alın, bende gezip tozucam" diye

not: bu kadar reklamdan dolayı kuruş almamış bulunmaktayım...tüm kanal yöneticilerine duyrulur.
kelebeque kelebeque
lemon tree şarkısının düzenlemesini dinlemekten keyif aldığım, beğenimi kazanmış ankaralı alternatif rock grubu.
başkent üniversitesi adına yarıştıkları "kırmızı" adlı şarkılarıyla yarisfest 2009'da birinci oldular; müzikleri ve şarkılarını başarılı bulduğum, geleceğinin parlak olduğunu düşündüğüm grup.

şarkılarını şuradan dinleyebilirsiniz: iz | listen and stream free music, albums, new releases, photos, videos iz's profile including the latest music, albums, songs, music videos and more updates. myspace
ayrıca bkz:

ne fatih öldü mü olamaz olamaz kesinlikle olamaz ne fatih öldü mü olamaz olamaz kesinlikle olamaz
kurtar beni.. daha fazla ölemem
ah ingeborg, *
neden mi?
bilmiyorum.
pek çok şeyi bilmediğim gibi
sana daha önce yazdığım mektupları neden
atmadığımı bilmediğim gibi
sevgili ıngeborg,
birkaç gece önce seni rüyamda gördüm.
ben çok üzgündüm. bir yerden,
bir şeyi kurtaramamış olarak dönüyordum
mekânlar çok garip
yerlerdi. tanımıyordum. seni çağırsaydım
belki sen tanırdın. çok üzgündüm
çok yorgundum
çünkü kurtaramamıştım
oysa ki, kurtarabilmek için o şeyi;
kan ter içinde kalmıştım
tanrıya çok yalvarmış, çok yakarmıştım
sonra, garip şekilde bu rüyanın bitişinde
sen vardın. yanağına dayanmış elin vardı.
gözlerinde uykusuzluk, rutubet vardı.
ama ne garip, bana çoook sıcaktın. ben de
sanki senin sıcaklığını özlemiş gibiydim.
seninle çok garip merdivenlerden inip,
çok garip odalara girdik
seni çoook özlemişmişimdi
bu rüyanın gerisini sana anlatmayacağım.
belki bir gün, buluştuğumuzda anlatırım. işte bu garip rüyadan sonra
günlerce seni düşündüm. haklıydın.
çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz
ama konuşmak ve anlaşamamak
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz
yakmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz

ah ıngeborg,
nasılsın?
sen hep ölümü düşünmek gibisin
sen günü bölen çan sesleri gibi
barışın ve mutluluğun yakasına yapışan
ve olgun tarladaki orakları andıran
o büyük dünya korkusunun çocuğusun.

ah ıngeborg
ben kor yuttum
içimdeki her şey yandı
içimde yanacak bir şeyler daha
var mıdır, ıngeborg?
daha fazla acı çekemem
acı verecek yerlerimi o kor yuttu
sen nasılsın?
sen şimdi duvarların arkasında; nasılsın?
bense hala duymaktayım soluğunu
bir de hançer gibi sapladığın o sözcüğü.

hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle
gerçekten iyi misin ıngeborg?
affedebildin mi?
tekrar sevebiliyor musun?
yaralanan bir şey tekrar iyileşebilir mi?
iyileşen yerde iz kalınca
tekrar eskisi (gibi) olunur mu?
hayır ıngeborg
iz bırakmaz insanı
hiçbir iz beni bırakmadı
hiçbir iz onu bırakmadı
ve biz bu izlerle eskisi (gibi) olamıyoruz.
eskisi gibi olunamayınca
ne öncesi gibi, ne de sonrası gibi
olunamıyor
hiçbir zamanda olamamak
bunu anlamak
ah ıngeborg,
martı çığlıklarıyla bile olsa yırtılan ipek
bir kez daha dikilemeyecek
sevgili ıngeborg
sana burada olan biten hayatı, ve başka birçok şeyi
anlatabilirdim
ama ben içimdeki-çölü gördüm
zindanı
ve seninle sonlana o garip rüyayı
belki sen-bu rüyadan habersiz olarak-benim tek taraflı
yakınlığımı hissetmeyeceksin. olsun.
ben bunu unutmak istemiyorum
bana rüyamda o garip odaların birinde
kulağıma bir şiir okumuştun. şöyleydi:

hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle
bir daha ilkbahar olmayacak
herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin

ama yaz, ve hani derler ya,
yazdan kalma diye, onlar da olmayacak
artık hiçbir şey gelmeyecek

asla ağlamamalısın
der bir şarkı
onun dışında
bir şey
diyen
kimse yok.
van den budenmayer van den budenmayer
fd7'nin 9. sırasında yer alan güzel şarkı:

aşk kapıdan kovdu beni
bilirim bacada çok is var
ürkekliğim inançsızlığımdan
içimde kötü bir his var

yeniden doğmak kadar mümkün
yeniden aşık olmak
eskiyi sıyırıp atmak içimden
yerine yeniden koymak yeniden koymak

yağmur yüklü bulut gibiyim
herkes beni unutsun gibi
ne yakışmış yalnızlık yakama

yeniden doğmak kadar mümkün
yeniden aşık olmak
eskiyi sıyırıp atmak içimden
yerine yeniden koymak
yeniden koymak

ellerimde gözlerimde sözlerimde
onun izi varken
balefulwhisper balefulwhisper
şarkı. feridun düzağaç'ın. hikayesi vardır. ben yazdım.

şöyle ki;

evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ülkelerin birinde feridun adında bir şarkıcı yaşarmış. yaptığı tüm şarkılar ülke gençliğini tesiri altına alır, şarkıların sözleri dilden dile, iletiden iletiye, mesajdan mesaja dolaşırmış. körebe gibi aradığını söylediği sevdiğinin yüzünü, yağmurdan sonraki toprak kokusuna bezetmesiyle, tasvir birinciliği ödülünü almış.

arada denk getirip bulduğu sevdiğini kandırmak için bir elinde gökyüzünün, bir elinde kayıp giden yıldızların olduğunu iddia etmesi ve kızın bunu yutmaması kendisinde birtakım ruhsal sorunlara yol açmış. yakınları ise "o kadar aklı gidebilir nolmuş, zeki çocuktur o" savunmasıyla konuyu kapatmışlar. en son "birbirimize ettiklerimizin yokmuş değeri, öyle diyor aşk" demiş. aşkla konuştuğunu, şahitleri olduğunu falan söylemiş. "feridun oğlum sen iyi değilsin" diyen komşu teyze tarafından, apartman kararıyla depresyonuna el koyulmuş.

bir süre ortalarda görünmeyen feridun, sadık dinleyicisi balefulwhisper'da -tüm yeni ve eski albümleri arasında- en çok şu sözüyle iz bırakmış: yağmur yüklü bulut gibiyim.

ve sonsuza kadar sorunlu yaşamışlar.

ama hikayesi falan yokmuş. sdklfjslfjsç.
1 /