jackie brown

1 /
guest8644 guest8644
1997 yapımı tarantino filmidir.
şarkılarıyla kendine hayran bıraktırmış, tarantino dehasını ve pulp fiction konusundaki ustalığını daha iyi anlamaya yarayan, uzunluğuna rağmen insanı asla sıkmamayı başaran bir film olmasının yanı sıra, oyuncularıyla da parlamaktadır. robert de niro için zaten yorum yapmaya gerek yok. samuel l jackson bir kez daha kendisine aşık ettirir izleyiciyi ve bunların yanında bir pam grier gerçeği vardır ki; ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
louis cypher louis cypher
robert de niro'nun karakter olarak geri planda kaldığı, oyunculuğuyla ise en başta yer aldığı filmdir. tarantino filmi diye izlemeye niyetlenirse hayal kırıklığı yaratabilir. ki diğer filmlerini baz aldığımızda neredeyse bir trouble every day ağırlığında işler. film boyunca bir tane bile kopan insan uzvu göremezsiniz. nerede kill bill nerede jackie brown. tarantino yönetmenliğinden ziyade senaryosuyla daha ön plandadır. yalnız soyunma kabininde çanta değişimi sahnesini bir kaç farklı gözden izletmesi yönetmen kişiliğin ön oplana çıkardığı belki de tek sahnedir. bunun bir benzerini death proof'ta ki çarpışma sahnesinde de izletmiştir.
palas pandıras palas pandıras
'melanie'ye asla güvenemezsin ama her zaman melanie olacağına güvenebilirsin''
32 kısım tekmili birden(silah fetişizmi, eski televizyon dizileri, mal mal sebepler yüzünden öldürülenler, zaman ve yer yazıları, araya giren bölüm başlıkları, sabit kamera karşısında uzuun uzun geyik yapan tipler, bagajdaki kameralar) 'tarantino filmiyim' diye bağırıyor. ama bence çok da değil, olmamış gibi
anlamlara gelesin anlamlara gelesin
öncelikle boş olacak ama; (bkz: quentin tarantino nun pam grier aşkı)

evet, var böyle bir şey. ve quentin tarantino, bir nevi ustalara saygı niteliğinde bir film olsun; sevdiği, hayran olduğu kadını, yine hayran kaldığı bir bestsellerdan uyarladığı senaryosunda, kendi yönetmenlik tarihinde bir ilk olarak başrolde oynatsın; içine şiddet koymadan alenileştirdiği "şiddeti" hafifletsin; tipik bir silah kaçakçılığı hikayesini, yarım milyon doların peşinden koşma aksiyonuyla, hak, hukuk ve yaşam üzerine kronik saçmalayışlardan oluşan bir döngüye sokarak, çok şey bildiğini sananlara bir güzel ders versin ve biz de hayran olup seyre dalalım.

spoiler

şimdi, bağımsız amerikan sinemasının en önemli isimlerindendir tarantino. "vayefendim, neymiş, ne güzelmiş, ne iyiyimiş; ama bir boka benzemiyor afedersiniz" diyenler de çoğunluktadır. sevmek ya da saygı duymak zorunda değilsiniz; lakin bunun tarantino'nun diğer filmelerinden ayrılan en başka filmi olduğu konusunda hemfikir olmalıyız bence. neden? çünkü tarantino'nun olmadığını bilseniz, izlersiniz ki izlerken de "sanki bu tarantino'nun filmi" dersiniz. oyuncuların standartlaşması ya da aynı olması değildir olay; tarz meselesidir. ki zaten yönetmen sineması denen kavram da budur.

her filminde mutlaka ama mutlaka işlenen şeyler; suç, uyuşturucu kaçakçılığı, japonya hayranlığı, ayak fetişizmi, kafa karıştırıcı uzun diyaloglar, tiratlar, yollarda geçen ömür ve insani değerler. "mantık, aslında onu en çok savunan ve kullandığını iddia eden kişide mevcut değildir; keza tahammül de öyle. ve bir şeyi ne kadar bildiğini ve olduğunu sandığını savunuyorsan, muhakkak bir yerde fire verir ve yakalanırsın"ın ne olduğunu, louis'e 10 dakika ayırarak görebilmek mümkün. her ne kadar pis işlerin adamı olsan ve kıçını kurtarmak için her yolu mübah görsen de, intikam denen şeyin gururdan bağımsız olduğunu ve vicdanın gün gelince yüzleşmek gereken bir değer olduğunu ordell'dan alırsın. ve her şeye rağmen, hayatta kaybedecek bir şeyin olmadığını fark edip, mücadeleden vazgeçmemeye zorlanmanın getirdiği gücü nasıl kullanacağını da jackie'den öğrenirsin.

spoiler
bagaric bagaric
10 üzerinden 6,5-7,5 civarında bir puanı hak eden orta kararda tarantino filmidir.

robert de niro'nun da böyle salakça rollerde oynamasının miladıdır sanırım.
1 /