jackson pollock

heleke heleke
soyut ekspresyonizm akımındandır. damıtma, boya karıştırma ve fırçayla sürme gibi geleneksel teknikleri yok sayarak, yere tuvaller açan ve üzerine döktüğü boyalarala resim yapan ressamdır.
bulanti bulanti
insanın kendine yakışanı giymesi tarzında garip eserler vermiş, bir garip sanatçı. 140 milyon dolara satılan meşhur no.5 isimli eseri de dahil olmak üzere pek çok eserine, yeterince elit ve kültürlü olmayan ben baktığım zaman bir bok anlamıyorum. böyle mi vuruyorsun abi dışına...

bakkala çakkala hesabı tablo verip kapatırken, ileride bir gün bir grup enayinin sikiyle imzaladığı tablolarından birine onlarca milyon dolar vereceğini herhalde tahmin edemezdi.
crimson crimson
alışılagelmişin dışındaki fırça kullanımı, deldiği boya kutuları, yere serdiği tuval bezlerine boyaların damlatılmasıyla lirik ve soyut eserleri nedeniyle kendisine "jack the dripper" denilen 20. yüzyılın en etkileyici ve kışkırtıcı soyut dışavurumcu sanatçılardan biri olan ressam.

çalışırken nasıl göründüğüne dair şuradan fikir sahibi olunabilir:

hürriyet müsavat uhuvvet hürriyet müsavat uhuvvet
teri horton adında 60 yaşında los angeles'lı bir kadın birgün alışveriş için san bernardino'ya gider. hayır işleri yapan kermes tarzı bir mağazada rengarenk modern bir tablo görür ve 5 dolar ödeyerek tabloyu satın alır.

horton'un evine ziyarete gelen ve tabloyu gören bir resim öğretmeni bu tablonun ünlü amerikan ressam jackson pollock'a ait olduğunu söyler. ancak horton, pollock'un adını bile duymamıştır ve pollock hakkında hiçbir fikri yoktur.

konu ile ilgili olarak horton'un evine tabloyu incelemek için birçok sanat uzmanı gelir. bazıları tablonun pollock'a ait olmadığını söyler. ancak içlerinde bir uzman, peter paul biró, tablonun arkasında pollock'a ait parmak izi bulur. biró, tablonun gerçekten pollock'a ait olduğunu söyler.

daha sonra zengin bir işadamı teri horton'a tablo için 9 milyon dolar teklif eder, ancak horton bunu kabul etmez ve 50 milyon dolar ister.

2007 yılında kanadalı bir televizyon şirketi teri horton ve pollock tablosu halkkında bir film yapar. ve şu an bir kermesten yalnızca 5 dolara satın alınan orijinal pollock tablosu, toronto'da bir sanat galerisinde 50 milyon dolara satılmaktadır.
vlad vlad
soğuk savaş döneminde, amariga'nın kültürel baskınlığını koruma ve çıkarlarına uygun kültürleme yapabilmesi için, cia tarafından gizlice desteklenen soyut ekspresyonizm akımına dahil sanatçı. tabi yeni amerikan resmi sanatçılarının bu gizli desteğe yönelik bilgileri de yoktu. burada matrixten yeni çıkmış moduna girmeye ve burun kıvırmaya gerek yok. çünkü bu akımlar sadece çıkar amaçlı pompalanan altı boş mevzular da değildi, ısmarlama şekilde oluşmadılar. sanatın merkezini paris'den new york'a kaydırma girişimlerinde kasıtlı olarak maddi, manevi destek buldular, daha doğrusu bulabildiler. çünkü modernizmle mevcut olana, geleneğe başkaldırma hali; bireyin tek başına bir önem arz ettiği, kimliğin inşasında ölü insanların manevi yükünün öneminin azalması gerekliliği düşüncesini de yaygınlaştırdı. bu değişimin sanattaki yansıması da, soğuk savaşta karşı cephe olan sovyetlerin, katı sınırlara sahip sosyalist realizminin zıttıydı. fransız ihtilali, sanayileşme gibi politik ve ekonomik değişimler, küreselleşme ve bireyselleşmenin önünü açarak sanatta bu akımların temelini attı. jackson pollock, willem de kooning, robert motherwell gibi sanatçıların gizliden destek görmesi, bu desteğin tek başına onları var ettiği anlamına gelmiyor. bu düşünce durumu basite indirgemek olur. gidişat bu yöndeydi, çıkarlar bir yerde kesişti denilebilir belki de. modernizm ve post modernizm kavramlarına, günümüz sanatına mesafeli olmaktan kaynaklı, bu sanatçıların işlerine bakıp hor görmek yaygın bir davranış. ulan demek gasteye sıçsam momada sergileyecekler diyebiliyoruz. ki tanımların ve sınırların bu kadar bulandığı bir çağda, bu bulanıklığı suistimal edenler de var, o nedenle önyargılar doğal. sadece bu tarz akımların desteklendiğini öğrenince hemen aha bak gördün mü diyip coşmamak, yerin dibine sokmadan anlamaya çalışmak lazım.