james labrie

1 /
jugis nomen jugis nomen
emrah kaşı var bu adamda. tizlerde dolanırken zorlanan yüz ifadesiyle şekil alan kaşlarını gören zayıf bünyem bir dönerciye götürüp yarım ekmek döner almak istiyor kendisine, çok acıklı. bir de yeni bir şey keşfetmiş konser şovları için: şarkıların agresif vokalli partisyonarında yüzüne alttan ışık verip ambiyans yaratıyor, şekil yapıyor. ama 4-5 sene öncesine kadar sahnede, neredeyse her gazetenin kuponla verdiğini motorsuz scooterla çocuklar gibi şen olarak gezinirken hatırladığımız görüntüleri de var gözümüzün önünde.sesinin geçtiğimiz 6-7 sene içinde hissedilir derece yıprandığı aşikar olsa da 3 temmuz 2006 dream theater istanbul konseri'nde canavar gibi learning to live söylediğini hatırlayalım.

alakalı msn diyaloğu:

jugis nomen:
james labrie

jugis nomen:
bir konserini izlemiştim

jugis nomen:
scooter la dolanıyordu sahnede

jugis nomen:
bildiğin motorsuz scooter

jugis nomen:
şu gastelerin verdiği

palanthaser:
psdaklasdklhsadhklasd

palanthaser:
sadlhkdaskhllksad

palanthaser:
labrie kupon yapmış

palanthaser:
mega kuponun üstüne kola dökmüş portnoy

palanthaser:
grup daalmış

assassin:
asdşlfkşflkasdşfalkfasd

jugis nomen:
asdgasdgasdgasdgasdgasdg
iao iao
take the time'ın klibinde "just let me catch my breath" derken yürekleri dağlayan harika avcı bakışları ve saçları da unutulmayacak bir detaydır. 2002'deki konserde "i love you portnoy", "john pet ruc ci" gibi naralardan nasibini alamasa da gönüllerin finally free'sidir, dream theater'daki güzide işlerinin yanı sıra ayreon'un the human equation albümünde de başrollerden birinde görürürüz kendisini.

kimsenin bilmediği "take me time" diye bir şarkısı var,hidden track, çok underground, vallahi.
therion therion
dream theater'daki en zayıf halkadır. zaten hayranları tarafından da gruptaki en sevilmeyen ve eleştirilen şahsiyettir. hakikaten bir süre sonra bayıcı bir etkisinin olduğu da ortadadır, fakat acımasız eleştirileri haketmeyecek kadar iyi bir vokaldir.
kane kane
grubun diğer semi-god vari tiplerinin yanında pek de bir özelliğini göremediğim; ama bir şekilde grupla özdeşleşip onlara bağlanmış olduğunu hissettiğim solist.
endoplazmikretikulum endoplazmikretikulum
kanadalı olmasından dolayı ilk defa dinleyenlere aksanı biraz ilginç gelebilen dream theater vokalisti. bu sebeple çeşitli video paylaşım sitelerinde bu konuyla dalga geçen videolar bulunabilir. video paylaşım sitelerinde "what james is saying", "what did james say", "james labrie misunderstood lyrics" şeklinde aramalarla bu videolara ulaşılabilir.

aramalarla uğraşmak istemeyenler için
(bkz:
)
(bkz:
)
(bkz:
)

dream theater'ın hayran kitlesinin bir bölümü labrie'nin gruba yakışmadığını, kendi tabirleriyle bu "kanada azmanı"nın opera dışında bir müzik türüyle ilgilenmesinin yasaklanması gerektiğini söyler. ancak azımsanmayacak diğer bir grup ise, labrie'nin mükemmel bir ses aralığı olduğunu ve dream theater'ı dream theater yapan kişilerin başında geldiğini belirtir. gerçekten de özellikle canlı performanslarında mükemmel bir ses aralığı olduğunu anlayabilir ve yeri geldiğinde tatlı-sert yeri geldiğinde çok yumuşak bir şekilde söylediğini farkedebilirsiniz.
(bkz:
)
(bkz:
)
laein laein
sesini seviyorlar. saygı duyuyorum.
lakin fazla cüretkar bir arkadaşımız kendisi. yani kendi şarkılarını söylesin güzel güzel ama cover yapmasın.
pink floyd coverları yapmışlardı bu götler, sevmedim ama çok da ses etmedim. fakat şimdi gördüm de since i've been loving you falan söylemeye çalışmış.
yani ne gerek var arkadaşım, olmuyor işte. hani evde kendi aranızda çalın söyleyin, hobi olarak. fakat neden halka yansıtıyorsun bunu.
arkandaki adamlar çalıyor cayır cayır da sen söyleyemiyorsun böyle şeyleri, kabul et şunu. herkes her şeyi söyleyebilecek diye bir olay yok. senin sesine uygun değil böyle şeyler.
yok anlatamıyorum. illa ki her bokta parmağı olacak.
worn out worn out
kendisini ilk kez canlı olarak tüm master of puppets albümünü cover'ladıkları konser görüntülerinde dinlediğim ve tanıdığım dream theater üyesi. master of puppets parçasını çalarlarken sözlere girdi ama ben bu adamı seyirciler arasından alıp çıkarttılar ve şarkıyı söyletiyorlar sandım, sanki bir seyirci şovuydu izlediklerim, o kadar kişi arasından istekli birini seçtiler ve söyletiyorlardı, söyleyişinin kötü olmasını böyle anlamlandırabilmiştim. ancak adam grubun üyesiymiş, sonradan öğreniyorum, biraz tereddütle dinliyorum grubun diğer şarkılarını. ancak diğer parçalarda bu zat öyle güzel işler yapmış ki beni benden aldı. farklı oktavlardan scream-vari çift ses denemeleri mi ararsın, slow clean vokaller mi arasın, hoş vokaller sunmuş adam. sesinin rengini tatmak isteyenler train of thought albümünün tamamını dinlemeliler, aynı zamanda biraz hakettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm son albümleri black clouds and silver linings'te de şu parçalarda güzel şeyler sunmuş(bu albümün de tamamı dinlenilmeli), master of puppets performansının videosu da youtube linki olarak şöyle:




(bkz: a nightmare to remember)
(bkz: wither)
(bkz: the best of times)
(bkz: the count of tuscany)
(bkz: take your fingers from my hair)
1 /