jest

balefulwhisper balefulwhisper
hiç kimsenin eline yapışmayacak olandır. hayatı detaylandırandır. herkesin, bilhassa kadınların hoşuna gidendir. kalplerine atılan bir çentiktir. yüzde durup dururken yaratılacak bir gülümsemedir. inkar etmesin kimse.

aman nasılsa solacak diye çiçek almamak, aman nasılsa yanımda hep diye sevdiğini söylememek, aman nasılsa bi şekilde iyileşir diye hastayken başını beklememek, bu konuda umutsuz vaka olduğunuzun göstergesidir.

oysa bir insanı mutlu etmekten güzel şey mi var? en azından halis mulis meşe odunu olmaktan katbekat güzel.
lukslerimi verin bana lukslerimi verin bana
beklenmedik anda yapılan güzel davranıştır.

şöyle ki işlek bir cadde de beklerken beyaz otomobilin içindeki kibar arkadaş geçmem için durmuştur. bu jest karşısında bende geçmeyerek ona elimle işaret yaptım, anlamlandıramayarak devam etti. jestine jest diyerek karşılık verdim ve karşıya geçtim.
jouissance jouissance
"empty gesture" denen şey var bir de; işleyen simgesel düzen içerisinde toplumun bize sunduğu "özgür seçim"i simgesel düzende bir huzursuzluk yaratmamak adına kullanmama durumu, "boş jest". bu "özgür seçim" fake bir şey haliyle, misal, arkadaşımla yemek yedikten sonra aslında kendi payıma düşen hesabı ödemek isterim ama sırf sormak için "ödeyeyim ben" diye bir laf atarım ortaya. böyle bir durumda karşı tarafın bu teklifim karşısında teşekkürünü belirtip ortak ödeyebileceğimizi söylemesi- yani olması gereken- bu boş jjestin yol açtığı fazladan keyfe neden olur. onunla ilişkilerimi sağlamlaştıran birşeydir söylediğim söz ve aldığım cevap.

tersi durumda ise, yani hesabın tümünü ödememden memnuniyet duyacağını söylediği durumda çoğu zaman bir hoşnutsuzluk yaratır bu bende (hatta çok yakın değilsem "piçe bak" falan derim). çünkü boş jestin yarattığı keyfin yerini maddi külfet almıştır, bir dahaki seferi düşünmeye çalışırım, yani durumu eşitleyip tekrardan boş jestlerle devam edebileceğimiz bir durum ararım.

örneğin dogville filminde ki rahatsız edici hissin kaynağı da buydu bence; grace'in başta kasaba halkının lütfu sayesinde kabul edildiğini sanması, hatta o sıradan insanların da bunu böyle kabul etmesi, sonraki aşamalarda grace ve insanların karşılıklı davranışlarının "boş jest"miş gibi görünmesi ama sonunda bunun grace'in borcu olarak ödetilmesi. grace kasabadan ayrılırken arabacının tecavüz ettiği sahneyi hatırlayabiliriz.

yani, ancak "özgür seçim" şansımızın olduğunu bilip de bunu kullanmadığımız anlarda boş jestin toplumsal ilişkilerde ki haz verici yönünü düşünebiliriz. özgür seçimi kullandığımız anda ise "boş jest" bir borç ilişkisine dönüşür anında.
albia albia
düşünüyorum da, en güzelini annem yapmıştı ben küçükken..
pazarda gördüğüm civcivleri ısrar kıyamet aldırmıştım, sonra da onların anneleri olmuştum.şimdi düşünüyorum kim izin verir evde 2 horozun dolaşmasına?
annem büyük jest yapmış vaktinde, ben olsam izin vermezdim.

şimdi şansımı 2.kez kedi için zorluyorum, sonum hayır olsun.