joseph kosuth

lucifer morningstar lucifer morningstar
joseph kosuth 1960'ların ortasında ortaya çıkan ve 1970'lerde çok önemli bir hareket haline gelen kavramsal sanat akımının fikir babalarından birisidir. görsel imgelerin yerine kelimelerin kullanımına öncülük etmiş, fikir ile görüntü arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiyi aktarmada kullanılan kelimeleri keşfetmiştir. "one and three" adlı entelasyonu (1965) ile nesne, nesnenin fotoğrafı ve nesnenin dildeki tanımı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. "act as idea as idea" (1966-68) adlı dizisindeki sözlük tanımlarının genişletilmiş fotoğrafları, dil ve aktarılan anlamlara odaklanmak için nesne ve görüntüleri tamamen ortadan kaldırmıştır. dil deneyimini, kavramayı ve dile nasıl tepki verildiğini araştırmaya devam etmiştir. kosuth imgelerin sanat ve zanaattan yok edilmesi gerektiğini ve böylece fikirlerin doğrudan aktarılabileceğini savunmuştur. fikir aktarımında bir engel olmaması için görüntünün ortadan kaldırılmasını söyler. bu fikir, 1960'ların sonlarında kavramsal sanatı bir hareket haline getirmiştir.

kosuth, kelimelerle anlamları arasındaki ilişkileri ve sözcüklerin isimlerini veya tanımladıkları nesnelerle nasıl ilişkilendiğini sık sık araştırmıştır. araştırmaları sonucu görsellik ve dilbilim ilişkisinden, yani göstergebilimden (semiotics), etkilenmiştir. ayrıca, dilbilim felsefesi alanında çok önemli olan, matematikçi ve filozof ludwig wittgenstein'dan etkilenmiştir. kosuth'un birçok entelasyonu ve kelime gösterimleri edebiyat, felsefe, psikoloji ve tarihten alıntılar içerir. sonuç olarak, yoksulluk, ırkçılık, yalnızlık, hayatın anlamı, kimlik gibi pek çok konuyu öznel bir şekilde ele alır. bu yüzden, kosuth çağdaş sanatçının nasıl bir filozof ve ahlakçı olabileceğini somutlaştırır.

joseph kosuth 31 ocak 1945 yılında toledo, ohio'da dünyaya gelmiştir. toledo museum school of design okulunda on yaşında iken başlamış, 1962 yılına kadar burada çalışmaya devam etmiştir. bu esnada belçikalı bir ressam olan line bloom draper ile çalışmıştır. 1963'te cleveland institute of art'a geçmiş, bir yıl boyunca resim ve çizim ile uğraşmıştır. 1965'te new york'a taşınmış, 1967 yılına kadar school of visual arts'ta resim üzerine odaklanmıştır. bu yıllar boyunca anlam ve fikir aktarılmasında imgelerin gerekliliğini ve dilin kullanımını araştırmıştır. 1965 yılında sadece yirmi yaşında olan kosuth, kavramsal sanat hareketine etkili bir şekilde yardımcı olacak ve sanat hakkındakini düşüncesini salt fikir ve anlamı tam olarak kavrayacak bir dizi eser yaratmaya başlamıştır: one and three ile art as idea as idea.

art as idea as idea adlı dizisi başlığını ad reinhardt'ın 1958'deki bir yorumundan esinlenerek koymuştur:"sanat sanat olarak sanattır ve her şey diğer her şeydir." kosuth'un kelimelerin indirgenmiş sunumu, reinhardtîn soyut, geometrik tarzı ile karşılaştırılmıştır. kosuth, reinhardt'ın resimlerinin ve fikirlerinin kendisi için önemini belirtmiş, reinhardt'ın sanatının ahlaki ve toplumsal önemi hakkındaki düşüncelerinin kendisini etkilediğini söylemiştir. reinhardt ve kosuth birbirini tanıyordu. hatta reinhardt kosuth'un 1967'deki fifteen people submit their favorite adlı sergisinde julia r.de forest'ın short history of art'ının bir kopyasını sunmuştur.

kosuth'un erken dönemdeki kavramsal çalışmaları çabuk bir şekilde takdir edildi ve kendisine 1967'de school of visual arts'ta öğretmenlik pozisyonu teklif edildi. 1969'da studio international'da üç bölümlük olan kompozisyonu art after philosophy yayınlandı. kompozisyonunda marchel duchamp'ın modernist sanatın yönünü sıradan ve sanatsal olmayan materyallerle ifade edilmesinde ne kadar önemli olduğundan ve görsel sanatın dil ve anlam çalışmalarına uygulanabileceğinden bahsetmiştir.

1969 yılında conceptual art&language'in editörlüğünü yapmaya başladı ve bu editörlük 1976 yılına kadar devam etti. nelerin yayınlanacağı konusunda fikir ayrımları ve kosuth ile başka sanatçıların gruptan bağımsız bir şekilde tanınıyor olması grubun dağılmasına neden oldu. 1971'de kosuth new school for social research okulunda felsefe ve antropoloji dersleri aldı. burada wittgenstein'ın çalışmalarını okudu ve bu çalışmaları bilgilendirici ve kendi çalışmasına dilbilim felsefesini oldukça uygun buldu. wittgenstein etkisi kosuth'un anlamın doğasını, bilişsel dilbilimi (dillerin dünyayı algılayış şeklini nasıl etkilediğine dair bir dilbilim alanı), dil ve sanat arasındaki ilişkiyi sorgulamasına ve bunlar üzerine çalışmasına neden olmuştur. ayrıca, wittgenstein'ın tractacus logico-philoaphicus'u kosuth'u fazlasıyla etkilemiştir.

önemli çalışmaları
1.one and three chairs (1695)



bu çalışma kosuth'un one and three dizisinin en önemlisidir ve en ünlüsüdür. bu çalışmada kosuth ilk kez nesneyi, nesnenin dildeki/sözlükteki tanımını ve nesnenin fotoğrafını bir araya getirmiştir. çalışmasında sandalyenin nasıl algılandığını ya da nasıl düşünüldüğünü sorguluyor; dildeki ifade edilme şekli mi sandalyeyi oluşturuyor yoksa gördüğümüz sandalye mi sandalyeyi oluşturuyor sorularına dikkat çekiyor. görsel, somut, sıradan şeyleri açıklamak, tanımlamak, ifade etmek için sözcükleri nasıl kullandığımızı, sözcüklerin nesneleri nasıl betimlediğini ve de soyut nesnelerin sözcüklerle açıklanmaya çalışılmasının karmaşık bir durum olduğundan söz ediyor. böylece, dilin anlamlandırma ve kimlik aktarımında önemli bir rolü olduğunu söylüyor.

2.five words in orange neon (1965)




kosuth'un bu çalışması wittgenstein'ın totoloji çalışmalarından esinlenmiştir. dolayısıyla neon ışıkları ve transmatör kullanılarak oluşturulan çalışma dile dayalı bir çalışmadır. wittgenstein'a göre, mantık ve dilbilim çerçevesinde, totoloji herhangi bir şekilde yeniden ifade edilse dahi, değiştirilemeyen ve geri çevrilemeyen temel gerçek ve hakikatin bir ifade edilme şeklidir. ifadenin anlamı sözcüklerin gösterilme şekliyle eşittir. kosuth, çalışmasında ifadenin sözcüklerini oluşturmak için turuncu neon ışıkları kullanmıştır. metnin biçimden bağımsız olarak metnin okuduğu şekle neon harflerle görsel bir eşdeğerlik vererek, dilsel ve sözsel yapılarla oynamıştır. kosuth'a göre fikir, görsel ve estetik içerikten veya bir sanat eserinin ifadesinden daha önemlidir ve kavram sanatta bu düşünce şekli bir temel haline gelmiştir.

3.titled (art as idea as idea) the word "definition" (1966-68)



one and three serisine başladıktan sonra kosuth, dile dayalı imge ve nesneleri kavramsal sanatından çıkarmak istedi ve bu fikir ile art as idea as idea serisi ortaya çıktı. bu eserlerde, sözlüklerden alınmış gibi görünen, daha sonra resimlerin, çizimlerin ya da fotoğrafların normalde sergilerde sunum şekline benzer bir şekilde, büyütülmüş bir halde duvara monte etmiştir. bu seri ile izleyiciye, günlük hayatımızda gördüğümüz ve kullandığımız basit ve sıradan şeyleri nasıl tanımladığımızı ve açıkladığımızı düşündürtür.

4.rosetta stone (1991)



rosetta stone 1802'den itibaren brisith museum'da bulunan, antik mısır dilini çözmek için antropologlar, tarihçiler ve dilbilimciler için çok önemli bir antik eserdir. bu tarihi eser 1906 yılında mısır firavunu ptolemy v tarafından yayınlanmıştır. ayrıca, üç farklı dilin nasıl aynı mesajı ifade ettiğini gösterir. diller arasındaki eşdeğerlere ve dilin nesneleri tanımlamak ve açıklamak için kullandığını yöntemler açısından bu eser kosuth'u cezbetmiştir. bir kopyasını, çeşitli kimselerin yardımıyla, orijinal eserin çevirisinde katkısı bulunan jean-françois champollion adlı bir mısırbilimcinin evinin yakınında bulunan bir kaldırıma düz bir şekilde yerleştirmiştir.