kadıköy

46 /
nutshell nutshell
haftasonları yaklaşık 100 kişi ile (bkz: osgiliath) savaşında karaya çıkan orklar gibi akın ederdik vapurlarla bu güzelim ilçeye. sonra insan olduğumuzu hatırlar edebimizle içerdik..


arap sen içme bokunu çıkarıyorsun arap sen içme bokunu çıkarıyorsun
şehir değişikliği, askerlik derken bayadır uğramıyordum semte. dün ev olayları dolayısıyla uzun zaman sonra ilk defa gittim. hep şu köşeden alıyordum onu diye düşünürken, tam o köşede karşıma çıktı. yanında 1.70'lik bi lavuk ve kahkülleriyle. yeniden mantıklı düşünmeye başladığımda boğanın oralardaydım. zalımın kızı hala çok güzel.
tatito tatito
güzide bir semtimiz.

şimdi bu tanım zorunluluğundan kurtulduktan, etrafımızdaki kural zincirlerini tek hamlede, tek cümlede kırdıktan, moderasyonu göt ettikten sonra entry'mizi açabiliriz;

yıl 2007-2008 falan. belki daha da ilerisi. ulan her hafta sonu bohçamı toplar kadıköy'e giderdim. içerdik, sıçardık. metal müziği falan artık dinleyemeyip camel, pink floyd takılıp abi biraya hagaden su katıyorlar mı amuğagoyim falan şeklinde baya baya dünya ergenlerine yön verecek, bahariye caddesinde kartları yeniden dağıttıracak açılımlarda bulunuyorduk.

güzeldi o zaman burası. yani o zamanlar öyle düşünürdüm. böyle sözlükten falan ömürlük dostlar edinebiliyorduk. o cesaret vardı yani. şimdi bana biri mesaj atsa falan troll sanır, korkarım yani. yalan yok. o zaman içimizdeki cesaretti kadıköy... ya da şöyle diyeyim en azından benim için öyleydi.

sahilde hala oturanlar var ama biz oturduğumuzda sanki hakkını veriyorduk lan. oturup içmek gibi banal şeylerden bahsetmiyorum. oraya öyle bir oturuyorduk ki götümüzün sıcaklığıyla ısınıyordunuz sabahları.

ne bileyim bira ucuzdu mesela. 20 lirayla(yol parası dahil) sarhoş olup evlerimize dağılıyorduk. olm bara gidiyordum lan. ben, yaklaşık 10 aydır falan dışarı çıkmamış adam her haftasonu barlarda şov yapıyordum. bak şimdi amk bu marifet mi ya falan diyorsunuz ya. heh ben sizi sikerim. marifet tabi. çoğunuz öğrencisiniz gay'ler. biz eşek gibi çalışıyoruz. 3-4 yıl sonra hepiniz ev kuşu olacaksınız biraz. bazılarınız asi olacak, teoman falan olacak. onları saymıyorum. cesaretli adamlarsınız veya kadınlarsınız. hepinizi ayrı öpüyorum.

neyse kadıköy neden benim böyle içimde hep yara; taşınıyordum olm ben buraya. peder terk-i mekan eyledi, müstakbel ev arkadaşım ülkeden siktir olup gitti-o bu küfrü hakediyor-. böyle dımdızlak kaldım. he şimdi çok daha klas bi yerde oturuyorum o ayrı. sikerler kadıköy'ü alşkdslşksad. yok lan hala içimde ukdedir.

neden böyledir'e devam ediyorum; şöyle ki bu semtin köşelerinde çok kahkaham, çok üzünçlü anım, çok mutluluğum oldu. şimdi arada bir gittiğimde o kahkahaları buralarda göremiyorum. ondan üzücü oluyor. internet ve televizyon olmadan 4-5 gün sadece bira içimleyip, bulmaca(baya bildiğin bulmaca) çözdüğüm, hala hayatımın en değerli 4 günüdür, anım kayboldu misal.

o cesaretim gitti. cesareti kaybolan her insan gibi toplumdan uzaklaşıp, güvenli yolları tercih eder oldum falan. yani kadıköy böyle bir karadelik benim için. tüm ışıltılı zamanlarım içinde hapis gibi. elini uzatsan alamazsın, girsen çıkamazsın.

o yüzden hep özeniyorum kadıköy'e gidilebilmesine. ben gitmiyorum. tercih etmiyorum.

o yüzden cesaretli olun yiğitlerim. kadıköy'e gidin. eskisi gibi değil kanka yaaa dediğinizi duyar gibiyim. ağzınızı sikeyim demeyin öyle şeyler.

kırılıyorum.
1
a la carte a la carte
rivayete göre fatih sultan mehmet buranın fethinde bakımsız bir köy olduğunu düşünerek bu ilçenin bakımını üstlenmesi için bir kadı tayin eder ve bundan sonra ilçenin ismi bu şekilde anılmaya başladı.
clitor eastwood clitor eastwood
fatih'in iskân politikasında pek önemi olmayan, şimdinin en önemli ilçelerinden biri olan, istanbul'un busesi.

rivayetler yannıştır efendim.
osmanlı'da kadı köye bakmaz. kadılar büyük bölgelerden sorumlu yöneticilerdir. yardımcıları ve kazasker sayesinde küçük bölgeleri de kontrollerinde tutarlar. şehre atanırlar. adını kadının atanmasından değil, ikametinden alır.

lafı açılmışken değinelim.
fatih'in fetih sonrası iskân politikasında anadolu yakası pek önem görmemiştir. zira gelişmiş yerler değillerdir. bu yüzden özellikle anadolu'nun ve bazı osmanlı toprağı diğer uzak yerlerden ne kadar zengin rum, yahudi, ermeni varsa birçoğunu konstantiniyye'ye toplamış, kentin gelişmesini sağlamıştır. bugün istanbul'da o kadar zengin ermeni, rum ve yahudi varsa, hepsi bunu fatih'e borçludur.

anadolu yakası konusunda ise bazı güvendiği paşalara oralardan topraklar vermiş, semt ve yerleşim yerleri kurdurmuştur. burası ilginçtir, hanım sultanlar ve hanedana mensup hatun kişiler de anadolu yakasından toprak ve yer almış, camilerini, külliyelerini buralara yaptırmışlardır.

yani anadolu yakası gelişsin diye paşalara ve hanım kişilere pay edilmiş, asıl cevher olan avrupa yakası ise zengin tüccarlara, asilzadelere ve türevi varlıklı kişilere peşkeş çekilmiştir.

bu, genel gelişme açısından iyi midir? iyidir.
lakin en önemli bölgelerin kontrolünü ve söz hakkını gevurlara dağıtmasının sonuçları 1700'lü yıllardan günümüze kadar uzanan bir sorunun başlangıcı olmuştur.
bugün istanbul'da yabancı yatırımcılar ve varlıklı aileler söz sahibiyse, bunun sebebi fatih'in politikalarıdır.
1
46 /