kadın

2 /
esdora esdora
bir kadın çocuktur aslında.
çocuk gibi davranmayı sever. erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz, ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.

bir kadın güçlüdür aslında.
hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. ister ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

bir kadın sevgilidir aslında.
içinde her zaman sevgiyi taşır. sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. sevdiklerini kolay kolay kıramaz. zor sever ama tam sever. bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

bir kadın yalnızdır aslında.
hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. yalnızlık onun sığınağıdır. o sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

bir kadın bilgindir aslında.
neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. yaratıcılığının sınırı yoktur. ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar. bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.

bir kadın hayattır aslında.
çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. yemek yemek, su içmek bile. bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? anlıyorsanız ne mutlu size. anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz.

can dündar
esdora esdora
* kadınlar vitrinde gördükleri "indirim" lafına dayanamaz. indirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "bunların aynısı dolabında var" deseniz "sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.
* kadınlar ağlar. ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.
* bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.
* kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.
* kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.
* kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.
* kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.
* istisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.
* kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.
* kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.
* erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.
* düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. erkekler için durum aynı değildir.
* karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an saniyesinde yakalarlar.
* evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.
* "yok, bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.
* kadınlar asla haksız değildir... en haksız olduğu konuda bile "kendime göre nedenlerim var" der.
* kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.
* kadınlar "erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.
hell guardian hell guardian
onlara istedikleri verilmelidir ama bir yandan da görünmez kollarla kontrol altında tutulmaları gerekir. hiç bir kadın, fırsatını bulduğunda bırakıp gitme veya erkeği ezme olayından vazgeçmez.
easy company easy company
hz. ademin kaburga kemiğinden yaratıldığı söylenen canlı. ortaçağ avrupasında kadının insan olup olmadığına dair ateşli tartışmalar yaşanmıştır.
sizofrenkedi sizofrenkedi
demiş ki can baba* onlar hakkında;

"kadınlar doğurdular beni bağıra bağıra
yine onlar öldürecekler beni aşktan
bağırta bağırta.... "
anosias anosias
hala toplumdaki yerinin, statüsünün tartışılması bile, ikinci sınıf vatandaşlıktan tam olarak kurtulamadığını gösteren birey. ne kadar bizim yaşadığımız çevrede, kadınlar eskiye oranla daha çok okumuş, ekonomik olarak özgürlüklerini, bağımsızlıklarını elde etmiş olsalar da, dünyada sadece bizim gördüğümüz kadınlar yoktur. anadolunun ücra köşelerinde eşleri kahvede keyif yaparken, tüm gün tarlada çalışanlar kadınlardır. yine aynı kadınlar, evlerinde kocalarının önüne bir tas sıcak yemek koyamadığında azarlanan veya kazara(!) kız çocuk dünyaya getirdiklerinde üstüne kuma getirilen, beceriksiz ilan edilen insanlardır.

itiraf etmek gerekir ki, erkekleri tamamlayan bir parçadır kadınlar. kadınlar ve erkekler birbirleri olmadan yaşayamazlar. modern erkekler artık bunun az çok farkına varmışsa da, ne yazık ki bu modernlikten uzak kesmin çoğu bunu böyle algılayamaz. kadın sadece ona hizmet etmekle yükümlü, ayağını yıkayan, ona yemek yapan, ayak işlerine bakan, bir de erkeğin soyunu devam ettirmek için kullandığı bir araçtır onlara göre.

oysa olması gereken, erkeğin yeri neyse, kadının yerinin de aynı olmasıdır toplumumuzda. unutulmaması gereken, kadın erken fark etmeden herkesin insan olduğu, kimsenin kimseden üstün olmadığıdır.
aqua aqua
her gün kim bilir kaç kadın görüyorum...

sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda... ama olmuyor hanımlar, olmuyor! kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?

çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. gözlerimi kapadım, osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. o nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

bir fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir ispanyol kadınının ateşini ve bir türk köylü kızının tazeliğini.

kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. kadının hası güle benzer. rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

kadının hası...

kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur. ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. şımarıklığın da hakkını verir. ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. bu tebessümler sevgidir. yumuşacık bir sevgi olur kadın ayüreğinde. kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir... insanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır. dırdır etmez. çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. yüz göz olmaz kadının hası. bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.

gerçek bir kadın ezik durmaz. kambur yürümez, dimdik durur. kendine saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur, destek olur, onu dinlemeyi bilir. bazen utangaç olur, bazen ürkek. soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın. aptal olmaz gerçek bir kadın. bön bön bakmaz adamların suratına. hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.

hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.

sesi güzel olur kadının, biraz buğulu... arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.

olgunluğuyla şaşırtır erkeği. bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu. sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. huzur verir varlığıyla.

içmesini de bilir kadının hası. bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı. içli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. kibirli olmaz. kültürsüz olmaz. bomboş olmaz kafası. dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. beceriklidir. tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.

gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. etini teşhir etmez. fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir. gerçek bir kadın paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.

uzun saçları vardır kadının. yumuşak olur, güzel kokar. kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. kadına yaraşmaz soğukluk.

gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.

kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar. güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

has kadına naz da yakışır, kapris de. öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker.

gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.

(gül azderoğlu)
gülümsün gülümsün
kadın erdemleri olandır. kadın dediğin ruhsal olgunluğa sahip olandır.
yeryüzündeki milyonlarca kadının ortak özelliğidir güzellikleri. evet her kadın güzeldir çünkü her kadın özünde anneliği taşır.
kadın sevendir ama en çokta sevilendir. bir kadına değer vermek, o'nu anlamak olası çabaların içinde en zorudur. kadındır; birçok ruh haline girebilir her an. kadını anlamak değil önemli olan, o'na değerini hissettirmek gerekir. her kadın değer gördüğü yerde bulunur ve her kadın sevdiklerinin yanında kadındır.
kadın ağlar, kadın incinir, kadın güler, kadın söylenir, kadın konuştukça konuşur çünkü kadın hayatın ta kendisidir.
eve neşeyi, sevgiyi getirir kadın. kadınsız evi düşünemez erkekler. hiç kimse kadın kadar evine sahip çıkamaz ve hiç kimse ocağın üstünde pişen yemeklere tat veremez kadın kadar.
kadın annedir, kadın sevgilidir, kadın olması gerektiği kadar kadındır. ne bir eksik ne bir fazla; kadın hep işini bilendir.
kadın olmasa yarım kalır sevgiler ve kadın yoksa söner tüm umutlar.
kadın değerini bilenler için vardır...
2 /