kadın dayanışması

1 /
gülüsevdimdikenibattı gülüsevdimdikenibattı
ilk ve tek kadın başbakanı tansu çiller olan bir ülkede "kadının temsil imajı" -hâlâ- ne haldedir düşünün!
öte yandan türban/başörtüsü kadın eylemlerini kadının toplumsal yaşamdaki özgürlüklerinin kazanımına yanaştırmış olsaydık çok şey değişirdi.
hemcinsini kendi diliyle tanıyan/yargılayan kadın bilincinin, erkek/eş/lider/kardeş denilen iktidarın sert dilinden uzaklaşmasında hayır var.
tikivikivaz tikivikivaz
aile içinde başlayan dayanışmadır. baba ve erkek kardeşinıze başkaldırma ile başlar. fazlaca kitap okumaya, feminist jargona sahip olma vs gerek yoktur. babanız annenize,
- o şerefsiz abinle görüşmeyeceksin.
- yine aptalca yemekler yapmışsın.
- senin zeka seviyen bu!
dediğınde lütfen o kadına destek verin ve evde çoğunluk kadınken sakın olarak o erkeğe ezdirmeyin annenizi.
market alışverişine sadece anneniz çıkıyorsa ve babanız yapılan yemeği beğenmiyorsa dayak yemeyi ve evden kovulmayı göze alarak o adama karşı çıkın.
dedim ya süslü cümlelere, bir derneğe ve size yol gösteren kokoş liderlere ihtiyacınız yok. madem o aile çekirdekse dayanışmayı çekirdekten başlatın.
isevi isevi
normalde kendi aralarında anlaşamayan insanların bir arada olup, geçinebilmesine olanak sağlar.
20 erkek aynı ortamda olup anlaşabilirken. anlaşmazlık çıkması için 10 değil sadece 2.kadının gelmesi yeterlidir.
(bkz: birden fazla kadın )
dayanıştıkça güzelsiniz.
dayanıştıkça daha sevilesi oluyorsunuz.
gravity gravity
teorikte dayanışmayan farklı grupların kendi içlerinde kendileriyle dayanışmalaridir. bu dayanışma dediğimiz sey ortak bir tepkinin ortaya atılıp atılmayacağı ile ilgili. cunku kuran kursuna giden ablalardan cok azı hayvan hakklari aktivistligi de yapıyordur belki ama o da belki. kadinlar dayanışamaz cunku dunya herkesin eşit yaşadığı adil bir yer degil. dışarda millet dayanisirken kesin rukiye ablanın tokat'tan amcasıgil gelir olmaz o is
naletmurphy naletmurphy
kesinlikle olmayandır^^
çünkü bir kadına en büyük kötülüğü yine bir başka kadın yapar. ha erkeklerin hiç mi suçu yok; tabii ki var. ama zaten erkekleri de yetiştiren kadınlar değil midir?
lö şuhane lö şuhane
külliyen yalan olandır.
hayalde/senaryoda güzel ama çekimde sıkıntı olur hep.

1- bir kadın( eğer annesi değilse), başka bir kadının ondan öne çıkmasıni hazmedemez.
kadın dayanışmaları genelde güçlü ve yıkılmayan kadınlara karşı oluşturulan kolektif sahte bağlardır, menfaat güder.

yahut
2- ezik kadınlara karşı hissedilen, içinde acıma duygusunun baş rol oynadığı dayanışmalardır.

eger o bir zamanların "ezik" kadını, güçlü kadın olursa bu sefer, ilk başta anlattığım (1) dayanışma türüne evrilecek dayanışmadır.




tam olarak böyledir.
neverendingblueroad neverendingblueroad
ataerkil toplumlarda kadın dayanışması toplumun ileri gelenleri dahil birçok insanın işine gelmeyeceğinden dinlediğimiz tüm masallar, anlatılan efsaneler hatta günümüze kadar yapılan tüm filmler, diziler hep kadın kadının kurduymuş, düşmanıymış gibi aktarılır. bu aktarımlarda sadece giydiği ayakkabısı kıyafetine uymadığı için bile yerin dibine sokulur kadın, diğer kadınlarca. biraz fazla gülse kadınlar süzer alttan alttan, somurtsa soğuk nevale, burnu havada hasbamın derler. koca aldatır, ayartan kadındır kesin derler. sevgilisinin ya da kocasının kendisi için aldığı şeylerin kıskanıldığını düşünürler ya da gerçekten kıskanırlar böyle şeyleri. eve girer girmez nasıl döşendiğine bakarlar, ama hasetlikle, fitnelikle.

bu neden yapılıyor peki? yani kadınların dayanışma içinde olması neden birilerini rahatsız etti de mitler zamanından günümüze kadınlar hep diğer kadınların ayağını kaydıran olarak resmedildi. kadınlar birarada erkeklerin biraraya geldiğinde oluşturdukları yıkıcı gücün tam tersine inanılmaz büyük bir pozitif enerji ortaya çıkarırlar da ondan. biraraya geldiklerinde, eğer isterlerse güçlerini birleştirdiklerinde yapamayacakları reform, alt edemeyecekleri sorun yoktur. bunu kendi yakın tarihimizde de ülke için cepheye aş taşıyan, taş taşıyan; hemşirelik yapan, yetimlere bakan kadınlarımızda görebiliriz. kadınların oluşturacakları gücün boyutunu kestiremeyen ve gücü elinden bırakmak istemeyen erkek egemenliği ise araya fitne sokarak bunu başardı bence. içimize yerleşti kadınların çıkardan öte dayanışma içinde olamayacakları.

kadının diğer kadınlara olan tavırlarına ilişkin aşılanan bu fikirler topluma çok güzel adapte olmuş, kadın gerçekten de kadının kurdu olmuş durumda. hangimiz inkar edebiliriz yediğimiz en büyük kazığın bir kadından geldiğini. ya da ayağımızı kaydırmaya çalışan iş arkadaşımızın bir kadın olduğunu. kadın patron yerine erkek patron tercih ettiğimizi. ya da resmi bir kuruma işimiz düştüğünde içimizden umarım erkek gişe çalışanı denk gelir dediğimizi. ben inkar edemem. çünkü düşman gibi davranan hemcinslerimden hiç haz etmiyorum. başarmışlar yani, diyecek bir şey yok.
ontolojikvaka ontolojikvaka
"dayanışma" ve "kadın" dünyanın en güzel kelimelerindendir. toplumda her anlamda 2.cil role layık görülen ve kötü muameleye maruz kalan kadınlar için de elzemdir.

kadınların birbirinin kuyusunu kazması vs. bu başlıkla ilintili bir konu değildir.

bu başlık cinsiyet eşitliği ile ilgilidir.

tacize tecavüze ve toplumda kadına çizilen sınırlara karşı zorunluluk içeren bir dayanışmadır. çünkü egemen olan erkek cinsiyeti iktidarın gereği olarak kadına dair toplumsal talepleri altın tepsiyle vermeyecektir. ayrıca erkeklerin "fiziksel üstünlükleri" (doğum yapabilen bir erkek olmadığı için bu üstünlük de tartışmalıdır) antik çağlardan beri kendilerini kadından üstün görme yanılgısını beraberinde getirmiştir. ve bu kölelik düzeni: akla- ahlaka aykırılık yavaş yavaş çürümeye başlamıştır.

neyse konuyu uzatmayayım. iyi birşeydir özetle.
1 /