kadın sünneti

2 /
göğem göğem
kızlarına bu sünneti yaptıran ve sonradan yanlış olduğunu kabul eden ailelere, zamanında neden karşı çıkmadıkları sorulunca ''herkes yaptırıyordu, gelenekti, temiz ve sağlıklı olunacağı söyleniyordu.'' demişlerdir.

bu durum maalesef erkek sünnetinde de böyledir, kaçımız oğlumuza geri dönülmez bir operasyon yaptırmadan önce konuyla ilgili bir araştırma yapıyoruz? kadın sünneti, oğlumuzun zevk hücrelerini ve işlevsel koruyucu kabuğunu onun bilinci yerinde değilken kesip atmadan önce en azından bir kitap okumamız gerektiğini bize hatırlatır.
meyzen meyzen
bu uygulamanın yaygın olduğu ülke ve toplumlarda kafa tutması kolay olmayan gelenek. öyle ki kadın sünneti kadınların topluma kabulünde çok önemli bir durumdur ve sünnet olmayanlar dışlanırlar, kabul edilmezler, adam yerine konmazlar. maalesef bu yüzden istemeyerek de olsa pek çok kadın (ve aileleri) isteyerek bunu yaptırırlar.
araftaki araftaki
yüzde 98 lik bir oranla gine nin başı çektiği, genellikle afrika ülkelerinde görülen kadını hazdan mahrum etme gibi bir amaca sahip, erkeklerininse çok eşliliği sürdürdüğü, vahşetimsi gelenek.
abd nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından pathfinder ınternational vakfı, beş ay önce ülkedeki kadın sünnetine karşı bir proje başlatmış.


1.5 dolar ve bir horoz karşılığında her kıza sünnet eğitimde, sağlıkta, demokraside, gelişme hızında listenin sonunda... ama gine bir konuda rekortmen. kadın nüfusunun yüzde 98'i sünnetli! gine, kız ... hurriyet
opiskelija opiskelija
kadınların suistimalinin en son boyutudur. detaylarına girdikçe daha korkunç hal alan ama malesef bir çok toplumda hiç tartışılmadan kabul edilen bir çeşit işkencedir.
konu hakkında daha geniş bilgi için, hayatadokun linkinden bilgi alabilirsiniz.
ziyadesiyle seksliyim ziyadesiyle seksliyim
kadınlara yapılan, ikinci sınıf insan muamelesine kanıtlık teşkil eden eylemlerden birisidir. peki gerekçesi nedir? -zevk almasın kadın. orospu olur yoksa... namus kavramını, kadının kasıklarına yerleştirmiş, sikik beyinli insan işi işte...

net olarak hatırlayamıyorum; fakat televizyona buna benzer ilginç bir ritüel daha yansımış idi. çocuktum ben o zamanlar... neyse... bir stadyum dolusu kadın vardı. stadyumun ortasında da yaşça büyük tek başına bir kadın. bağdaş kurmuş oturuyo böyle... tribünlerde oturan kadınlar, genç kızlar daha doğrusu, tek tek bu kadına gelip bacak aralarını göstermekteydiler. ülke çapında bekaret kontrolü! aşağılamanın da bu denlisi yani!

"kadın erkekten üstündür, erkekle kadın eşittir, yaşasın kadın hakları" gibi bir beyanatım yok. olamaz da! ama her insanın, sırf insan olmaklığından ötürü, insanca yaşamaya hakkı yok mudur? bu çifte standartçılık (kadın-erkek,din,dil,ırk... hepsi için geçerlidir) ne zaman bitecek? ya da bitebilecek mi? sorarım size...

ve şunu da düşünsün isterim böylesi ayrımlara düşenler:
acaba hangi insan, hangi ülkedeki, hangi kadının rahmine, hangi cinsiyetle düşebilme; ceninleşebilme hakkına sahip? elde etmemiş olduğunuz; fakat öylesine sahip olduğunuz bu ayrılıklarınız, ötekilik ve bizlikleriniz sebebi ile böbürlenmeleriniz neden o halde?!

cevap vermek işine gelmiyor olabilir insanların. fakat düşünsünler yine de. beyin bedavaydı di mi?
kurutulmus kelebek kurutulmus kelebek
çok yakında türkiye'de de uygulanacağına dair garip hisse neden olan sünnet şekli. kendi bedeninden sorumlu olması istenmeyen cinselliği sadece doğurganlık nedeniyle yaşamasına izni olan kadınlar yaratır.
lacey lacey
öğrenmek için saatlerce konuşmanın gereksiz olduğu eylem. klitoris'den gir, geleneklerden çık hiçbir şey bu vahşeti anlatmaya yetmez. bazı fotoğraflarsa beyninize kazınır;



kiya kiya
kadın sünnetinin islam da yeri olmadığını, bunun gelenek olduğunu söyleyenler var. hayır, kadın sünnetinin islam'da yeri var. hatta buyurun, hanbeli'nin hadis kitabından bununla ilgili bir hadis:

"sünnet (hıtan), erkeklere sünnet, kadınlar için fazilettir" (ahmed b. hanbel, v, 75; ebu davud edeb, 167; el-fethu'r-rabbânî, xvıı, 1312)

bu sünnet biçimi, türklerin de mezhebi olan hanefiliğin kurucusu ebu hanife'ye göre ve kürtlerin bir kısmının içinde bulunduğu maliki mezhebinin kurucusu imam maliki'ye göre mutlak sünnettir. ahmet b. hanbel'e göre ise yalnızca sünnettir.

şeyhülislam'lardan ebu's suud da kendisine yöneltilen "diyar-ı arap'ta avratları sünnet ederlermiş. bu fiil sünnet midir" sorusuna "evet" cevabını vermiştir.

(m. ertuğrul düzdağ, şerhul-islam ebu's-suud efendi fetvaları, istanbul 1972, s. 35).

yani kazın ayağı göründüğü gibi değil..
filips filips
az biraz araştırma yapanın bunun bir vahşet olmadığını(hemen coşmayın okuyun) hatta hazzı daha da ziyadeleştirdiğini görür. afrika ve diğer çağdışı toplumlarda yanlış olarak uygulanmakta hatta aşağıda ki yazıyı okursanız islamiyete ters(vahşi) bir uygulanış şekli olduğunu söz konusudur. bu uygulama zorunlu değildir. hatta yanınıza yörenize bakarsanız %0,01 bile uygulayan olmadığını görürsünüz. sırf islamiyete çamur atmak yerine azcık araştırma yapsanız ne olduğunu görürsünüz.

kısacık internet araştırması sonucu kaynaklarıyla anlatılan kadın sünneti:

bazı toplumlarda, kızlar da erkekler gibi sünnet edilirler. daha çok gizli olarak icra edilen bu sünnet mısır, arabistan ve cava'da yaşayan müslümanların bir kısmında halen mevcuttur. bu toplumlarda islamiyet öncesi de sünnetin varlığı bilinmektedir. islâmiyetin zuhuruyla islâmi bir anlam kazanmıştır. bütün islam dünyası dikkate alınırsa, azınlıkta kalan yerel bir âdet olarak görülür. (a.j. wensinck, hiton, ia, vli, s. 543).

klitoris üzerindeki küçük bir parçanın kesilmesi olan, kadınların sünneti rivayete göre hz. ibrahim (as) zamanından kalmıştır ve ilk sünnet olan hanım hz. hacer'dir. (taberi, milletler ve hükümdarlar tarihi, çev. z. k. uğan, ankara 1954, i, 371).

hz. peygamber (asm), "sünnet (hıtan), erkeklere sünnet, kadınlar için fazilettir." (ahmed b. hanbel, v, 75; ebu davud edeb, 167; el-fethu'r-rabbânî, xvii, 1312) buyurur. bu sünnet, ebu hanife ve imam malik'e göre mutlak sünnet, ahmed b. hanbel'e göre erkeğe vacib, hanımlar için sünnettir. şafiî erkek ve kadın arasında vucûb bakımdan bir fark görmemiştir. (el-fethu'r-rabbanî, xvii, 1312). çoğunluğu hanefi olan türklerde kadınlar sünnet edilmezler.

ebu's-suud efendi kendisine yöneltilen; "diyar-ı arap'da avratları sünnet ederler. bu fiil sünnet midir?" sorusuna "el-cevap: müstehaptır" şeklinde cevap vermiştir. (m. ertuğrul düzdağ, şerhul-islam ebu's-suud efendi fetvaları, istanbul 1972, s. 35).

kadınların sünnet edilmesi konusunda islâm âlimleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. bir kısmı, maşrık kadınları ile mağrib kadınlarının fizyolojik bakımdan farklı olduklarını kabul ederek maşrık kadınlarındaki yaradılıştan gelen fazlalık sebebiyle, sünnetle yükümlü olduklarına, öbürlerinde ise böyle bir fazlalığın bulunmayışı sebebiyle sünnetle yükümlü olmadıklarına hükmetmişlerdir.

rivayetler hz. peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında, bizzat medine'de, kızların sünnet edildiğini ve sünnet etmeyi kendilerine meslek edinmiş kadınların bile bulunduğunu ifâde etmektedir. hz. peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kızların sünnet edilmeleriyle ilgili olarak sağlığa uygun bir tarzda olması için tâlimât verdiğini de öğrenmekteyiz.

ebû davûd'un rivayeti şöyle: "medine'de bir kadın (ki ismi ümmü atiyye'dir) kızları sünnet ediyordu. hz. peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona:

"fazla derin kesme, çünkü derin kesmemen, hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesîlesi) hem de kocası için daha hoştur." der.

hz. ali (ra)'den gelen bir rivayette sünnetci kadına hz. peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in birisini yollayarak (çağırttığını) ve "sünnet ettiğin zaman üstten hafifçe kes, fazla dipten kesme..." dediğini öğreniyoruz. münâvi, bu hadisi şerh ederken, kadınlardaki sünnet mahallinin derin kesilmesi hâlinde, kadının cinsî arzusunun söneceği, bu nedenle de kocası ile cinsel ilişkiden nefret edebileceğini belirtir.

bu açıklamalardan, kızların sünnet edilmesinin biyolojik yapısına göre değişebileceğini, eğer fazlalık varsa alınması daha uygun ise de, alınmamasında da dini bir sakınca olmadığını söyleyebiliriz.
2 /