kalevala

gblack gblack
kalevela finlilerin ünlü destanı olmasının yanında fin edebiyatının kültür ve sanatının temelini oluşturur.

kalevala'nın ilk bölümün çevirisi. (amatör bir çeviri ne kadar doğrudur bilmiyorum)
kaynak: yuzuklerin efendisi / turkiye lotr / turkey yuzuklerin efendisi yuzuklerinefendisi

kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.

tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sariola’dan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.

bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
“gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!”

hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
“neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?”

bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
“neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevala’nin kırlarında.”

hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
“dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
‘küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?’
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
“bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.”

yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
“belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.”

bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
“ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.

üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinen’in etine.
mon cher mon cher
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılan, finlandiya ve karelia'nın epik halk şiirleridir. 1835 yılında elias lönnrot tarafından toparlanmıştır. yüzüklerin efendisi kitabında, tolkien'in bu fin destanından esnilenme yaptığı ortaya atılmıştır. 1965-66 yılları arasında türkçeye çevirilmiştir. kitapçılarda olmasa da kütüphanelerde bulunabilecek bir kitaptır.
`
maglor maglor
bir rus feolk metal grubu. akordeon falan var, çok keyifli. bir arkona kadar başarılılar. neye benzer diyenlere rusça lirikli, bayan vokalli korpiklaani diyorum, hemen anlıyolar. biraz kurcalamakta fayda var bu hoş grubu.
one of the few one of the few
destanı müzik eşliğinde sindirmek isteyenler için kalevala a finnish progressive rock epic adında adıyla müsemma bir albüm var. hakkaten epik, hakkaten progressive. türü sevenlerin, fin kültürüne biraz merak duyanların kesinlikle dinlemesi gereken bir albüm.

hikaye şarkılarla anlatılmış, biraz rock opera denen çalışmalara benziyor. şarkıları tek tek dinleyince çok anlam ifade etmiyor ama bütün halinde çok başarılı. albümü hazırlayan ekip çok uluslu, ingilizinden italyanına yetmiş milletten insan var, şarkılar ingilizce ve italyanca ağırlıklı olmak üzere 7 dilde . 30 şarkıdan oluşuyor albüm. 30 farklı grup toplam 50 runo'yu müzikle ifade etmiş. keyifli bir albüm kısacası, dinleyiniz.

italyanca şarkıdan ne anlarım lan ben diyenler için önemli not: okuyunuz: müzik dili ve edebiyatı "müzik evrenseldir" derler. gerçekten müziğin dili fark eder mi? duyguların dili var mıdır? bir şarkının anlatmak istediklerini anlamak için o şark... keyifçiyiz b'ağbi

albüm hakkında daha detaylı bilgi için de:
kalevala (project) - wikipedia, the free encyclopedia the bands were pretty much free to do as they pleased, there was really only one restriction, and that was that the bands had to use vintage equipm... wikipedia
dreamrock dreamrock
kalevala bir fin halk destanıdır. elias lönnrot (elyes lönrot) tarafından 1828'den 1834'e kadar uzun bir çalışmanın sonucunda fin kabileleri arasından derlenmiş ve işlenmiştir. destan, 22.795 dizelik 50 şiirden oluşmaktadır.

kalevala, destandan çok evren üzerine bir felsefe görüşü, köklerini fin halkından alan bir efsane özelliği taşır. eserde doğaya karşı uğraş veren kuzey insanları, onların aile erdemleri, bilgeliği ve sözün yaratıcı gücü övülür.

destan kahramanları, olağanüstü özelliklere sahiptir. olaylar dört kişi etrafında döner. lemninkainen (lemninkayne), pohjola (kuzey yöreleri)in en güzel kızının gönlünü kazanmaya çalışan kişidir. ilmarinen, insanlara mutluluk getirdiğine inanılan fakat onları savaşa sürükleyen sampo (samfo) adlı büyülü değirmeni yapan demircidir. vainamoinen, sözün büyülü gücünden yararlanan, tek gücü bilgelik olan yaşlı bir ozandır. lempa ise kötülük ruhudur.

aslı ölçülü ve uyaklı olan bu manzum destan; dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. destan finlilerin ulusal bilinçlerinin uyanmasında, unuttukları ana dillerini öğrenmelerinde oldukça önemli bir görevi yerine getirmiştir.