kanser

15 /
platonun ütopyası platonun ütopyası
her günü ayrı bir aksiyon. her adımı ayrı bir ölüm kalım mücadelesi.

teşhis için biyopsi yapılır, akciğer vs önemli bir organdaysa ölüm riski vardır, ecel teri dökersin.
teşhis konulur, muhtemelen kemoterapi başlanır. her bir dozu ayrı bir dert, ayrı bir risktir. uygulama anında vücudun tepki verebilir; kalp krizi, anaflaksi vs geçirebilirsin yine ölebilirsin.
kemoterapi uygulanır, vücudun bağışıklığı azalır, o anda enfeksiyon oluşur, önünü alamazlarsa yine ölebilirsin.
muhtemelen ameliyat olacaksındır. ameliyat sürecinde ayrı, postoperatif dönemde ayrı olmak üzere yine ölüm riski vardır.
tabi radyoterapi olmadan olmaz, işin tuzu biberidir. bu süreç biraz daha rahattır. yanıklar dışında genelde bir şey hissedilmez. ama uygulama bölgesine göre bağışıklığı baskılayabilir enfeksiyon riski vardır bir ölüm riski daha. bu arada bir ihtimal makine bozulur, yüksek doz radyasyona maruz kalırsın, öldürmese de ölmekten beter eder.
tüm bunları geçtiysen eğer psikolojin bitmiştir. bir yandan kurtulmuş gibi, bir yandan da kurtulmamış gibi diken üstünde hissedersin. sürekli bir tedirginlik vardır. arada kontroller olur, bir şikayetin olur, yine tedirgin olursun.

aslında kanser için söylenilecek en özet şey şudur: bir gün değil, her gün öldürür. sadece hastayı da değil yakınlarını da öldürür.
francesca francesca
an itibariyle gelen telefonla, hasta olduğunu bile bizden gizleyen arkadaşımın vefatını öğrendim. biz kendisini yurtdışına dil öğrenmeye gitti zannediyorduk. hepimizi kendinden öteledi. aferin sana be!
saat: 14:47
+1 daha...
tarçınlıhavuç tarçınlıhavuç


şöyle haberleri gördükçe gerçekten kendi çevremden biri bu hastalığı yenmiş gibi mutlu oluyorum.

allah kimseyi sağlığı ile sınamasın. tüm hastalara güç kuvvet versin.
1
siyahbeyaz aşkı paylaşamadık siyahbeyaz aşkı paylaşamadık
önce kanser haberini alırsınız. korkarsınız. doktorlar çok ilerlemediğini söyleyince biraz hafiflersiniz. nolcak yeaaa, kemoterapi falan atlatılır dersiniz. herkes bir ümitlenir. ilk kemoterapiyi aldıktan sonra gayet fit olduğunu görünce "bu muymuş amaaaann geçer bu böyle" diye iyice umutlanırsınız.. en geç üçüncü kemoterapiden sonra saçlar kaslar dökülür "saçtır bu uzar tekrar" diyip bozulan moralleri yine bi toparlarsınız. son kemoterapiyi alırken "artık bitsin bu eziyet" dersiniz, sinirler gerilmiş, sabırlar tükenmiştir... hasta yorulmuştur, yakınları yorulmuştur.

kağıt üzerinde metaztaslarin ilerlemediğini ve gerilediğini görünce yine bi moral depolanır.
kanseri yendi haberiyle dünyanın en mutlu insanı olunur. kimisi sağlığına kavuşup öyle yaşar gider. kimisinde de yine hortlar ırzını siktigimin şeysi. şimdi bu bir daha çıkıyor ya karşına namussuz. he, şimdi ikinci defa bu kadar optimist yaklaşamıyorsun olaya.
başına neler geleceğini bile bile tekrar o kemoterapi saçmalığına giremiyorsun. şu fani dünyada bir daha cehennemden geçeceğime kanserle ölüp ahirette cehenneme gireyim diyorsun ya. insanoğlunun şu dünyada yapabileceği en acımasız kararlardan biridir lan o. o çok fena.
o kemoterapi dedikleri şey ne kadar nalet bir şeyse artık, insanlar onu tekrar yaşamak yerine kısa bir sürede acısız ölmeyi tercih ediyor lan. sizin aklınız alıyor mu bunu? benim almıyor...

doktorlar 14 günü kaldı demişlerdi. 15 gün sonra öldü...
hoayda hoayda
gelişen teknoloji ile çaresinin bulunduğunu düşündüğüm hastalık. tanımı, sebebi, vücutta nerelerde ne şekilde nasıl açığa çıktığına çok değinmeden tedavisinin eğer bulunduysa neden kamuya sunulmadığı hakkında bir kaç düşüncem var.

bundan uzun yıllar önce çiçek, tifo, verem, kolera, tetanoz gibi hastalıkların insanlık tarihine verdiği zararların boyutları ortada. bir dönem o bölgede yaşayan insan popülasyonunun çoğunu öldürmüş olan bu hastalıklardan şuan basit bir aşı ile kurtulabiliyoruz. ama ilerleyen moleküler düzeyde genetik ve biyoloji çalışmalarının sonucunda eğer hiçbirimiz hasta olmaz isek ya da doğanın bizleri doğal seçilim ile her canlıya yaptıklarının karşısında durursak bir gün dengenin bozulacağına inanıyorum.

ontolojik olarak insan böylesine ölümsüzlük çabası içindeyken bazı şeylerin de çözümlerinin kamuya sunulmaması anlıyor ama kesinlikle etik bulmuyorum.
tanrım sana geliyorum tanrım sana geliyorum
geçen izlediğim yerde, kanserin genetik olarak geçmesi maksimum %8 miş. geri kalanı beslenme, yaşadığın yer gibi etmenler. yani ne kadar iyi beslenirseniz kanser riskiniz azalır demektir.
15 /