karadeniz mutfağı

skadi skadi
tam da bilmiyorum ama buram buram vasatlık ve varoşluk söz konusuymuş gibi.

edit: biri çıkar da kuymakları yerken böyle demiyordun filan derse çaktırmayın.
5
günah keçisi günah keçisi
balığın iyi bir yer ettiği mutfaktır, özellikle hamsi.buğlamadan, tavasına tavasından pilavına bir çok tarifle sunulur.hamur işleri de ağırlıktadır bununla beraber.nokul, ıslama, cevizli mantı gibi...kahvaltıların vazgeçilmesi kuymak da unutulmamalı elbette.neyse benim midem kazınıyor herhalde girimi bitireyim de mutfağa bi seyireyim en iyisi (bkz:swh)
deepdarkbluesea deepdarkbluesea
10 üzerinden 2 puanı ancak hakeder. o, 2 puan da kullanılan malzeme hatrına; hamsi ve diğer balıklar, rize fasulyesi.
tereyağ, un ve yumurtayı bulamaç edip, yemek diye sunan bi mutfaktan bahsediyoruz.
arhavili arhavili
darluğa gelemeyen karadeniz insanı yemekle uğraşmaz. yemek nedir ya amk?
bana sorsalar "ey ölümlü kul arhavili karadenizin en çok neyinden gurur duyarsın" diye , hiç düşünmeden olmayan mutfağımızdan derim. insanımızın mutfaktaki özensizliğini ve birkaç zorlama yemeğini karadeniz mutfağı diye piyasaya çakmasını severim.


bazı insanlar var saatlerce yemekle uğraşır, mutfağa girdimi kıyamet kopar, tencere sesleri, bıçak sesleri, yağın tava ile ilk kavuşma sesleri, kıyamet kopar kıyamet. aboooo kıyamet kopar kıyamet amk. bu tür ortamlarda yapılan yemeğe "mükemmel, harika, nefis, altı aylık kuzu, bıçakla doğranmış kıyma değil mi" gibi yorumlar yaparken içimden bir karadenizli olarak " o sikeyum beynunun damarlarini, bunun içun mi mutfaktan çikmadun" derim.

ah kardeşler yemek nedir ya. yersin doyarsin. yedin doydun tamam bitti. karadeniz mutfağı veya daha doğrusu ile karadeniz mutfaksızlığını insana yakıştırırım. çalışma kültürüne çalışkanlığa ve insan olmanın erdemine uygun bulurum.

zaten coğrafyada tabancadan başka birşey yetişmiyor, ekilecek arazide kalmamış, devamlı yağmur ve heryerin çaylık olduğu bir yerde bir mutfak gelişemez. zaten böyle bir çaba da yok. işin özü hamsi de tek başına balık olarak adlandırılmaz , şöyle 50 yüz tane bir araya gelince bişeye benziyor. şimdi böyle bir coğrafyada darluğa gelemeyen ve her daim ahu duran bölge insaninin mutfakla işi gücü olmaz. rahmetli babaannem sigara küllü lahana yemeğini önce bize sonra ineğine yedirirdi, kedisi hüseyini bizden daha iyi beslerdi. ineğin pok yiyun ha bu yemeğun nesi var" edasıyla bize bakışı çocukluğumun unutulmayan estantanelerinden biridir. bugün geriye dönüp bakıyorum da inek haklıydı. gerçekten de o yemeğun nesi vardı...
the red queen the red queen
silor yeter. anneannemin mis gibi mısır ekmeği, annemin lahana sarması. ordu' da yediğim hamsi buğulama... ki buğulamayı hiç sevmem. saç kavurma, pide, turşu kavurma. kuymak ve laz böreğinden iğreniyorum, onları savunmam ama bir kurutlu muhlama bile kahvaltıda muhteşemdir.

karadeniz' den üç yemek biliyorsunuz, sonra "karadeniz mutfağı yok", "karadeniz yemekleri kötü". işin kötüsü sülalesi yemek bilmeyen karadenizliler de var bunların arasında. benim sülalem yemek bilirdi, karadeniz yemeklerini de şahane yapardı.

karadeniz lazlardan ibaret değil. orada gürcüler ve diğer kafkas kökenliler de var. yemekten bahsederken sadece lazları sayıp "karadeniz mutfağı" demek de ayrı konu. anne tarafım gürcü, baba tarafım türk ve çerkes. oldukça geniş bir yemek yelpazesi vardı ve sadece karadeniz yemekleri pişerdi evde ben küçükken.

ben oranın buranın yemeği diye bakmam olaya ayrıca. yemek konusunda ırkçı değilim çünkü gömmek istesem italyan mutfağına bile yüz tane kusur bulurum. insan burun kıvırmak isteyince zorlanmaz.

size çok bile konuştum gerçi, öğrenin de gelin. sonra yine bakarız.
esofmantakımı esofmantakımı
güzel mutfak kara lahana sarması,kuymak,kete,hinkal,cadi gibi çok güzel yemekleri var. beğenmeyen,fakir mutfak diyenler yemek yemek ve lezzet nedir bilmeyenlerdir.
aphross aphross
kimsenin bahsetmediği, çoğunluğun da bilmediği ısırgan yemeği vardır. pazarda ot satanlara ısırgan sorduğumda onlar bile şaşırıyor. bir şekilde doğru tarifi buldum ve üşenmeyip ısırganın ellere olan düşmanlığına rağmen yapıp yiyorum.

yöresel mutfaklar risklidir, alışkanlıklar ve öğrenilmiş tatlar yeni deneyimlerde objektif olmayı engelleyebilir. bir de o mutfakla ilk tanışma beceriksiz birilerinin elinden çıkan yemeklerle olmuşsa, hiç şansı yok. ben de karslıların bayıldığı kazı sevemedim mesela ama kaz kötü ya da mutfakları leş diyemem.
plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
içinde tabii ki güzel lezzetler barindiriyor ancak genel anlamda tatsiz tuzsuz yiyecekleri bulundurmaktadir. tabii bu kiyaslamayi türk mutfağindaki diğer yörelere göre yapiyorum. kendi içinde gideri olan yiyecekler olsa da türk mutfağinin diğer başliklari altinda ezildikçe eziliyor karadeniz mutfaği.

bunda karadenizlilerin genel olarak yemek yapamamasinin da alakasi var. çok şükür sinoplu olan annem oralardan kendini kurtarmiş da direkt olarak güneydoğu-doğu mutfağiyla şenlendiriyor soframizi.
en tipsiz ördek yavrusu en tipsiz ördek yavrusu
canı sıkılan karadeniz mutfağına sallamış. zaten bizde fransız, çin, kürt vs mutfağı ile yarıştığımızı söylemiyoruz. kendi adıma bende hiç sevmiyorum, üstelik balık bile sevmiyorum. siz kırk yılın başı karadeniz mutfağına girip şikayet ediyorsunuz. benim annem trabzon'lu bir de beni düşünün. gençliğim evde balık var diye makarna yaparak soldu. burada karadeniz mutfağı ile ilgili konuşma hakkı karadenizlilere aittir. sanki üç öğün karadeniz mutfağındasınız. çeken biziz, size ne oluyor?