karşı komşu

misa misa misa misa
karşı dairenizde oturan insanlardır.

benim karşı komşularım çok acayipler, iki tane erkek yaşıyorlar evde, gibi görünüp yüzbinbeşyüz tane erkek gelip gidiyor eve. çözemedim ben gerçekten kaç kişi kaldıklarını. biri djmiş biri doktor benim tanıdıklarım bunlar.

geçen gün zil çaldı, limon istediler salata yapacaklarmış, neyse verdim. ara ara gelip limon istiyorlar benden, limon istemenin özel bir anlamı mı var? nedir yani. korkmaya başladım, ya da gördüler bu kızda limon var bizim almamıza gerek yok bundan alırız diyorlar, bilmiyorum. ama bu huyunuzdan vazgeçseniz çok iyi olur.

ayrıca erkek evine hiç mi kız girmez ya, hani bir sürü erkek arkadaşlarımın evi var, en azından kız 'arkadaş'ları gelip gidiyor, ki bazı arkadaşlarımın evinde kendi nüfuslarından çok kız nüfusunu barındırıyorlar. yok efenm bunların evine bir tek kız bile girmiyor. mecburen farklı düşünmeye başlıyorum.

bir de o kocaman golden köpekleri var, pek anlamam köpek cinslerinden gerçi, çok şirin kendisi, ismi xxximiş. her akşam onu gezdirmeye çıkarıyorlar. çıkarınca bazen denk geliyoruz seviyorum ben de. ama dairenin önünden geçerken çok pis kokuyor, yani karşı dairede de oturunca apartmandaki diğer komşular benden sanmasın o pis kokuyu. neyse.

işte bizim karşı komşu(lar) biraz garipler.
çözemedim henüz.
one2one one2one
karşı dairemde oturan gerizekalılar.

aylardan ağustostu. karşı dairemi kiralamak için geldiklerinde tandım bu gerizekalıları, sabahın birinde! zilimi çalıp bana komşuluğum hakkında soru sormalarından anladım birer gerizekalı olduklarını, uykudan kalkmış davudi sesimle 'ben bilmem, ben anlamam' desem de sormaya devam ettiler. adam emekli albaymış karısı da bankacı; napıcaksam ben mesleklerini... ısınmasından pencereleri açınca cereyan yapar mı sorusuna kadar hertürlü soruyu sordular o yeni yetme üniversiteyi kazanmış kızlarının kıçının rahatı için.

olanlar daha sonra oldu, kız geldi yerleşti sonra ablası geldi yerleşti yetinmediler anne baba tüm çekirdek aile karşı komşum oldu. televizyonun sesini nezaman açsam yanda bi sessizlik eşliğinde evimi dinler oldular, bıktım tükendim artık. asansörü açınca asansör kapısına takılan kapı önüne koydukları ayakkabılardan mı dem vursam yoksa kızları eve yarım saat geç geldiği için askeri disiplinle yargılama yapılmasına mı dellensem bilemiyorum.

velhasılı kelam karşı komşumdan nefret ediyorum. aylardır ölümden söz açıp sıtmaya razı etmeye çalışsam da nafile. deli gibi gürültü yapsam da aynı şey fısır fısır konuşsam da aynı şey, bi şikayete gelin la bi şikayet edin beni, karşıma çıkıp 'yeter ulan bıktık sabaha kadar bağırıp çağırmalarınızdan' diyin de ben de kan kusayım üstünüze ama yok, gelemediler.

peşin edit: kız göbekli yağlı bişey, işim olmaz bakımsız kızla.
zavalliadam zavalliadam
eskiden derdi nedir bilinen, derdine ortak olunan,mutlulukların paylaşıldığı, hatta bazen birlikte tatile gidilen, haftada en az bir kere sizdeki boş tabağını doldurup götürdüğünüz, verdiğiniz tabağı dolu geri veren, yardım sever, yardım etmekten keyif aldığınız insanlardı.
artık orada oturmuyorlar. onlar taşınalı en az yirmi yıl oldu. artık karşı evlerde birileri oturuyor ama komşu değiller.
ziyadesiyle seksliyim ziyadesiyle seksliyim
şizofren oluşu ile, şahsınızda büyük bir iç sıçış yaşatandır.

tehlikeli bi hastalık bu yani. eleman gözlerini dikip, saatlerce bakabiliyor size doğru. ve aklından nasıl senaryolar geçeceğini tahmin edemiyorsunuz o an. direkt içeri kaçsanız da olmuyo. daha beter senaryolar üretebilir. hem ayıptır yani. vicdan el vermiyo bi yerde...

her karşılaşma anında, tiyatral hadiseler duhul eder bu sebeple. bi sağa sola bakar, sanki birini bekliyomuş gibi yapar sonra kaçarsınız. içeriye doğru bakıp "ne var anne yeaa" diye bağırırsınız. sanki içerden çağrılıyomuşsunuz gibi.... elbette yoktur öyle bi hal.

(bkz: şizofren bir komşuyla göz göze gelmek)
albia albia
iyiler hoşlar da, adeta kendileriyle aynı evde yaşıyormuşuz gibi davranan insanlardır.
ya adam gecenin bir vakti kükler gibi geğiriyor..uykumdan uyandırdı beni.
nasıl bir gaz birikmişse günlerdir çıkmadı dayının boğazından.
olea olea
bir yıldır karşılıklı dairelerde oturup toplamda 10'u geçmeyecek kez kapıda karşılaşıp aaaaaaaaaaa hiç denk gelemiyoruz uygun oluğunuzda bir kahveye beklerim nezaket cümlesini itina ile birbirimize kurduğumuz ancak bunun çalışma saatlerimiz gereğince mümkün olmadığının bilincindeki iç rahatlığımız ile selamlaşıp ayrıldığımız komşucan.
varanotobusundeayaktakalanokuzcan varanotobusundeayaktakalanokuzcan
çocukluğuma dair hatırladığım en güzel anılardan biri. egede yaşadığımız 8 yılın ardından hatırlamaktan keyif aldığım karşı komşumuz. o kadar çok taşınmamıza rağmen biri karşı komşu deyince hep o kadın aklıma gelir. 5 yaşlarındaydım o zamanlar. anaokulundan geldikten sonra kapıda beni "guzuma guzuma" diye karşılardı. 4 yıl önce görmeye gittiğimizde yine beni "guzuma guzuma" diye sevmişti. bazı şeylerin değişmediğini görmek insanı mutlu etmeye yetiyor da artıyor bile.
skipper skipper
gece saat 2:41 ve bu amk kaltağı çıkmış balkona evdekiler ile kahhkaha atıyor, normal bir kahkaha değil orospu kahkahası olan (hahahahayt) biçiminde çıkan kahkahadır. türkü bile söylüyor amk, ne içirdiniz lan bu kadına.
sedatyamaci sedatyamaci
üniversitede okurken karşı komşum kurban bayramında bana et getirdi. bu ne diye sorduğumda et olduğunu beyan etti. mutfağa gidip bir hevesle "güzel bir kavurma yapayım" derken ; eti sıyrılmış kemik olduğunu görünce insanlığımdan şüphe ederek köpekliğe terfi ettim.