kavgada fırlatılan ilginç nesneler

1 /
clitor eastwood clitor eastwood
hali hazırda yenilmekte olan hamburger.

geçenlerde gördüm, adam hamburger fırlatarak daldı.
hayran kaldım resmen.
zira bu sadece bir hamburger sıpıttırışı değil;
bu, ekmeğini, yemeğini, karnını doyurduğu, canlı yaşam formu ihtiyaçlarının en önemli etmenlerinden birinden vazgeçip, fütursuzca karşıya zerk etmektir.

gıda bir canlının en önemli hazinesidir ve adam arasına çedar, hardal, bilimum sos attırttığı hamburgerini fırlatıyor!
düşünebiliyor musunuz o anki öfkesinin şiddetini?
gıdasını dahi gözden çıkarabilecek kadar, mental veya fizikî olarak bünyesinin her zerresiyle hissettiği o yıkım arzusunun pik noktaya ulaşmasını..
o an her şeyinden vazgeçmiş şekilde tek bir noktaya hücum edişindeki hırs ve azim şu yaşamın nâdide özetlerinden biridir düşüncesindeyim.

gerçekten müthiş bir kareydi.
insanlık açısından kötü, davranış bilimi açısından çok möhüm.
1
812 superfast 812 superfast
kardeşimle pek anlasabildigim söylenemez ama çok da kavga etmeyiz zaten kendimi bildim bileli aile evinden uzak ve geçici insanlar haric tek yaşarım. dolayısıyla tatillerde de kavga pek çıkmaz.

o gün ne oldu hatırlamıyorum ama epey bağırış cagirstan sonra kalkıp üstüne yürüdüm o sıra annem araya girdi derken kendimizi mutfakta bulduk ben ağzının üstüne bir tane yalattirmak isterken bu ocakta isinmakta olan iki biber bir patlıcan dolmasından patlıcanı alıp bana fırlattı. koca kemer patlıcan yanagimi yalayarak ve kulağımdan siyirtarak kapıya laps diye yapıştı. önce sinirden delirir gibi oluyordum ki peşine bir tane de biber dolması ağzımın üstüne patlayınca kendimi kahkaha içinde banyoya attım. gerisi dominant annenin gazabı oldu.

cevap veriyorum. bir adet kemer patlıcan, bir adet de biber dolması.

bana gelince, ben telefon uyum. bir keresinde de köpeği atacaktım, cup size yorkie de it elimden porttu.
3
neverendingblueroad neverendingblueroad
yıllar önce kadının tekine topuklu ayakkabımı fırlatmıştım. ertesi gün bar henüz dolmadan gittim. kedi gibi suçlu ve en masum sesimle "selaaam, ayakkabım burda kalmış, buldunuz mu acaba ihihihi?" dedim. çalışanın yüzüme bile bakmadan başıyla işaret ettiği yerde bir dogo vardı, ağzında da kırmızı bir topuk. "oldu o zamaaaaan" deyip topukladım, bir ayakkabı için kavga mı çıkarsaydım?
ya umutlar da biterse ya umutlar da biterse
abimle kavgalarımız karanlık çağlara kadar uzanır zira hep bir kavga içerisinde olduk kendisiyle. ergenlik döneminde en şiddetlileri oluyordu kafes dövüşü tarzına çevirmeye çalışsa da her defasında daha insani şekle sokma çabasındaydım. eline ne geçerse atıyordu hırsını alamayınca. ütü,radyo, terlik, kumanda ( en çok tv kumandası ) ayakkabı, elindeki dürümü bile atmışlığı vardır. şimdi büyüdük evlendi aşırı sevimli bir yeğenim var babasıyla aramız iyi olmasa da onunla aksine çok iyi. yani düşünüyorum o sert kavgalarımız şu an olsa covid-19 da elle tutulur bir şey olsa onu bile atardı. bir ara attığı şeyleri sergilemeyi düşündüm annem ütü bana lazım deyince bütün plan bozuldu.
2
aspie aspie
ceket düğmesi.
lisede öğretmenlerimden biri arkadaki her şeye gülen güruha kızıp eliyle koparıp fırlatmıştı iki tanesini.
leo basgan leo basgan
ikiz erkek kardesiniz varsa her turlu neyse mesela:
telefon (e250)
sehpa
askilik
plastik sandalye
koca dolabi ustune devirdim hehe
pet sise su - damacana
tenis topu (odaya sessizce sizip kafayi nisan almak favorim)
polia polia
hiçbir şey!
kavga etmem genelde. hele de bir şey fırlatmak asla. bir şey fırlatmadan ben laflarımla döverim zaten karşımdakini ki bir şey atmaya hiç gerek kalmaz; ondan beter ederim lol!
2
1 /