kendi kendine gülmek

1 /
fempusay fempusay
işte kendi kendine gülmek tam da budur:

sokakta giderken kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım zaman
beni deli zannedeceklerini düşünüp
gülüyorum.

orhan veli kanık
songoku songoku
-keh keh keh
-abi ne gülüyon bişey mi var
-yok ya aklıma bişey geldi öyle kendi kendime gülüyom
-aman abi adın deliye falan çıkar sonra
-keh keh keh
-bak hala...
-keh keh keh
-senin finalin vardı di mi anladım ben seni
-evet hemde iki tane keh keh keh mmmmmüüüüüü
-tamam ağlama bak geçecek herşey
scarlet scarlet
yolda yürürken çevredekiler tarafından garip bakışlara maruz kaldığınız durum.e tabi ne düşündüğünüzü bilmedikleri için gayet normaldir.
pudra pudra
cidden komik duruma düşmenizin olası olduğu bir durum.gerçi günümüzde bir tebessüm etmeniz bile kişilerin farklı sebeplerden dolayı sizden süphe etmesine sebep olur o ayrı.ama bazen yolda giderken sürekli kafanızda yankılanmasına izin verdiğiniz bir espri sizi bu duruma düşürür.
azureel azureel
kendi kendine eğlenebilmektir, zevklidir. bu konuda süperim mesela, bir anımı anlatayım ördek olsun: bir başlığa giri yazdım, düzeltmek için de ardından giri yazdığım o başlığı taşıdım. mesaj geldi butonu yandı taşımayı yapar yapmaz. "aa mesaj" dedim tıkladım.

azureel -> azureel: "x" başlığındaki @y numaralı giriniz "z" başlığına taşınmıştır. (`otomatik portakal)
(11.12.1314 15:16:17)

güldüm kendime, lan biliyorum bunun geleceğini niye heyecanlanıyorsam..
sonra şirinlik olsun diye teşekkür mesajı yazdım kendime, yolladım.
tıkladım sonra bir başka başlığa sol frameden, mesaj lambası yanıyordu tekrar "aa mesaj" deyip baktım ve yine kendi mesajımla karşılaştım:

azureel -> azureel: zahmet oldu size de :*
(11.12.1314 15:17:19)

tekrar güldüm. birden zaman durmuştu, her şey iki kez oluyordu. iki kez aynı saflığı yapıp "aa mesaj neksel" diye sazanladım, kendi kendimi kandırdım. niye yaptığımı bilmiyorum. kendi kendimi kandırıp sonra dalga geçmek baya güzel bir şeymiş ben bugün bunu bir kez daha gördüm.

canım sıkıldıkça kendimle oynarım. yanlış anlaşılmasın, çok şükür yediğim önümde yemediğim arkamda, rusla slavlı karla karışık yağmurlu bir havam var, selam ederim sözlük bağyanlarına. ama kendimle eğlenmekten kastım, dalga geçmek, geyik yapmak. etrafımdakilere aldırmadan, ders yaparken bilgisayar başında hatalı yazılan bir kod sonrası kendi enseme vurup "şebek nabıyon" diye kendime el şakası falan yapmayı kastediyorum, durup durup gülecek bir şey bulabilmek yetisi mevzu bahis olan şey, ee olgu. "ahaha süper lan" tepkisini vermeyi sağlamak, kendi kendime. 21 gol atıp çoğalttığım rakibime, 86'ncı dakkada 22'nci golü atınca da sevinmek buna giriyor, kendi kendime gol sevinci yaşıyorum, timsah yürüyüşü yapıyorum, yatakta zıplıyorum kafamı dolap kapağına vuruyorum vs. patatesli sıcak poğaçayı yekpare yemeyi denemek ve sonra ağzıma ittere bastıra tepiştirdiğim poğaça ile aynada aksime bakıp gülmek, yaptığım şeyler. kendi kendine gülmek o kadar zor değil. gülmek zaten zor olan bir iş değil, kişinin olur olmadık yerde kendine gülmesi işten bile değil.

insanın gülmek için hariçten bir komikliğe, güzelliğe ihtiyacı yok, zaten her şey onda var.
- aferin sayın kendim
- güzel dedin benjamin
restless times restless times
kendi kendine gülene deli derler diye bir laf vardır. şahsen bu söze hiç katılmıyorum. en güzel esprilerimi kendi başımayken bulurum. yolda gelir, orda gelir, burda gelir. o sıra yüzümü kocaman bir gülümseyiş kaplar. belki de yaşadığım en güzel anlar bu anlardır. kısacası kendi başınayken de gülmek, kendini güldürebilmek mühim bir mevzudur.*
nehir nehir
finaline girip de artık beni hiçbir şey kurtaramaz dediğiniz bi dersten geçtiğinizi,aylardır aşkından öldüğünüz bir adamın size aşık olduğunu öğrendiğinizde,artık beni tamamen hayatından çıkardı dediğiniz bir arkadaşınız bir gün sizi aradığında kendi kendinize gülersiniz.etraftakiler deli zannetmiş umursamazsınız bile.
aha şuraya yazıyorum yazdıydı dersin aha şuraya yazıyorum yazdıydı dersin
yaşamayan bilemez ne kadar iğrenç bir durumdur bu. hadi tekken insan idare eder ya da tanıdık bir arkadaş grubunun içindeyseniz toparlarsınız da tek başına kalınca sürekli çalışan beyniniz size pis bir oyun oynar. sokakta tüm ihtişamınızla yürüyüp ortalığı darma duman ederken, taş taş üstünde bırakmayıp karizma yaparken(lan sanki podyumda yürüyorum)(hep fazla havaya girmemden oluyo) aklınıza en yarıcı olaylar gelir. hatta bazen olaylara kendiniz muhteşem espriler de katar kendi kendinize eğlenirsiniz.(ben kendine fıkra anlatanını da biliyorum) velhasıl kelam olaylar bu şekilde gelişirken fark edersiniz ki siz pişmiş kelle gibi sırıtırken etraftaki insanlar:
" aa deli ayol kaç kız kaç deminden beri kıçına bakıp gülüyo herif!!.."
diye sizden uzaklaşır. en iyi ihtimalle etrafta sırıtan saf olursunuz. küçücük bir eğlence işte böyle pahalıya patlar adama. bu uğurda ben çok çekerim, ayıptır söylemesi beynim çok ve hızlı çalışır. bu yüzden botoks yaptırmayı düşünüyorum ama cesaretim yok, neyse fazla dağıtmadan konuyu özetlemek gerekirse gidin kendi evinizin önünde sırıtın lan, dağılın burdan!
3 top çikolatalı dondurma 3 top çikolatalı dondurma
genelde insanların tepkisini umursamadan içimden geldiğince yaptığım ancak bir gün gülümseyerek bana dönüp ''gülmek güzel şey tabi, ben de arada kendi kendime gülüyorum yakışıyo sana gülmek kızım allah hep güldürsün'' diyerek suratımın kıpkırmızı olmasına sebep olan amca sayesinde artık gizlemeye çalışarak yaptığım insanı sevimli gösteren bir eylem.
1 /