kendine üzülmek

magrip52500 magrip52500
kendine acimakla bjr yere varamazsin. uzuldugun her neyse kabullen ve yola devam et. bir an once harekete gec. hayiflanmak seni geri planda birakir. bir daha gelmeyeceksin bu dunyaya.
arzumsu arzumsu
kendime üzüldüğümde başkalarını suçlamıyorum. tercihimi yaşadım, yine olsa yaşarım diyorum. çünkü başkalarına kızdığında kin ve nefret duygusu içini kirletiyor insanın. serde bencillik var, uzun süre küs kalamıyorsun kendinle.
avangard jazz avangard jazz
geceleri uyumaya çalışırken düşüncelere (böyle hayatın da böyle yalnızlığın da amk) daldığımda yaşadığım şey.. sonra lg g4c telefonumu alıp göz acıtan ışığında bir iki dakika gezineyim derken gözüm 'vpn'e takılıyor ve..

......

ertesi gün uyandığımda önceki gece kendime üzüldüğümü hatırlamıyorum bile. halbuki çok depresif düşüncelerdir yani bu kadar çabuk geçip gitmesi ilginç.
adagiettoo adagiettoo
gelmişim 28'ime hala arkadaşlar eve gelmek için aradıklarında evde olmadığımı söyleyip üstüne evde olduğumu anlamasınlar diye evde ışığı söndürüp oturuyorum. bir insan hiç mi büyümez? biz küçükken koca koca amcaların teyzelerin yaşları 28 olurdu ve biz onların çocuklarını severdik. şimdi ben 28 yaşındayım ve 3-4 yaş çocukları arasında kendimi kaybettiğim için misafirliğe gittiğim evlerde "zeynep ya sessiz ol ya da çocuklarla beraber diğer odaya geçip oyna" ikazı alıyorum. evlenmeyi çok istiyorum ama aynı zamanda hiç istemiyorum. keşke yaşım şöyle 22-23 olsaydı da hiç yaşımın 30'a vardığı gerçeği ile yüzleşmeseydim ya da hayatımda bir düzen isteği duymasaydım. gerçi şimdi de icraat yok anca düşünüyorum. yaşın geçiyor olması biraz üzüyor ya insan kendine üzülüyor yani.
kaç yaşında gelinlik kaç yaşında gelinlik
bir sürü hayal kurup öğretmenliğe başladım.
bir sürü hayal kurup evlendim, çocuk yaptım.
dün düşündüm biraz. çalıştığım okulda öyle mutsuzum ki. neden, dedim. neden gitmiyorsun başka bir yere? bu saçmalıklara katlanmak zorunda değilsin.
düşünürken yoruluyorum bazı şeyleri. çok mutsuz, umutsuzum.
hayat toz pembe değil, bunu zaten biliyordum. bu ara bu gerçek tokatlıyor beni her saniye sanki. üzülüyorum sonra kendime, kendime üzülmeme falan.
özetle: kendine üzülmek, çok bok gibi bir his.
darbelimatkap darbelimatkap
herşeyde kendini suçlamak akşam kafanı yastığa koyunca bana neden hep bunla geliyor başıma derim eskileri düşünürüm ilerisini düşünürüm ne yapıcam ben diye geçmişle geleceğin arasına sıkışırım çıkar yol bulamam öylece dolaşıp dururum bu hayat oyununda derdimi anlatacak birini ararım onu da beceremem herşey iyi gidiyormuş gibi beni elinin tersi ile itenlerle de uğraşırım sonunda ne mi iş kolik biri çıkar soran olursa hayatta ama kendi dünyasını öldürdü dersiniz.
cant do a thing with ashes cant do a thing with ashes
hicbir seyi cozdugunu pek gorulmedi. ama kendine gelmek icin suratimiza iki tokat carpmak, magdur degil, sorumlu oldugumuzu hatirlamamiza super yardimci olan bi eylemdir.

"ben gerizekâli miyim niye kendi kendimi dovuyorum lan?" diye sormaya basladiginiz o an kafanizin yavas yavas yerine geldiginin gostergesi.