kibarlık

1 /
alkolik fermantasyon alkolik fermantasyon
kalabalık bi sofrada son kalan bir gıdayı birbirne ikram edebilme potansiyeli olan insanların tercih ettiği davranış biçimidir. tavada son kalan sucuğa ellerini uzatmazlar, çiğnenemeyecek kadar küçük kalan ekmeği yemezler, son domates diliminin atılma sebebidirler.... aralarından biri "neden yemiyosunuz" sorusunu yönelttiğinde ben doydum deselerde gözleri kalır ve yeme gafletinde bulunan boğularak ölme riski taşır.
khasnak khasnak
kelimeleri yada cümleleri uzatmakla doğru orantılı eylemdir kanımca
uzan - kaba bir deyiş
uzanır mısın?- kendince kibar bir deyiş
uzanabilir misin? - kibar bir deyiş
uzanabilir misiniz?- daha kibar bir deyiş

örnekleri çoğaltmak mümkün.
thunder ekmeği thunder ekmeği
götün teki de olsa, piçin tillahı da olsa yeni tanışılmış birisine yapılan konuşma şeklinin tek kelimeye indirgenme hali. hayır tamam, insanız, 'naber la göt' diye de tanışılmaz da e bu da çok riyakarca gibi. ne bileyim, ne isen onun gibi ol gibi bi şey. mevlana negzel demiş, ben diyemedim.

bir de bunun aileyle olan mevzusu var ki o işte üzüyo beni. anneye kıyafet sorarsın, yemek var mı dersin, cici mi cici yaklaşırsın, anne de şakayla karışık bazen gerçek ' ne bileyim ben yaaa' 'cehennemin dibinde' gibi cümleler kurar. babandan para istersin 'sittir lan dürzü' der, bi yanlışını söylersin ' şuna bak, babaya laf denmez lan götlek' der. arkadaşın gelir eve o anne babaya nolursa böyle bi kibarlaşır da kibarlaşır. ifadeler değişir.

ben napıyorum biliniz mi doslar, ahanda bu zamanlarda istiyorum babamdan para. hele bi de kız oldu mu o arkadaş, beraber gidiyoruz, 'babacım, ya param bitmişte benim' diyorum gerisi zaten keş, nakit.

tamam götün teki olabilirim ama işini bileceksin. o günün akşamı kötü oluyor ama. ne bileyim, babam sırtına masaj yaptırıyor, ikide bir su içesi geliyor, meyve yiyesi geliyor. aslen işini o'nlar daha iyi biliyor gibi. harbi lan..
mustafa mustafa
kibarlık ne bir lütuf ne de lükstür. insanın çevresine olan saygısıdır, bu saygının davranışlarla eyleme dönüştürülmesidir.

diğer bir konu ise kibarlığın yanlış anlaşılmasıdır. çoğu kez romantik olma ile karıştıranları görüyorum. romantik olmak kibar olmayı da gerektirirken, kibar olmak romantik olmayı kapsamaz.
orlov orlov
arkadaşımın babasından alıntı: "topluluk içinde esnerken ağzını kapatan değil, evde yalnız başına otururken de esnerken ağzını kapatan insan kibardır." ben hiç böyle düşünmemiştim, duyunca kendisine biat ettim. kibarlığın alışkanlık olduğu daha iyi bir örnekle anlatılamazdı sanırım.
fiski fiski
iş toplantısı için kalabalık bir masada otuyoruz, iki kişi sigara içiyor. birinin sigarası yok, öbürü ikram etti bir iki kere. utana sıkıla aldı çocuk. sonra saha gezisi için üçü beşi ayrıldı masadan. sigarası olmayan da dahil birkaç kişi kaldık. baktım sigara paketini çakmakla beraber masada bırakmış giden. içinden bir iki tane almış yanına.
budur kibarlık. sessizcedir. ince düşünmek, göstermemektir. kırmadan, gösteriş yapmadan.

karakterdedir.
marshall marshall
kibarlığın kırılma noktasındaysa çalıştığın kişiye zorluktan başka bir şey değildir..


çalıştığınız kişiyle aynı ortamdaysanız ve öğretmenler odası gibi mecburiyet içerisindeyseniz oldukça zordur . yıllar geçsede mecburi bir mesafe ve teşekkürlerle demlenmiş muhabbetiniz olacaktır.
1 /