kıbrıs şivesi

crazy little thing called love crazy little thing called love
ingilizce gramer kuralına göre cümle yapısına sahip, kelimelerini eski türkçe'den ve rumca'dan alan, aksanını da ingilizce'den alan şivedir.

ilk başlarda 'bu nasıl bir konuşma böyle, anlamadım hiç bir şey' demenize sebep olur. misal verecek olursam;
sene 2004, üniversite yılımın ilk dersi. ders arasında tek başıma gidip cl binası (central lecture building) denilen kısmın bahçesinde oturuyorum. sınıftan göz aşinalığım olan kıbrıs'lı bir kız geldi oturdu yanıma. bir noktaya bakarak dalıp gittiğimi fark etmiş olmalı ki, kısa bir süre sonra;

- selam, napan? tamamsın? dedi
ilk başta algılayamadım tam olarak ne demek istediğini. biraz duraksadım. içimden 'eksik olan bir şeyler mi var acaba? tamam mı olmam gerekiyor acaba?' diye geçirdim. kızın sorusu öylece havada kalınca, yüzümde garip bir ifadeyle;
- pardon, anlamadım. ne tamam mı? diye sordum.
gülmeye başladı tabi. meğer kızcağız bana 'iyi misin?' diye sormak istemiş.

işte böyledir kıbırs şivesi. duymayı çok özlediğim şivedir. ilk başta insana garip gelir, pek anlaşılmaz. fakat aradan zaman geçer, alışır kulağınız, sıcacık, samimi gelir her konuşma. kıbrıslı arkadaşlarınızla kıbrıs şivesi, türkiyeli arkadaşlarınızla kendi şivenizi konuşur olursunuz.

not: olur da bir gün yolunuz kıbrıs'a düşerse ve biri size 'napan be gardaş? nere giden? gezdirin gendini aha oraştan oraşa?' diye sorarsa, size aslında ' nasılsın? nereye gidiyorsun? geziyor musun oradan oraya?' diye sormak istemiştir.
müslüm baba ve winston soft müslüm baba ve winston soft
bir kaç örnek verip ayrılacağım;

+napan
-napayım
+e napacan...

kıbrıs polisi-"gaçaman, gurtulaman. deslim et gendi gendini."

arkadaşımın fakülte kantininde şahit olduğu bir cümle; "dün bi tost yidim gardaş, sıcacıydı."

benim dışarda yemek yerken şahit olduğum bi sevinç nidası; "uruma gideceyik, uruma!" (sanki bana paris'e gidiyo.)

otobüs beklerken duyduğum bir küfür; "orospu evladı olasın inşallah."

bir kıbrıs atasözü; "avaracı papaz sağları gömer."

son olarak kıbrıs şivesinin yaşattığı bir azizliği anlatmak istiyorum;

adamın biri türkiyeden kıbrısa gider ve minibüs şoförü olur. sağ direksiyona alışamayacağını düşündüğü için sol direksiyonlu bir minibüs bulur kendisine. kıbrısta trafik soldan aktığı için sollama gibi bir kavram yoktur. zorlayacaksak eğer; "sağlama" vardır. e tabi bu şoför abimizin direksiyonu solda olduğu için rahatça yolu görüp öndeki araçları sağlayamaz. o yüzden yanında oturan gence der ki;"ben yolu göremiyorum. sen; "müsait mi?" diye sorduğumda cevap ver ki ona göre geçeyim." biraz zaman geçer, şoför sorar; "müsait mi?" genç cevaplar; "basçık abi, basçık!" adam basar ve çıkar. halbuki "basçık" kıbrıs şivesinde "minibüs" anlamına gelmektedir. tabi bizim şoförün minibüsüyle o gencin söylediği "basçık" kafa kafaya girerler birbirlerine.
myrica myrica
genelde türkiyeden gelenlerin dalga geçtiği ve kıbrıslılarına buna uyuz olduğu şivedir(bence aksan).
teknik olarak baktığımızda eski türkçeye günümüz türkçesinden daha yakın olan türkçedir ayrıca.
lakin ingiliz ve rum etkisi cidden vardır. *roof'a çıkacayık* gibi.
fakin kebabmın vol 2 fakin kebabmın vol 2
besim tibuk'un katıldığı programları dinlerken duyup garipsediğim, taner tolga tarlacı'yla beraber zihnimde son şeklini alan şivedir.




şunu dinlerken buray'ın ne zaman ''buuum be yarag'' diyeceğini merak etmekten olaya odaklanamadım.
brsmsl brsmsl
ingiliz kültüründen etkilenen ada halkının türkçe'ye ettiği eziyettir.

ufak bir derleme yapacak olursak
londra: london
bahçe kapısına: gancelli
merhaba nasılsın?: n'apan be gardaş?
etrafta dolaşmak: kendini gezdirmek ya da gezdiriin gendinii
greyfurt: kız memesi
kıbrıs: kıprıs
gazimagosa: mağusa
köpek yavrusu: gulli
orası: oraç
iyi misin? iyisin?
tamam mı? taaamdır?
türk: türkiyeli,gaco
bandabulya: lefkoşa'nın içindeki kapalı çarşı veya pazar.
yenmek: dövmek ( ingilizce beat kelimesinden geliyor)
otobüs: bus
minibüs: bascık
özür dilerim, afedersiniz: sorry be gardaş ( bunu ne zaman duysam koparım)
lan: be
hell yeah, yaşasın: yes be annem.
çok samimi olduğun kişiye hal hatır sorarken: naban be yarrak veya naban be hayvan
salak, ahmak: gamaşa
debriyaj: gılaç ( ingilizce clutch'dan geliyor)
kıbrıs'lılara özgü bir yemek: moleheya