kiev

1 /
shemsipashapasaji shemsipashapasaji
ukrayna'nın başkenti olup, aynı zamanda en önemli kültürel bilimsel ve endüstriyel merkezidir. dnieper nehri kıyısında yer alır. nüfusu 2.654.000 kişidir.ama bu sayı eskidir bence.dört milyon civarı olduğu söyleniyor.*çok iyi bilinen bir efsaneye göre, bu şehir, üç erkek kardeş kyiv , shchek , khoriv ve kız kardeşleri lybid tarafından kurulmuştur.isminide en büyük kardeşin isminden almıştır.
kiev, kyivan rus'larının da başkenti olmuştur. 9. yüzyılda, kiev, kyivan rusları için önemli bir politik, dini, ve ticari merkez idi. 988 yılında prens vladimir hıristiyanlığı ülkenin resmi dini olarak kabul etti.
bu dönemin en önemli mimari eseri, desytinnaya kilisesidir. (989 996 yılları arasında baş piskoposun kilisesidir)
1019 yılında prens akıllı yaroslav * * tahta çıkar çıkmaz büyük bir enerji ve çaba ile şehir için kültürel ve eğitimsel devrim çalışmalarına başladı. 1037 yılında saint sofia katedralinin inşasına başlandı.
prens akıllı yaroslav'ın ölümü sonrasında, kiev tahtı için iç savaş başladı. şehir farklı prensliklere bölündü ve tatar moğol saldırılarında kolayca avlandılar. 1240 yılında, kiev neredeyse tamamen yıkılmıştı.
1362 yılında, şehir litvanya yönetimine geçti, 14. ve 15. yüzyıllarda, kiev yeniden inşa edildi ve 1484 yılında magdeburg kanunlarını kabul etti.
1569 yılındaki lublin ve 1596 yılındaki berestya anlaşmaları sonrasında, katolik ve yunan katolik kiliselerinin birleşerek güçlenmesi sonucunda, polonya büyümesi başladı. kiev sakinleri, hetman b. khmelnytsky tarafından polonya'ya karşı başlatılan milli bağımsızlık savaşında aktif bir rol oynadılar.
kiev guberniua (şehri) 1708 yılında inşa edildi 1811 yılındaki büyük yangın sonrasında düz yol sistemi, düzenli bir şekilde yenilendi ve kentin yeniden kuruluşu ciddi bir şekilde başladı.
20. yüzyıl başlarında, kiev tekrar, şu an da olduğu gibi, avrupa'nın en büyük şehirlerinden biri haline geldi.
2. dünya savaşı kiev'de çok fazla tahribata yol açtı. nazi almanları idaresinde, sivil halkın büyük bir bölümü idam edildi. babyn yar'da idam edilenler arasında, bir çok ukraynalı vatansever vardı.
ukraynalı helsinki denetleme kurulu kiev'de 1976 yılında kuruldu. 1980lerin sonunda, milli demokratik tekrar doğuşu kiev'de yoğunlaştı ve ukrayna'nın rukhe hareketi de dahil, pek çok kentsel politika ve kültürel organizasyonlar oluşturuldu. ukrayna'nın bağımsızlığı hareketi, 24 ağustos 1991 tarihinde kiev'de ilan edildi.
efendim bu tarih notlarımdan kalan bilgilerin dışında kiev avrupa'nın en yeşil kentlerinden biridir.yüksekten bakıldığında ormanın içine inşa edilmiş bir sehir gibi görünür.şehir benim gördüğüm ve gezdiğim kadarıyle baştan başa metro ağıyla kaplıdır.ayrıca dünyanın en derin metrosuda buradadır.ben hesab ettim yürüyen merdivenle inmek bile neredeyse 8 dakika sürüyor * *.kiralar uçmuş düzeydedir.bir öğrencinin aylık harcaması 300 dolar civarı olur.eğer böyle olursa da yatıp kalkıp dua etmelidir.şehirde elliden fazla irili ufaklı universite vardır.en büyük olanı benimde şu anda eğitim gördüğüm kiev ulusal teknik üniversitesi'dir.bu sene kuruluşunun 106. yılını kutladı.mendelev ve skorkiy gibi dünyaca ünlü bilim adamı ve mucitleri yetiştirmiştir.avrupanin ilk bilgisayari burada yapilmistir. 1951 yilinda.yabancıların eğitim için çok tercih ettiği bir yerdir * ** .kışları uzun ve göt dondurucu, yazları güzel kızlı ve insanın kanını kaynatan cinsten geçer.eurovision bu sene bu şehirde olacaktır.ruslana ablamızı bu şehrin sokaklarında görmek mümkündür **.müzelerini ziyaret etmek şiddetle tavsiye edilir.mikro müze denilen müzede `sineğin ayağına radyo devresi monte eden adam zihniyeti` görüleblir.gece hayatıyla aram pek yoktur ama kiev'de gece hayatını bilmeyen de yoktur.onu başka zaman anlatırım.kiev anlatmakla bitmez.benim kanımca istanbul kiev'i havada karada geçer ama napalım okuyoruz burda kendimizi kandıralım biraz.

edit: 2005 yılında 300 dolar olan aylık harcama 2007 yılı itibariyle ancak kiraya yetmektedir. o da yeterse...
buzdan yıldız buzdan yıldız
hafta sonları krişatik gibi kocaman ve merkezi caddeyi akşama kadar araca kapatan, cumartesi gunleri yıne aynı meydandakı tum yerden tazyikli akan muslukları açarak şehri adeta yıkayan, temizliğe önem veren şehir.

karadenizde bulunması nedeniyle tipik karadeniz iklimine sahiptir, yemyeşildir, ağustos ayında bile gündüz hırkayla ve şemsiyeyle dolaşırken birden güneşten yanar ve terleyersiniz. geceleri ise genelde sürekli yağışlıdır.

insan manzaraları tuhaftır, mükemmel restoranların önlerınden geçerken fix menü fiyatını 250 euro olarak okurken, karşı restorana bakmak için kullanılan alt geçitte ise çok fakir, geçimini önceden kızarttıkları ama buz gibi olmuş balıkları satarak kazanmaya çalışan bir teyze ve yanında çernobilden az da olsa kalan radyasyondan etkilenmiş olma ihtimali %60lara varan sebze ve meyveleri satabilmek için bunları yiyen yaşlı bir amca da görmek mümkündür.

genel olarak para birimimiz daha değerli olduğu için uygun fiyatlı bir memlekettir.

son olarak taş gibi genç kızları vardır, ama genelde 35 i geçenler bel çevresinden kilo almış ve sarkmıştır, bıyıklı olanları da -inançları nedeniyleymiş- oldukça fazladır.
rick blaine rick blaine
günümüzden tam 771 yıl önce, 6 aralık 1240 ta moğol hükümdarı batu han komutasındaki büyük ordu bir süredir kuşatma altında tuttuğu bu şehre girmiştir. kent yağmalanmış ve tarih kitaplarına bu yağmadan sadece 200 binanın kurtulduğu yazılmıştır. ulan batu han ne hatun kaldırmıştır o zaman kimbilir. ayrıca bugün dahil kiev sokaklarında moğol kanı taşıyan torunlarının dolaşması son derece olağandır. nasıl kıydın batu han söyle nasıl kıydın o güzelim kızlara... belki de o zamanlar o kadar da güzel değillerdi. böyle düşünelim daha iyi...
demlememakarna demlememakarna
geçen kasımda gittiğim güzel şehir. "vize kalktı dediler geldik" mantığıyla gidilmemesi gereken yerdir. şu anda da öylemi bilmiyorum ama gitmeye çalıştığımız tarihte, vize alıp gitmek hahikaten daha kolay olurmuş. çünkü türklere iyi davranmamaktadırlar. bunun sebebi ise, gidip borispol havaalanında "bize vize yok lan alacaksınız içeri" diye tartışma yaratan kimselerdir.
bu olaylardan sonra eğer hotel voucherınız ve sigortanız yoksa hiç zahmet etmeyin çünkü türkiye'den kalkacak uçağınıza binemezsiniz. biletiniz yanar, ceza ödersiniz. bunları hallederek gitseniz bile, borispol havaalanında sancılı dört beş saat sizi beklemektedir. tüm bu güzelliklerden sonra ve bekleye bekleye oluşan hırsla, kieve adım attığınızda güzel anlar yaşayabilirsiniz.
(bkz:dedikleri kadar var )
1 /