kilim

pabloneruda pabloneruda
fatih kısaparmak'ın türküsü. sözleri:
"sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

ayıptır günahtır diye
kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime
anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım
gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım
dinliyormusun

kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye cağrı aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir

ben şu gönül dergahında aşkı okudum
kilim yare mektupumdur arzıhalimdir
her nakışı bir kelime kalem elimdir

elin değmedi elime
ismin dolandı dilime
aşkı dokudum kilime
anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım
gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım
dinliyor musun..."
eminsaydut eminsaydut
necatigilin kendini aştığı şiiri. çok çiğ çağ!

kilimde incir çekirdekleri - parlak, pahalı
elmaslar yerine çekirdek - süs, avunma.
hatta soluk, ucuz boncuklar olabilirdi,
- cam boncuk, incir çekirdekleri - süs, avunma.
gezdir parmaklarını: pürtük! çünkü üzüm çöpleri...
aptallığımızdan kalma üzüm çöpleri, armut sapları.

ama biz dokuduk bu kilimi, eh bir dereceye kadar!
değil ele güne çıkacak, değil asılacak duvarlarda.
çiğnenir - çok çiğ çağ - ayaklar altında yabansı.
sağlam olabilirdi, saplar aldattı bizi:
üzüm çöpleri, armut sapları, çekirdek, çok çiğ
önceden düşünemedik, çok çiğ çağ!

renkler, oldu bir kere, geçti, renkler...
düşünmek gerekli başlarken, sen buna
renk mi diyorsun? ben serin - mavi
ısmarlamıştım sana sıcak çaylar yanında.
çok çiğ çağ. çaldılar. çıplak. mavi, ama bu
kan oturmuş tırnaklardaki mavi. geçti.
geçti, sökülmez, dokundu, sırıtır boşluk, ben sana...

sakladığım baharlar nerde bu kilim için,
nerde yıllarca önce, ben sana...
ne yaptın baharları, baharsız çok çiğ, topraklarda...
çok çiğ çiçek - hiç yok - hani bu kilimde?
hani beyaz, beyaz, beyaz... beyazları ne yaptın?
çok çiğ bu kızgın yaz, çiğ bu karakış!
bari biraz kışlarda... çıplak, çok çiğ!
çok çiğ bu çığlık, bu en bol renk: kara! ben sana
hiç kara koyma demiştim, nerden düştü, çok çiğ
paslı borulardan katran, soba zifiri...
sonra eski patiska perdeler gibi solgun ve sıska
parmaklarda kirli tütün sarısı.
çok çiğ kesik öksürük, çiğ çatlak çağıltı...

en güzel renk mi, çok az! eğreti, kaçamak, belki!
belki kimi gecelerde ekleme
sevinçlerden gelme çağla yeşili - yanlış
eğrelti otlarının yitik yeşili yani,
iki başlı kartalların ölü gözlerinde -
- ki belki - çok az!
sonra çok az pembe, işe giderken ayrılışlarda
kimi günler bir süre hani ayaküstü
çekingen bir gülüş, çekingen çok çiğ çevre
pörsük pembe, solgun güllerde, belki biraz!

heyy! bu kilimdeki bu bir sürü merteğin
işi ne? çok çiğ! kendi gözümüzde
çöpler vardı, karartmış önümüzü.
çöpler, yeterdi kilimde, bol - çok, çiğ, çağ -
ama onlar mertek, doğru, çok çiğ!

gözlerinin dalışı bile çok çiğ, çünkü...
çünkü hançer nakışlarda bu çılgın çağrı,
bu çürük iplik, bu ensiz atkı,
bizim!
nancy botwin nancy botwin
doğru düzgün bildiğim birkaç türküden biridir. şu adreste en güzel yorumlarından biri dinlenebilir



sözleri genelde bilinen halinden çok az daha değişik olup kanımca en vurucu halidir.

sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
yüreğimi verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

elin değmedi elime
ismin dolandı dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım
gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun

kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı aşka davettir
kimi renkler şikayettir kimi hasrettir

sesimi duyarsın diye
aşkı dokudum kilime
ismin dolandı dilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım
gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun

ben şu gönlün tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
kilim yare mektubumdur, arzuhalimdir
her ilmeği bir kelime, kalem elimdir

ne olur bir bak halime
ismin dolandı dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaktım
gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun
anlıyor musun
elcordobez elcordobez
fatih kısaparmak'tan beklenmeyecek kadar muhteşem bir çalışmadır. kaynağını bilmiyorum da hatırlamıyorum da ama tevatür niteliğinde duyumlara göre bu eserin sahibinin hasret gültekin olduğu söylenir.

sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
kilimin dilinden ancak anlayan okur
sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

ayıptır günahtır diye kilit vurdular dilime
aşkı dokudum kilime anlıyor musun
yetinmedim türkü yaptım gayrı bu canımdan bıktım
hani senin olacaktım dinliyor musun

kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
her nakışı bir duygunun ifadesidir
kilim sevgiliye çağrı aşka davettir
kimi rtenkler şikayettir kimi hasrettir

ben şu gönül tezgahında kilim dokudum
erenlerin dergahında aşkı okudum
töremizde kilim demek ilim demektir
kilim sevdadır özlemdir derttir istektir


clitor eastwood clitor eastwood
türk ve iran kültürünün en eski ürünlerindendir.
halıdan farkı; halıların düğümlü, kilimlerinse düğümsüz dokunmasıdır.
dokunan materyal atkıların arasından geçirilerek yatay olarak çözgü diziliminde desen oluşturulur. desenler genelde türk sanatı sembolleri, tamgalar, ikonografinin her dalından esintiler barındırır.
oturak, ev süsü, yolculuğun demirbaşlığından tutun istihbarat faaliyetlerinde dahi, steganografik amaçlı kullanılmıştır tarih boyunca.

cicim, zili, sumak gibi çeşitleri vardır.
milli değerlerimizdendir.
keçeden ve keçi kılından dokunur, terletmez, yazın sıcak, kışın soğuk geçirmez.
işbilir kişiler koltuklarının sırt ve oturak kısımlarına kilim yayarlar. alışınca pek konforludur.
ilgilenenler için belirtmek gerekir ki, fabrikasyon alınmamalı. parasını verin el dokuması alın veya dokutun. görünüşte belki farklı değildir ama kullanışta fark bariz hissedilir.