kimse kendinden başka bir şey hakkında yazmaz

purge me purge me
bir tez.

okuma yazma çizme işlerine küçükten meraklı bir vatandaş olarak, mini mini bir ergenlikten şu ana kadar bunun doğruluğuna inandım. hala da gönlümün büyük bir kısmını kaplar bu tez; değerli, kendine ciddi insan kılıfı geçirdiği için çok gizemli göründüğünü zanneden, meme düşmanı, motivasyon katili, içinde barındırdığı güzel hatunlar ve üj bej erkek harici pek de bi numarası olmayan tırışka instela ahalisi dostlarım.

bir başka deyişle yazarın yazdıklarında, yarattığı her eserde kendinden mutlaka bir iz olması gerekliliği var mıdır sorusuna itiyor bu tez beni...

"yazarların anlattıkları, aslında onların yapmaya korktuklarıdır, yazarların yarattıkları kahramanlar aslında olmaya çekindikleridir" şeklinde genelleyeceğim görüşe sahip edebiyatçılar mevcut. aslında bu da aynı noktaya ulaştırıyor. yazarın hayal gücünde, olmadığı ama aklının zerresinden dahi geçmiş olsa bile onu yansıtan bir cümle varsa, yine başlığa yani "kimse kendinden başka bir şey hakkında yazmaz" ın doğruluğuna dönüyoruz.

velhasıl kafamı karıştıran noktalar da olmakta. gün içinde karşıma çıktıkça word dosyalarıma kısa kısa notlar aldığım çeşitli alıntılar var konular hakkında, olur ki gelecekte bir eser meydana getirecek sahil kasabası hayalime kavuşursam diye. (benden bi yarrak olmaz bakmayın siz emojisi)

"roman sanatı kendi yaşadığımız hikayeleri başkasının hikayesi gibi, başkalarının yaşadığı hikayeleri de kendimiz yaşamışız gibi yazabilme hünerine dayanır" (orhan pamuk / veba geceleri sf. 12)

---kitaba henüz başlamamış olsam da orhan pamuk burada akıl kurcalıyor. başlıktaki tezle çeliştiriyor beni...(uzun hikaye giriyi uzatmayayım şimdi)

bir yazar için küçük yaştaki en iyi alıştırma nedir sorusuna "mutsuz bir çocukluk" cevabını yapıştırmış olan ernest hemingway hocamız da kafamı kurcalıyor. çünkü, bunun zıttı örneklerle doludur edebiyat tarihi. iyi yazarlar bazen "olmadığı" ve "olamayacağı" ne varsa kaleme dökmüştür.

mesela dennis the manace (afacan dennis) olarak tanıdığınız çizgi romanın yaratıcısı olan ve oğlunun üzerinden milyonlarca dolar para kazanıp ona iyi bir baba olmadan kaderine terk eden hank ketcham adlı bok herif ya da papaz yapmak isteyen babasına siktiri çekip kiliseden ayrılan ve bizlere bambaşka bi dünyanın kapısını açarak hayvanlara bir dil, bir ruh verip onların nezlinde insanı eleştirme kurnazlığına ulaşan pek bir sevdiğim saydığım jean de la fontaine gibi...

yani bir yazar bazen olmadığını da yazabilir. çünkü "iyi yazar nedir" sorusunun henüz mutlak bir cevabı yok. tüm cevaplar muğlak ve benim sabahtan beri refere ettiğim herkes yanlış düşünüyor olabilir. tarih sayfalarında 100 sene sonra bir başka sözlükte bir başka sözlük yazarı, meşhur yazar purge me zamanında çok doğru demiş diyerek beni referans gösteriyor olabilir. geçmişte yaşayan ünlü insanlardan sadece ilham alma yolunu seçmiştim. onlara teslim olmayı değil. teslimiyet tarzı öldürür çünkü, her neyse.. gemide'deki replik gibi bu yazmak konusuna kafa yormak. (bkz: her şey karışık)