kimseye güvenmemek

1 /
barneystinson barneystinson
güven, uzun zamandır altını doldurmaya çalıştığım bir sözcük...tam, güvenin manasını en sonunda öğrendim derken bir baktım ki aslında hiçbir halt bilmiyormuşum...o günden beri uğraşıyorum...yavaş yavaş dolduruyorum altını...ama göründüğü kadar kolay değilmiş bu süreç...bazen tam doldururken ummadığım birisi vuruyor elime, dökülüyor tüm emeklerim, bazen de ben sinirlenip, bütün çabalarımı hiçe sayıp kendim boşaltıyorum bi kalemde...

bu zorlu bir süreç, evet biliyorum ama en kötü tarafı da artık kimseye tam anlamıyla güvenemiyor olmam...belki geçmişte alakasız insanlara gereğinden fazla güvendiğim için...güven kontenjanımı doldurmuşumdur belki, kim bilir? ama sonuç şu; bonkör değilim artık eskisi gibi, duygularımı açarken...ne kadar çok detaya inersem kendimden bahsederken sanki o kadar fazla savunmasız kalıyorum...derinlere inemiyorum, doğrusu inmek istemiyorum...

yine de tekrar güvenebilmek istiyor eskisi gibi içimden bi parça aslında, ama bi yandan da aklımda hep şu soru var: peki insanlar benim güvenimi hakediyorlar mı? bugüne kadar güvenimi boşa çıkarmamış kaç kişi oldu ki hayatımda? bir, iki...bilemedin üç...son birkaç yılda hayatıma girmiş insanları saymıyorum tabi...çünkü onlara hiçbir zaman gerçek anlamda sırtımı dayamadım...dayasam biliyorum, onlar da diğerlerinden farklı değil...o halde neden? sadece birkaç kişi için mi bunca çaba?

vazgeçtim...istemiyorum kimseye güvenmek...böyle sürekli geyik halinde olmak, fazla ötesine inmemek daha iyi galiba...çünkü ancak böyle koruyabileceğim kendimi...bilmeleri gerekenden çok açılmayacağım insanlara...çünkü gerek sevgili olsun, gerek normal bi arkadaş, bi insana kendini ne kadar çok açarsan, o kadar fazla acıtıyor canını...vazgeçtim...güvenmek falan istemiyorum...
speleofizik speleofizik
dışardan bazı insanlar tarafından öz güven eksiği olarak algılanabilse de sadece kendine güvenmektir aslında şeklinde açıklanabilecek olgu.
kurremkamerruk kurremkamerruk
yaşadıkça kazanılan özelliklerdendir. ne kadar erken kazanılırsa o kadar başarılı olunur. kazık yemeden bu seviyeye ulaşmak mümkün değildir. dolayısı ile kazıklar ne kadar erken yenir ise o kadar çabuk olunur.
zefura zefura
bu devrin modası.
''kimseye güven(e)miyorum.''
kendime bile güvenmiyorum arada.en yapmam dediklerimi yaptıklarım çok olmuştur.söz verip tutmadıklarım da cabası.
''babana bile güvenme!''
çok abartıyoruz güven meselesini belki.insanları çok abartıyoruz.haddinden zeki ,haddinden kıymetli görüp ,tanıdığımız andan itibaren onu alıp en üst mevkiye yerleştiriyoruz.iki kelimesiyle sabahları ilkbahar tazeliğinde uyanıyoruz.sanki onunla doğmuş gibi onunla ölecek hissi yaşıyoruz.
sonsuza kadar beraberiz palavrasını kitaplarda,şarkılarda değil hayatımızda da yer edebileceğini inanıyoruz.ya da istiyoruz.belki içimizde hala inanmayan bir yanımız vardır.ama bunun masallardan çıkıp hayatımız olmasını deli gibi istediğimizden inanmasak da inanıyormuşuz gibi yapıyoruz.
bağlılık ile bağımlılık arasındaki farkı bilemiyoruz.
ama bazen düşünmeden duramıyor insan.sürekli kendini tutma,aman duygularını açığa çıkarmama,fazla kapılırsam çok üzülürümlerle yaşanan bir oyunu ne kadar sürdürebilirsin ki...
hayatında hiç olmazsa en azından birine tüm benliğini teslim etme ihtiyacın var.bu zayıflığından ya da güçsüzlüğünden değil.insanlıktan.çok yalnızlıktan.gecenin en uygunsuz saatinde uyku tutmadığında sesini duyup iyi olacağın birine ihtiyacından.
ve bu ihtiyaç genelde hep en olmayacak insanlara rastlar.çaresizlikten sarıldığın yılan çıkar.kaide budur.bir yara daha alman ,canının acıması sorun değil.kendinde hissettiğin o hiçlik duygusu en kötüsü.aslında kendini hiç kötü hissetmesen de ,ve bir çok şeye değer görsen de karşındakinden gördüğün o değersizlik geberene kadar iliklerinde.başkalarının hakkındaki düşünceleri neden bu kadar önemliyse?!
bunu haketmiyordum diye içinden sayıkla,faydasız.
güvensizliğin en kötü tarafı ; bi kaç kişide yaşadığın hayalkırıklığını ilerde bütün insanlara mal etmendir.onlara da aynı güvensizliği tanımadan yapıştırmaktır.iyimserliğini silip atmasıdır.
böyle ne kadar sürer ,biri yeniden o güveni sağlar mı ,sağlasa da sen inanır mısın?
çok zor.
ya da hayat böyle bir şey.bütün hayalkırıklıklarının toplamı.
aintitfunny aintitfunny
bazıları için insanlar yüzünden ne kadar bela yaşanırsa yaşansın yine de yapılamayacak şeydir. bu zatlar, tüm insanların başlarında harelerle dolaşan birer melek olduğuna inanırlar. yaşadıkları her korkunç olaydan sonra, "bu son" der yine de akıllanmazlar.
humanist olmayan inek humanist olmayan inek
can sıkıcı şey. güvenilmemek de can sıkıcı, güvenememek de aynı keza. insanların gizli ajandalarının olduğunu ifade ediyor. göründüğün gibi değilken göründüğün gibi olmaya çalışmak değil mi bu? ihtiyaçlarının farkında olmak, o gereksinimlere ihtiyaç duyduğun için utanmak, bu yüzden giderme işini aleni yapamamak, gizlemek. çok can sıkıcı, çok.
karşıdaki kişi de, sizi ders çalışmak için gelmiş biri gibi görmeye çalışırken, asıl amacınızı anlamaya çalışır. ya da anlamıştır, bundan rahatsız olur. bu da çok can sıkıcı, çok.
ceyyar kermit ceyyar kermit
insanların verdiğiniz güveni piç etmeleri sonucu oluşan durum. neden bir daha bir başkasına güvenesin ki? gene acı çekecek, gene kazık yiyecek, gene üzüleceksin sonunda. daha öncekileri hatırlarsın. karşında belki sevgilin, belki arkadaşın belki de ailenden biri var. her birine ayrı, ayrı konularda güvenmişsindir ama her biri o güveni paramparça yapıp, ellerine geri vermiştir. bu noktada düşünürsün. "burada bir sorun var" diye. neden böyle oldu diye. böyle olmaması gerekirdi çünkü. güven lan bu. iki insanın arasındaki en önemli bağ. ben karşımdakine arkamı dönemeyeceksem, o neden karşımda? bunu sorarsın kendine. "elbet güvenilecek insan vardır, herkes mi göt?" diye sorarsın. değil elbette. ama herkesin o verilen güveni kırma ihtimali de var. buna göre davranacaksın. arkanı tam olarak dönmeyeceksin, her duruma karşı ufak bir hamle payı bırakacaksın döndüğünde. ya da gözünü kör gibi kapatmayacaksın sonuna kadar. hafif kısacaksın en fazla. karşındakini az da olsa göreceksin. o zaman karşıdaki adam da ona göre davranır. o zaman kırılmaz güvenin. bilir çünkü herhangi bir duruma hazırlıklı olduğunu. düşüncesizce adım atmaz. he bu samimiyetsizliği getirir mi? hayır tabi ki alakası yok.
her insanın seni kırabilme ihtimalinin var olduğunu anlayınca daha kolay oluyor her şey. güvenmek de. en azından kırılma anında "bunu nasıl yapar?" yerine "zaten yapabilirdi ve yaptı" dersin. daha az kalp kırıklığı, daha az yıpranmış sinirler. sırrı; daha az güven ve kontrol. her gün aksatmadan kullanınız.
maia maia
yaşamanın yan etkisi. çok güvenilir olduğunu sandığınız insanlar birdenbire öylesine edilmiş ama sizin ciddiye aldığınız laflarıyla çeker gider, öyle kalırsınız. birinin sizi üzdüğünü bildiği halde buna devam edebiliyor olması içinizdeki tüm iyilik duygusunu da güveni de ortadan kaldırır. "ben artık kime nasıl güveneyim ki?" noktasına gelirsiniz, kendi duygularınıza olan güveniniz de son bulur. yeniden birilerine asla tam güvenemeyeceğinizi bilirsiniz, tek yapabileceğiniz ise bir daha daha az da olsa güvenene kadar kendinizi korumaya almaktır.
1 /