kına gecesi

1 /
gülümsün gülümsün
gelin adayının baba evindeki son gecesidir. arkadaşları ve akrabalarıyla güle oynaya geçer bu akşam. ama bir kenarda birikir göz yaşları anne ve kız için. ne zamanki damat gelir ve kolunda gelini kapının eşiğinden çıkartır, işte o zaman anne başta olmak üzere önceki geceye inat başlar ağlamalar.
mynerva mynerva
düğünden bir veya iki gece önce bayanlar arasında yapılan geleneksel bir eğlence. tabi gelin kızımız ve annesini ağlatmak da bu eğlencenin bir parçası ama neyse... gecenin ilk saatlerinde insanlar vur patlasın çal oynasın havasındadır, sonra gelin gider bindallısını giyer, kına hazırlanır, müzik kapanır. genç kızlar gelinin etrafında ellerinde mumlarla yüksek yüksek tepeleri söyleyerek dönmeye başlarlar, o gelin illaki bir ağlatılır. sonra gelin açısından işin en güzel kısmı gelir. kayınvalide gelinin ellerine kına yakar. bunun neresi güzel derseniz kınayla beraber avuçlarına birer de altın yerleştirilir gelin kişinin. merasimin ardından eğlenceye devam edilir. gelenekseldir, hoştur, güzeldir.
sezenehir sezenehir
kurt dökmek için bire bir, arkadaşın bu mutlu gününe (düğünden önce) tanık olmak için, nerde olunursa olsun kalkıp gidilmesi gereken gece.. malum gelin olacak kızımız bu gecede arkadaşlarını ister yanında. vazifelerimizi ellerimizin içi okka kadar kına yanığıda olsa yerine getirmeliyiz.

hiç oturmamacasına göbek atmalı, nişan kıyafetini üzerinden çıkartıp kına kıyafetlerini giydirmeli, kına tepsisini başının üzerinde mumları yakıp döndürmeli, gecenin sonunda damadı da araya katıp kasap ve damat oyunu oynanmalı,ertesi gün ayakkabısının altına isminizi yazması için tembihlenmeli.
endoplazmik retikulum endoplazmik retikulum
katılmadan önce bu kadar eğlenceli olabileceğini tahmin etmediğim öndüğün. amacın gelini ağlatmak olduğu bu gece de artık gelin ve damat severek evlendikleri için alabildiğine ağlamaktan uzak, eğlencenin dibine vururlar. (bir nevi modern gelin ve damat diyebiliriz.) katılımcılar da oynamaktan mahvolana kadar durmazlar zaten. bir de bu geceye has, acıklı, yürek burkan bir türkü vardır ki sözleri şu kadarcık olmasına rağmen ağlatma potansiyali kocamandır...

kınayı getir anne x2
parmağın batır anne x2
bu gece misafirem x2
koynunda yatır anne x2


onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine....
theraflu theraflu
nolursa olsun kına geceleri her zaman gelini ve annesini ağlatır. gelin zaten 10 senedir aileden ayrı yaşıyor olsa da, hatta damadı bunca yıldır annesinden babasından çok görüyor olsa da kına gecesinde kız artık gerçek anlamda baba ocağından kopuyordur,artık yeni bir ailesi oluyordur gibi nedenlerle hüzünlü dakikalar da yaşanır. kına yakılma esnasında ''yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, aşrı aşrı memlekete kız vermesinler'' veya ''kınayı getir anne,parmağın batır anne'' türküleri çalınır,gece boyu deliler gibi göbek atan gelin o dakika bir hüzün seline kapılır, anneciğinin elini tutar ve sakince ağlar.
yaqui yaqui
küçükken "gerdek gecesi" ile karıştırdığım gece, öyle sanıyordum işte. ikiside gece ya. bir gün annemgillere "ben de gelicem kına gecesine bana ne bana ne" diye tutturdum. "olmaz, küçükleri almıyorlar oraya" dediğinde "off kesin evlenecek çift sevişecek" diye aklımdan geçirip ağlayıp zırladım. en sonunda benide götürmek zorunda kaldılar.

kına gecesi mekanına geldiğimizde sanki cennetteydim, tanrım her taraf karı kaynılordu.. süper birşeydi bu, nedense hepsi sevişecek diye düşündüm. (artık kiminle sevişeceklerse)

ne mi oldu? ne olacak ulan "yüksek yüksek tepelere" şarkısını söyleyip ağladılar zırladılar. bir de ellerine "cıvık kaka" gibi birşey sürüp durdular. allahım rezaletti, seks hayatım eksilerde hala, olmuyor, hangi kadının tenine dokunsam o iğrenç şarkı ve cıvık kaka geliyor aklıma...
pitis pitis
gelin kız kına gecesi anlar ki bu ayrılık daha bir farklıdır; üniversiteye gitmek gibi birşey değildir bu. bilir anne babası hala onun anne babasıdır ama artık onların evi kendinden bağımsız bir yuvadır.
kısacası acıklı bir gecedir bu kına gecesi. zaten dokunsanız ağlayacak durumda olan anne ile kızı ağlatmak için kırk takla atılır; başarılır.aslında gereği yoktur bu ağlatmaların çünkü birbirine hasret kalan anne, baba, kardeş üçlüsü, beşlisi ya da onlusu ve gelin kızımız ne kadar mutlu olsalarda ayrı oldukları için içten içe hep ağlayacaklardır.

uçan da kuşlara malum olsun
ben annemi özledim
moonchild moonchild
gelenek görenek ritüelleri arasında en sevdiklerimdendir.kına gecesi kuzeninizinse değilmesin eğlencenize.efendime söyliyim önce güzel giyinilir,kuafördü saç baş yaptırılır sonra gecenin yapılacağı mekana teker teker gelen misafirler karşılanır.çaktırmadan sizi beğenip oğlu için süzen teyzelerin sorularıyla eğlenceli dakikalar başlar.oyunlar oynanır,göbekler atılır ve işin en zevkli kısmına yani gecenin özü olan kına yakma eylemine geçilir.itinayla süslenmiş kına tepsisi gelin hanımın tepesinde bir kaç tur attırıldıktan sonra,"kaynana gelin elini açmıyo "derler ve süper kaynana durumu kurtarmak için alana koşar, gelinin avcuna bir altın atıverir kına yakmaya başlanır.sülalede ne kadar kadın varsa başlarlar ağlamaya ,yüksek yüksek tepelerde annesini özleyeceğini ve abilerinden atla gelip onu kurtarmalarını dileyeceğini düşünen gelin de bu ağlayan topluluğa katılır.bu geceyi yabancılar izlememeli arkadaşım!" lan bunlar az önce göbek atıyolardı noldu" şeklinde şaşırabilirler. dışardan oldukça anormal göründüğü aşikar.herneyse gelin tabi salya sümük, makyaj karışmış bir şekilde zırlarken kuzeni olarak iki espri çakayım da gülsün der ve yanına sokulursunuz "hadi hadi yarın gece için ağlıyon de mi çakal" gibi dingil sözlerle yaptığınız girişimizin sonucunda gelin hatun biricik "kuzenimin de ellerini kınalayalım" der.şımarıklığın sonucu bunu haketmişinizdir.kına yakma işi bittikten sonra damat gelir gelini kucakladığı gibi alır meydandan ,millet tekrar kalkar oynamaya.teyzeler annenize akıllarınca komiklik yapmak isterler."hadi bakalım sıra senin kızlarda kikiki" .işin yoksa ağlayan anneyi sustur.he bir de çok güzel kıyafetler giyerler gelinler bu gecelerde.zevklidir ,eğlencelidir.
kavanoz kavanoz
evin önü kuşburniiii
oldum yarin düşküniiii
baş açık yalın ayak
yol düştüm kış güniiiii

şeklindeki fon müziği küçüklüğümde beni uzun süre meşgul etmiş organizasyon. büyüyünce kına gecelerine götürülmediğim için kafamı bu ve bunun gibi daha önemli meselelere yorar oldum. vatana millete faydam bundandır.neyse.

şimdik, bu gelin bacıyla damadı yanyana oturtuyolar, başlarına kırmızı bi tül geriyolar, tepesinde süzülen kızlar kına tepsinini dolandırıp kırırtıyo, bi de fon müziği işte bu. 6 mı 7( mi artık kaçsa) yaşlarında bi miniğe bu şarkı sözleri fena halde acıklı geliyo, gelini çekip alası, bu kalabalığın, ve damadın elinden alıp gelesi geliyo (gelin nedense bu kurgunun en masum kişisi gibi). sonra yarin düşkünü olduğuna göre demek ki damadın bi kabahati yok, kız üşüyo çünkü bu kalabalık kıza bakmıyolar, zira ev de bi dağın tepesinde diyosun kendi kendine.
sonra gelinin de bu acımasız düzenin bi parçası olduğunu anladığın yaşa geliyosun ve bırakıyosun kim nerde yaşarsa yaşasın, isterse kardeşleri falan görmeye gelemesinler yolu bulamayıp banane diyosun.
1 /