kırık kanatlar

delilah delilah
yılın dizisi olmaya aday dizi. ekibi tebrik ediyorum gerçekten çok başarılı iş çıkarmışlar. keman taksimi beni benden aldı. ilgiyle takip edileceği aşikar.
beybabacan beybabacan
an itibariyle mustafa kemal atatürkün köyü ziyaretini canlandırırken annenin
**oğul bizi düşman eline bırakmadınya allah senden razı olsun sözüyle** ve akabinde açılışını yapmak için geldiği okulun önünde
**bir milletin, bir heyeti içtimaiyenin yüzde onu, yirmisi okuma yaza bilir, yüzde sekseni, doksanı bilmezse bu, ayıptır. bundan insan olanlar utanmak lâzımdır.
bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; iftihar etmek için yaratılmış, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir.** *
zaten var olan duygu yoğunluğumu hat safhaya taşımış ve göz yaşlarıma engel olamayışıma sebep olmuş, günümüz teknolojisi düşünülerek o dönemi biraz daha iyi canlandırılabileceği fikrine beni sürüklemiş,*
atamızın anılarını bizzat anlatırken şu özlü söz ile de
**ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum**
keşke paşamızın yanında bizde çanakkale muharebesinde ve kurtuluş savaşında bu vatan için bu millet için canımızı ortaya seve seve koyabilseydik dedirten kısacası beni bu geç saatte bozguna uğratan nefis bir dizidir diyebilirim.
balböcüü balböcüü
kurtuluş savaşı mücadelesini, oldukça başarılı sergileyen, içinde aşkı da barındıran, tarih kokan muhteşem bi dizi. başrol oyuncularının diziden ayrılışı bile diziyi bitirememş, ancak izlenme oranını bayaa bi düşürmüştür. kırık kanatlar bu akşam final bölümüyle kanal d de.
innocent and white innocent and white
hayatımda hiç unutmayacağım,öss ile uğraşırken bile tek cümlesini kaçırmadığım,tüm müziklerini kendimden geçerek dinlediğim ve sayesinde çellodan vazgeçip keman aşığı olduğum hayatımda iz bırakan ve bana gerçek ve karşılıksız aşkı öğreten yegane dizim!!!
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
konusuyla, çekildiği mekanla (`ayvalık), oyuncularıyla, diyaloglarıyla asla unutulmayacak, az sayıda kaliteli diziden biridir. özellikle ilk 15 bölümü enfestir. ancak zamanla karaterlerin yerli yersiz ölümleriyle dizi kuşa dönmüş, eski mükemmeliyetini kaybetmiştir.
sonrasında izleyicilerinin büyük çabalarına rağmen reytinge kurban gitmiş, yayından bir güzel finali olamadan kaldırılmıştır.
yüzbaşı cemal ve nazlı'nın güzel aşkları "120" ile yeniden yaşatılmak istenmişse de süleyman teğmen'in erken ölümü buna yine yeni yeniden engel olmuştur.
ama cansel elçin ve özge özberk'in uyumu takdire şayandır.
bir de künye bilgisi vereyim:

yönetmen: temel gürsu, faruk teber
yapımcı: şükrü avşar
müzik: toygar ışıklı

oyuncular:
özge özberk
cansel elçin
mehmet ali nuroğlu
begüm bingören
berk hakman
şemsi inkaya
tanju gürsu
turgay aydın
...
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
uzun zaman sonra diziyi tekrar izlerken hoşuma giden bir sahneyi yazma ihtiyacı hissettim. çünkü aşkı o kadar iyi anlatıyor ki..

cemal: c (`cansel elçin)
nazlı: n (`özge özberk)

n: (nazlı ellerini kavuşturmuş başını bir an yere eğerek) o mektupları ahmet’in yazdığına kendimi öyle inandırmıştım ki...

o sırada ayşe yavaşça hastanenin kapısına yaklaşır.

n: gerçi ayşe beni çok ikaz etti.

ayşe konuşulanları dinlemeye başlar.

n: bu mektuplar ahmet’in değil demişti (yere bakan gözlerini cemale kaydırır) ama okuyunca...

c: ( başını yana kaydırarak) evet okuyunca...

n: evet haklısın... onlar ahmet’in sözleri değil.

c: (hevesli bir ses tonuyla başını sallayarak) benim sözlerim... gerçek hislerim...

duyduğu sözler karşısında ayşe donakalır ve gözleri dolar.

c: (cemalin yüzünde tarif edilemez bir gülümseme belirir, söze başlamak için nefesini çeker, bir an durur, dudağını ıslatır, ağzını yana kaydırarak gülümser ve sözü bırakır) artık biliyorsun... tüm açıklığıyla... öyle değil mi?

cemalin yüzünde tarifi zor bir mutluluk ve heves vardır.

n: (nazlı biraz düşünceli, başını sallayarak) öyle...

c: (heyecanla) peki ya sen?

n: ben?

c: senin hislerin?

cemal nazlının ağzından çıkacak cevabı heyecanla beklemektedir.

n: (nazlı hafif gülümseyerek, gözlerini kaçırır) insan böyle sıkıştırılır mı?

c: (cemalin elleri arkasında kavuşmuş, yere eğer başını, utanarak gülümser) dün aynen böyle sıkıştırılmıştım hislerimi ortaya koymam için...

nazlı yere bakan gözlerini cemal'e çevirir. cemal utangaç bir çocuk gibi gülümsemektedir.

c: şimdi... (bir an susar) şimdi sıra sende...

n: (nazlı düşünceli bir tavırla) üzerime gelme...

ayşe olanları merak ve üzüntü içerisinde izlemektedir.

c: (başını sallayarak hevesle) cevap bekliyorum.

n : (nazlı çaresiz, başını iki yana sallayarak) kafam çok karışık...bilmiyorum...

cemal nazlının bu düşünceli halini görünce yüzü bir anda ciddileşir.

c: (gözlerini ve kaşlarını kısarak) eğer istemiyorsan... (tedirgin bir sesle) eğer ben kendi kendime kuruntu etmişsem... (başını yana kaydırarak, endişeli) lütfen söyle bana... (cemal gözlerini bir an olsun nazlıdan ayırmamaktadır.) istersen bu konuyu hemen kapatalım... (acı acı) sonsuza kadar...

nazlı bu söz karşısında birden gözlerini cemale çevirir.

cemal tedirgin, nazlının cevabını beklemektedir;

n: (nazlının yüzünde gülümseme belirir) hayır... kapatmayalım!!

ayşe o an yıkılır. eliyle ağzını kapatır ve ağlamaya başlar.
cemal duydukları karşısında gülümser. nazlı da cemal de utanarak başlarını ve bakışlarını yere kaydırırlar ve tekrar birbirlerine bakarlar.
kafka market kafka market
halil cibran farkının okunduğu satırlar.


yirmi yaşımdayken annem bana şöyle demişti:

- manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım.
- eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim, dedim.
- dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum, dedi.
- evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben, diye karşılık verdim.
- dünyaya gelmeseydin cenette bir melek olarak kalacaktın, dedi.
- ama ben hâlâ bir meleğim, diye cevapladım.

gülümsedi ve dediki ' kanatların nerede peki? '
elini tutup omzuma koydum ve ' burada ', dedim.
' kırılmışlar ', dedi.

bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti...

* * *

bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama ben bana, sana, cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o aşktır. aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu öldürüyor. sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk ise sadece kendini ister. gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz; ilahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.