kış ikindisinin evinde

hürrem hürrem
kahramanları her zamanki gibi nevit,selin,elfe,cem ve lale olan kürşat başar'ın ilk öykü kitabı.

cam kırıkları bölümünden

"...annen,tuhaf bir hayvana bakar gibi bakmıştı çay getirdiğinde.giysilerimden,hastalıklı görünüşümden delice utanmıştım,gözlerimi,kızarmış,kirpikleri yapış yapış gözlerimi çıkartıp atmak isterdim,o,elinde tepsiyle öylece durmuş kapıda bir an beni süzerken.sonra sen dışarı çıktın,yalnızca senin görebileceğin yerden,kapı aralığından yapılmış gizli bir işaretle ve sanki ben istenmeyen bir konukmuşum gibi,sanki birlikte büyüdüğün çocuk değilmişim gibi ve orada öyle durup bana öyle,tuhaf bir hayvana bakar gibi bakan kadın sanki bir zaman "....teyze" dediğim kadın değilmiş gibi...sonra her şey yabancıladı beni o odada."


".....işte yine sıkıştım günlerin arasında,eski anıların,sanki hayat bitmiş ve bir daha yaşanmazmış gibi.ama o gün sen de bana bir ölüye bakar gibi bakmadın mı?bir ölüye bakamaz gibi,gözlerini kaçırarak ve annen bir an önce gitmemi ister gibi kaçarcasına kapıp götürürken çay fincanlarını ve eskiden olduğu gibi,bir tane daha içmeyeceğimizi sormadan,"nasılsın?,zayıflamışsın,kendine bakmıyorsun galiba!" konuşurken soğuk ve inanmadan,konuşmak zorunda olduğunu düşünerek,kurallara göre,bir eski ailenin görgüsü bu çünkü,bir padişahın koca göğsünde koca yıldız madalyalarıyla oyuncak gibi,sahte görüntülü fotoğrafının durduğu duvarları olan evde..."
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''günün son ışıkları da görülmüyor artık ama bulutların azaldığı yerlerdeki o donuk mavi aydınlıktan gecenin de henüz başlamadığını anlıyorum. bu tam olarak belirlenmemiş ara zamana da akşam diyorum ben. işte akşam. mevsimlerin değişmesiyle, günlerin uzayıp kısalmasıyla, belki yalnızca ışığın renklerde yarattığı o küçük değişimlerin ayrımına varmadan geçirdiğimiz günler sanki bitti.''

(bkz: kürşat başar)