kısa film

2 /
la bebe la bebe
ibretül versite





karadeniz teknik üniversitesi öğrencilerinin çektiği her üniversite öğrencisinden bir parça olsun bişeyler anlatan kısa film
khasnak khasnak
yeterli hevese sahip herkesin çekebileceği yada çekmeye çalışabileceği film türüdür.
amatörce ilgilenenler ve sadece bir anı olması için çekenlerin çok fazla şeye de ihtiyacı yoktur. elinde sesli görüntü kaydı yapan bir alet ve bir hikaye olması yeterlidir kanımca.
(bkz: kendimden biliyorum)

elinde bir hikaye ve bir adet emanet kamera bulunan bir arkadaşın (bkz: x) kısa film macerasına bi göz atalım.
x öncelikle hikayesini www kameraarkası org adresindeki yazı ve örnek kısa film senaryolarına bakarak gayet basit bi biçimde fazla detaya inmeden senaryolaştırdı.
ardından senaryosundan yola çıkarak gerekli mekanları (genelde ev ve sokak) buldu. yakın arkadaş ve aile çevresinden kendine bi oyuncu kadrosu oluşturdu.
artık filmin çekim aşamasına geçebilirdi. ekibi filmin çekileceği mekana çağırdı ve çekimlere başladı filmin bir kısmını başarıyla çekti. tabi bu sürec oldukça eğlenceli zor ve yorucu geçti. çekimlerde her sahneyi farklı yönlerden çekerek montaj aşaması için elini güçlendirdi.
amatörlüğün verdiği heyecanla hemen çektiklerini izlemeye karar verdi. ancak kamerayı tv ye bağlarken yaptığı bi bağlantı hatasından olsa gerek kamerayı bozdu. ertesi gün servise götürdü ve 225ytl + kdv karşılığı kamerayı yaptırdı sonra sinemaya küstü ve bir daha film çekmemeye söz verdi kendine.....
peki ya kamera bozulmasaydı?
kamera bozulmasaydı x kişisi bir kaç gün daha çekimlere devam edecek sonra çektiği görüntüleri bilgisayara aktaracaktı. sonrasında www.kkymn.coma adlı siteden adobe premier pro' nun nasıl kullanıldığını öğrenecek ve bu programla filminin montajını yapacak hatta sonuna yönetmen olarak kendi adını yazacaktı. elinde bir adet kısa film belki de sadece bir skeç yada saçma sapan bişey olacaktı ama bir sürü anı ve gelecekte çekebileceği filmler için umut olacaktı
olmadı sağlık olsun önümüzdeki maçlara bakacağız
ford prefect ford prefect
öküz gibi büyük bir hatayla edebiyattaki öyküyle karıştırılan sinema türü.

illa edebiyatta bir karşılığı olacaksa bu öykü değil şiir olsa daha mantıklı olur. öykü gibi bir olay örgüsüveya benzeri bir "düz" anlatım biçimi (şimdi öyküyü de "olay örgüsü olacak lan!" diye yaftalamayalım olmayabilir de) yoktur kısa filmde. olduğu da olur. ancak genelde şiir gibi imgeler üzerine kurulu bir anlatım vardır olmak durumundadır. uzun filmden ayrıldığı nokta derin karakter çözümlemelerine gidememesi uzun diyalog/sahne gibi lükslere başvuramamasıdır dolayısıyla daha imgesel/görsel olmak durumundadır diyelim kıvıralım biraz. dolayısıyla bazılarının siz aciz ortalama izleyici tarafından bu ne amne koyyim diye yorumlanması ve biryandan da (itiraf edelim) teknik olarak kolay bir iş olduğu için de her hevesli canon dijital kamera sahibinin kısa film çekçem diye saldırması nedeniyle (buna karşı değilim yanlış anlaşılmasın) izlediğimiz büyük bir çoğunluktaki filmin bildiğin kötü olmasıyla birlikte son derece normaldir.

hem nedir kuzum sanat türlerini birbirleriyle kıyaslayıp ona göre yorum yapmak? edebiyat nerde sinema nerde. siz nerdesiniz? "kısa olduğu için içine bir şey sığdırılamaz" bu ne kadar sığ bir bakış açısıdır yarabbim. onu geçtim kısa filme filmin kısası öyküye de romanın kısası diye bakmak. offf.
düttürü dünya düttürü dünya
"kısa kes aydın havası olsun!" diyen filmler.kanımca yönetmenlerine çok iş düşen filmler,zaman kısa,hikayeyi sığdırmak gerek.kısa filmin iyisi has sinemadır,her şekilde.
marjane und eudaimonia marjane und eudaimonia
genellikle uzun metraj filmlerden çok daha vurucu, çok daha etkileyici olan filmlerdir.
o 90 dakikayı 10 dakikaya hapsetmek ve yoğun bir anlatımla, tabii sanatsal boyutu da unutmadan, başarılı bir film yapmak çok da kolay olmasa gerek. puan toplayarak değil nakavt ederek kazanmak zorunda sonuçta.

hoşuma giden birkaç örnek:

(bkz: devridaim)
(bkz: başyapıt)
(bkz: buğra)
(bkz: kırıntı)
(bkz: oyun)
(bkz: yorgan)
(bkz: hakimiyet)
(bkz: la maison en petits cubes)
(bkz: goodbye to the normals)
(bkz: j attendrai le suivant)
...
zikandal zikandal
piyasada çok fazla rastlanan film türüdür. güzel olduğunda çok güzel olur.

signs ve world builder bence son zamanlarda yapılmış en güzel örneklerdir. kesinlikle izlenmesi tavsiye edilir.

p.s link vermek isterdim lakin an itibariyle mümkün değil. signs arandığında 12 dakikalık bir videodur, oradan seçilebilir. worldbuilder ise direkt çıkar, lakin çok ortak bir kelime değil. izlemediyseniz izleyin, içinizden teşekkür edeceksiniz.
ruhanileştirilmiş ruhanileştirilmiş
yoğun sanat içeren eserlerdir. zira o kısacık sürede ağır mesajlar barındırması istenir filmin. küçümsenmeyecek bütçelerle çekilenleri de var. uzak kalmamak gerek. gerçekten çok güzel bir kaç örneği için buyrun;

- the black hole: `http://www.youtube.com/watch?v=P5_Msrdg3Hk`

- sebastian's voodoo : `http://www.youtube.com/watch?v=2ePWK0qfisE`

- reach : `http://www.youtube.com/watch?v=tzg2jjH2z8E&feature=SeriesPlayList&p=BF3290798C243409`
director director
bazı anlar vardır, sessiz kalmak istersin. bazı anlar vardır, susmak bilmezsin.

kısa film, uzun film diye yapılan ayrımlar gerektiğinden fazla haddini aşmış haldedir ülkemizde, anlatmak istediğin şeyi 5 dakika da anlatabiliyorken, 90 dakika diye kasarsan, o öyküyü zaten batırırsın, yine 90 dakikalık öyküyü 5 dakika da anlatmak çok aptalca bir olaydır.
2 /