kitap okumak

54 /
kro potkin kro potkin
belli bir yaştan sonra lüxtür. iş, aile ve çevre etkisiyle okuyacak zaman ve motivasyon bulamıyan çok kişiyiz. değerini bilmek lazım zamanın ve kitap okumanın.
veda busesi veda busesi
kitapların dünyası, insanın en hayret verici yaratıklarından biridir. abideler yıkılır, milletler kaybolur, medeniyetler büyür ve ölür fakat bütün bu medeniyetlerin, tekrar tekrar nasıl ortaya çıktıklarını gösteren kitapların dünyası; hala genç, hala yazıldıkları gün kadar taze, yazarlarının yüzlerce sene önce ölmelerine rağmen, hala insanların kalplerinden geçenleri anlatarak hayatlarını devam ettiriyorlar.
the light in abyssal zone the light in abyssal zone
kibriyle beraber gelen bilgi hiçbir işe yaramadığı gibi muhatabın da gerçeğe giden yolda önünde bir tuğla daha olur. kibriyle değil muhakemesi ile gelecek bilgiye nasıl ulaşılacağını şu videosunda çok güzel özetlemiş sn. fazlıoğlu:


ben entelektüel değilim siktir et diyenler için de "neden kitap okumalıyız?"ın cevabını serdar kuzuloğlu veriyor:



not: ikisi birbiri ile çelişen konuşmalar olmadığı gibi elbette bazı kitaplar sayılı basılmalı ve herkes okumamalıdır. okumak güzeldir, fakat okunmaması gereken kitaplar eline geçen bir okur için faydadan çok zarara yol açabilir.
hasobittur hasobittur
fazla değil günde 20 sayfa okusanız ayda 600 sayfa oluyor. 20 sayfayı okumak 20 dakika civarında sürüyor. o yüzden zaman ayıramıyorum diyenlerin işine gelmiyordur.

ayda 600 sayfa okursanız yılda 18.000 sayfa yapar. ortalama bir kitap 300 sayfa kadar oluyor. bu da yılda 60 kitap yapar.

düşününce bir şey değil gibi geliyor. ben kendimi kitap okuyan biri olarak tanımlamama rağmen bu yıl henüz 21 kitap okudum. 1.5 ay kaldı yılın bitmesine, en fazla 3 kitap daha okurum. aslında ben "iyi bir okurum" dememe rağmen eksiğim.
yakov petroviç golyadkin yakov petroviç golyadkin
geçen ay bir kitap okudum ve kitabı gerçekten tam kavrayamadığım için kendimi çok yetersiz hissettim.
kitap descartes'ın görüşlerinden bahsediyordu, gidip descartes okuyayım dedim. descartes aristo'dan bahsediyordu. dedim bu doğru bir akış yönü değil. en başa gidip oradan başlamalıyım diye düşündüm.

2-3 gün nereden hangi kitapla hangi yol ile başlayacağımı araştırmakla geçirdim. felsefe tarihi diye bir kitap buldum, ahmet cevizci'nin. kitap thales'ten başlıyor, thales'ten sokrates'e platon'a kadar kısmı okudum. es verdim.
arada anlatmış olduğu filozof ve sofistlerin yazmış olduğu günümüze ulaşan bir şeyler var mı diye araştırdım.




sadece herakleitos'un kırık taşları günümüze kadar ulaşabilmiş. onu okudum. ayrıca diogenes leartios'un ünlü filozofların yaşamı ve öğretileri adlı kitabını okudum.

platon'u ve dolayısıyla sokrates okumaya başladım.
sokrates'in savunmasını, kriton ve euthyphron'u bir bütün olarak okudum.

ardından kronolojik olduğu düşünülen sıraya göre platon'un kitaplarını okumaya başladım.




şimdi ion bitmek üzere, lakhes'e başlayacağım ardından.
platon bitince, aristo vs vs devam edecek.

ilk çağ bitince yeni okuyacağım kişileri ahmet cevizci'nin kitabına paralel olarak götürerek belirleyeceğim.
kimin ne düşündüğünü öğrenmekle beraber, düşüncelerin gelişim sürecini keşfetmek çok keyif verici.

amacım 2020 yılında orta çağı komple bitirmek. okunacak çok kitap var, zaman kısıtlı ama denemeye değer. günümüzün felsefecilerine, düşüncelerine ulaşmak ise sanırım 5 yılımı alacak.

düşündüklerimi, öğrendiklerimi karalamak için de blog açtım, orada dipnotlarımı yazarak tutacağım.
the light in abyssal zone the light in abyssal zone
bu günlerde ister istemez içine itildiğimiz eylem. okumak güzel şey, peki ayda ortalama 4 kitap okuyan biri için basit bir hesap yapalım:

haftada 1 kitap, ayda 4 kitap, yılda 48 kitap eder. yılda 48 kitap; henüz okumaya 30'undan sonra başlamış ve 25 sene daha okuyabilecek kıvamda biri için 1200 kitap eder.

şöyle bir düşününce dünya üzerinde okunması gereken milyonlarca kitap varken bunların arasından alelade seçim yapmak ne kadar mantıklı peki? kelebek etkisi misali, ilk kitabınız tılsımlı olanlardan ise şayet 1199'unun hiçbir anlamı kalmıyor gibi. kitap, kitabı çağırır elbette. fakat yanlış kitap da sadece yanlış kitabı değil beraberinde bir sürü yanlış bilgiyi de çağırır.

kitap okumak dünyanın en önemli ikinci şeyi ise, ilki hangi kitabı okuyacağını bilen bir okur olmaktır herhalde. dikkat etmek lazım. cehaletin kuyusunu kitaplar vasıtası ile kazarken, sonunda o kuyunun içine düşecek olanın kendi olmaması gerek insanın.

not: hesap örneğine uğur batı'nın konuk olduğu bir programda denk gelmiştim ama kaynağı bulamadığım için atamıyorum.

ayrıca: #17939317
sona sona
çocuk yaşta alışkanlığı kazanıldığı takdirde empati yeteneğini önemli ölçüde geliştiren bir faktördür. yani evladınızın 3 boyutlu düşünemeyen, insanların hislerine önem veremeyen bir dalyarak olmasını istemiyorsanız lütfen okuma alışkanlığı edinmesini sağlayınız.
54 /