kitap yazmak

1 /
ivyy ivyy
biçok kişinin aklından geçirip ne var ben de yazarım deyip heveslendiği ardından maximum 2 sayfa yazılıp bırakılan eylem.böylesi sanki daha hayırlı zaten.
sycrone one sycrone one
bir reklam sayesinde hayatımda yapmak istediklerim arasında olduğunu farkettiğim eylem.

bir finans kurumunun reklamıydı sanıyorum, bir kadın kitapçıda bir kitabı eline alıyor tam bakarken o kitabın oluşum süreci ekrana geliyordu. yazarın kitabı yazması, dizgi işlemlerinin yapılışı, basılışı gibi aşamaları görünce içimden "lan acaba benim kitabım falan çıksa böyle, çok sevinirim heralde" diye düşündüm.

hakikaten de öyle gözüküyor, bir kitabı yazıp tamamlamak, onun basılmasını sağlamak ve o kitapçıların raflarında görmekten büyük bir zevk hayal edemiyorum. yapacaklarım arasında en üst sıralara yerleştirmiş bulunuyorum. yani ciddi manada bir kitapevi basmasa da, kendi imkanlarımla fotokopi motokopi de olsa, çocuk hikayeleri de olsa yapıcam bunu. evet.
chubbchubb chubbchubb
yazmayı seven herkesin gelecek planlarında, daha doğrusu hayallerinde yer alan eylem. sanırım bunu yapmak isteyen biri için yazılan ilk kitap ele alındığında yaşanacak heyecanın tarifi mümkün değildir pek.

henüz 19 yıllık bir insan olarak ilk kitabımı çıkarmış bulunmaktayım. 2. sınıfa giden kuzenimin projesi için 3 öykü yazdım. kendisi de bunu resimlendirerek fon kartonuyla kitap haline getirdi. sonuçta kitabın kapağında adım yazıyor. ayrıca kitaptan beklediğimizi, yani yıldızlı pekiyiyi almış bulunmaktayız. yakında bir de imza günü planlıyorum. kitaba ilgi büyük.
ceza aka keskinkılıç ceza aka keskinkılıç
sık sık kitap okuyan herkesin bir ara düşündüğü ama sonradan ne kadar zor olduğunu anladığı olay.
okuması kolay geliyor ama iş yazmaya gelince bir sürü araştırma yapmak , pek çok karakter tahliline girişmek , notlar tutmak , olayları sağlam bir kurguya akıcı bir üslupla oturtmak gerekiyor....
dedim ve noktayı koydum dedim ve noktayı koydum
en büyük hayalimdi bir zamanlar. hala öyle diyemiyorum, bir zaman sonra değişiyor insanın öncelikleri.

küçük bir çocukken henüz başladı bu hayalim. elime bir kitap aldığımda, üstünde kocaman harflerle adımı, resmimi düşler gülümserdim. kapağı açtığımda önsözümü hayal ederdim hep. birgün elbet derdim hemen ardından..

büyüdükçe daha çok çoğaldı bu istek. yazdıklarım çoğaldıkça, hayallerimde arttı. şimdiyse duruyorlar öylece bir köşede. alamıyorum bile elime.. öyle kolay değil elbet bu eylemi yapmak. her önüne gelen yapamıyor farkındayım. ama her zaman inancım vardı kendime. gördüğüm her edebiyat öğretmeninden yardım isterdim beni geliştirmesi için. okuturdum yazdıklarımı birer birer ve "başarırsın sen" cümlesini duydukça büyük bir heyecan kaplardı içimi.
portakalda vitamin portakalda vitamin
ünlü insanların ( genelde kendilerine sanatçı derler ) hayatlarını yansıtmak için yaptıkları eylem. bir editör ile iş tamamdır bu insanlar için, hapishaneye düşerler birkaç ay kalıp bunu yazmak isterler mesela. tamam güzel de nereden aklınıza geliyor bizim hapishanede yaşadıklarınızı merak ettiğimiz, zaten basın aracılığı ile ezberlettiniz bunu bize.
ya da hülya avşar da yazacakmış mesela, " tanju bey bir gün bana otelde küfür etti, herkese rezil oldum " şeklinde bir cümle geçecek mi çok merak etmekteyim.
günün birinde bilinmeyen! piyasalar hakkında tüm gerçekleri korkmadan yazabilecek biri çıkar ise saygı duyarım, alır kitabını okurum da hayattaki birikimi birkaç aşk ve sorundan ibaret olan ayaklı makyaj malzemelerini ne yapalım biz?
bari bari
öyle bir şeydirki insanın doğuşuyla oksijene bağladığı gibi bağlayıp , iç rahatlatan ;bazende nefret ettiren bir durumdur.
blonde blonde
bazen hiç bitmez. durmadan yeni bir şey eklemek istenir, uzar, uzar, silinir, eklenir, tekrar okunur, ara verilir, bir süre sonra tekrar başına oturulur, yıllarca sürebilir.
azalin azalin
kitap yazmak için 4 şey gereklidir.

şimdi bir eşkenar üçgen düşünelim. bu üçgenin tepesinde zaman olsun. sağ alt köşede kişiler olsun. sol alt köşede ise mekan olsun. bu üçü aralarında bağlantılı olmak zorundadır. 3 temel kuralı bitirdiğinizde bütün bunları birleştirecek kadar sabır gereklidir. bu da üçgenin ortasındadır. çünkü ne kadar bu üç temel öğeyi birleştirmekte yetenekli olursanız olun sabrınız yoksa ortaya çıkacak olan şey hiç bir zaman gerekli ilgiyi görmez. çünkü siz ona gerekli sabrı ve ilgiyi göstermemişsinizdir.

yazabilecek kadar sabrı olan, yazabilen tüm insanlara selam ederim.
1 /