kitap yazmak

6 /
yarından önce bugünden sonra yarından önce bugünden sonra
benim dikkat span'ım hep azdı.
uzun süre aynı şeye odaklanamadığım için bir türlü bitmeyen bir hikayem vardı (2002'den bu yana bitmeyen bir hikaye ki 2010'da hikayemin benzeri bir film yaptılar). uzun süre bitmeyince ve farklı farklı hikayelere daldan dala konunca öylece kalmıştı.

bir arkadaşım "kısa hikaye yaz" dedi.
çünkü oturduğumda 40 sayfa yazabiliyordum ama bir kere başından kalkınca tekrar ona geri dönüp kaldığım yerden devam edip bitiremiyordum..

bana mantıklı geldi.
amacım basılsın, deli gibi para kazanayım, nobel alayım değildi. aklımdakileri kağıda dökmekten başka bir niyetim yoktu. bir hafta sonu oturup 86 sayfalık (a4 olarak) bir hikaye yazdım. asıl hikayeyi yazmaya çalışırken aklıma gelen ve de çok sevdiğim o konu üzerinde iki gün çalıştım ve eskiden editörlük yapan bir arkadaşıma gönderdim..

ilk tepkisi "bu muhteşem olmuş" oldu.
ardından bir kaç tanıdığına göndereceğini söyledi. biraz heyecanlanmıştım. bir kaç gün sonra arkadaşım telefonla geri döndü bana.

"kısa hikaye basmıyorlar ama uzata.."

gerisini dinlemedim.
gerekte yoktu zaten. çünkü, bu yaşıma kadar hiç kimsenin isteğine göre yaşamadım hayatımı. veyahut, yapmak istediklerimi, sırf karşımdaki istiyor diyede yapmadım. bir şeyi yaptıysam kendi istediğim için yaptım.

"ne diyeyim" dedi, arkadaşım üzgün bir ses tonuyla.
o da hayal kırıklığına uğramıştı. "bir şey deme" dedim. "hikayeyi uzatmayı düşünmüyorum çünkü boktanlaşır" diye ekledim.

telefonu kapattıktan sonra eve doğru yürürken aklıma ülkeden gitmek geldi. bunu o kadar çok istedim ki.. hayatımızın başkaları nasıl yaşamamızı istiyorsa öyle yaşıyoruz. saat 9'da gel, masanın başına geç, bu işleri yap, saat 12:30'de yemeğe çık, 13:30'da geri gel ve kaldığın yerden devam et. eve git, yemek ye. karın, ailen, ebeveyn'lerin ne istiyorsa onu izle ve uyu.. onunda saatini 20'li yaşlarımızın başında biz değil annemiz belirlerdi..

emir almak için doğmuşuz sanki.
nefsine hakim ol, tutumlu ol, terbiyeli ol, adam ol!!! hayatta insana zevk veren en güzel şeylerin hep yasak olduğunun farkında mısınız?

ne kadar acı değil mi?
80 sayfalık bir şey yazıyorsunuz, birileri bunu beğeniyor ama ticari kaygıyla basmıyor. işte, bize öğretilene göre "kısmet değilmiş" dememiz gerek. ama bana kalırsa "el mi yaman bey mi yaman?" deme vakti. çünkü, anladığım kadarıyla bize öğretilen şey boyun eğmek... oysa madem özgür irademiz var neden boyun eğiyoruz??
dert dinlemem anlat orda burda dert dinlemem anlat orda burda
herkesin hayatında kesinlikle en az bir kez tecrübe etmesi gereken eylem diye düşünüyorum. hepimiz anlatsam roman olur tadında hayatlar yaşıyoruz malum. neler gelmiyor ki şu sıradan hayatımızın başına her gün. sırf onu bile edebi bir dille anlatmaya çalışsak epey matrak şeyler çıkar hepimizin payına. bunu tecrübe ettikten sonra biraz daha rahatlamış, kötü ruh halinden biraz daha arımış olarak hayata karışabilirdik belki kim bilir!

ben şayet yazmış olsaydım 365 sayfalık bir kitap yazardım. tüm sayfaları kalbim kadar temiz olurdu ve son sayfaya gelindiğinde ana fikri verirdim.

çok yalnızım. stop.
tekil kişilik tekil kişilik
+kitap yazdım ben...
+valla ne kitabı...
+ben de bilmiyorum.
+nasıl yani!?
+bi kitap varmış yazarı ol dediler oldum.
+yani yazarmısın deyince sen de yazdın.
+aynen e kaç para bu iş...
+fena değil oğlum taş attım da kolum mu yoruldu.
+yazdın oğlum sen kolun yoruldu!
+bu parayı bu kol taşıdı gerçi demi!!
haaaa haaa haaa (kahkahalar)
1
kaptan teneke kaptan teneke
zor efendim, yazarken zaman bi yavaslar boyle olaylari betimler karakterleri konustururken akliniz zorlanir basiniz agrir, zulum zahmet

hikaye/roman yazmaya calistiktan sonra okudugum kitaplara keyfim icin degilde neyi nasil yaziyim diye klavuz niyetine bakar oldum, mesela konusmalari yazarken "dedi" kelimesini nereye koyucagimi farkli kitaplardan baktim, sevdigim yazarlari bisiler yazdiktan sonra daha kolay anladim teknikleri kalemleri daha net gozukmeye basladi

ursula l guin den bukowskiye, arthur c clark tan ahmet mithat efendiye kadar turleri farketmeksizin hepsinin ortak tavsiyesi surekli yazmak masanin basina oturup bunu ciddiye almak.

yani normal bir is gibi calismak, alinma gucenmece yok yazmayi sevemeyenin bulasmamasi gereken bir konu
selimciğim selimciğim
inanılmaz kolay.

"ben şiir okumam, yazarım"
"şiir okumadan yazıyorum çünkü etkilenmek istemiyorum"
"romanım var" (yaş 15)
"kitabımın türü?.. roman, deneme, gönlümden geçenler. karışık."
"günde 20 sayfa yazarım"
"bunlar benim iç dünyamdan çıkanlar; eleştiriye kapalıdır"
"bu yaştan sonra kitap okumaya ihtiyacım yok" (ama yazıyor)

bunlar gerçek insanlar ve böyle bir kamyon insanla kanlı canlı karşılaştım. bunlar sokakta yani. kendinize mukayyet olun.
belirsizdüşkırıklığı belirsizdüşkırıklığı
yazmak için yeterince iyi olmadığımı düşünmekle birlikte çok değişik bir konu buldum ve belki kitaba dönüştürebilirim. kitap basılmasa bile aşırı mutlu olurdum ama kendimi daha çok friends dizisindeki phoebe karakteri gibi kitap yazıyorum diyip ne yazıyorsun dendiğinde sayfa numaralarını diyecek potansiyelde görmem de ayrı bir durum.
neyçırsever neyçırsever
okuyucu potansiyeli bilindiginde yapilmasi hakli bir eylem olup, bilinmediginde ise, para kazanma ihtiyaci varsa kumar olan bir eylemdir. yazilacak kitabin icerigine dair biraz toplum nabzi olculdugunde, konunun ilgi cekip cekmedigi bilindiginde az-cok okuyucu kitlesi hedef alinarak yazima baslanabilir.
okuyucu potansiyeli onemsiz olan durumlarda ise yazar bir tur savas acmis bulunur cogu zaman. tuketmesi gereken kalemleri vardir, ya da dilinde biriken laflari, yahut yuregini saran zincirleri. o zaman yazar aklinin bir kosesinde actigi delikten kelimeleri puskurturken yukunu hafifletir. serinleyen lavlar volkanin icini bosaltirken sakinlige de bir kapi acar. yazar, okuyucu icin degil, kendisi icin yazar. iste o zaman asil yazarlar dogar ve asil gorevleri yazmak olur. kimisi sanat der, kimisi yasam, belki de kader. gercek olan tek bir sey hakkinda konusmamiz gerekirse eger, ogrenerek ve tecrube ederek gecirecegimiz hayatlarimizda ufuklarimizi hicbir etken altinda sinirlandirmayip daha iyisi ve butunluk icin aklimizi acmaktan bahsetmeliyiz. sorgulamali, paylasmali, ogrenmeli ve denemeliyiz.
insanlarin dusuncelerine ayak uydurmaya zorunlu hissedenler kendi varliklarinin yok oluslarina mahkum olurlar ve donusu olmayan bir yolda ilerlerler. oyle ki, yasam bir defa elimize gecer. zamani kullanmayi baskalarina birakanlar sahip olduklari hayatlarini da degersizlestirirler. sonunda geri donusumde eritilen cabucak paslanmis demirlerden farksiz olurlar. tek farklari demir tekrar sekillendirildikten sonra kullanima sunulur; insan ise toprak olur.
6 /