kokoloji

1 /
yako yako
kendini keşfetme oyunu.japonyada 4 milyon satmış bir kitap.sorulara verilen cevaplara göre kişisel yorum yapılıyor
kubrick kubrick
adahiko nagao ve samu saito tarafından yazılmış olan kitaptır.106 soru ve bu soruların yanıtlarını içerir.şöyleki:
küçük bir balina izleme gemisinin güvertesindesiniz. ve işte ordalar: bir balina ailesi yakın bir yerde su yüzüne çıktı! aşağıdakilerden hangisi bu aileyi en iyi tanımlar?

1. devasa annesinin arkasından yüzen küçük bir bebek balina

2. annesinin karnına sokulan bir bebek balina

3. bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar

4. su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina

anahtar

balina, jung’un ‘büyük anne’ sembolüdür. bu senaryoda balinaların arasındaki ilişki tanımınız sizin kendi annenizle olan ilişkinizin duygusal tanımıdır.

1. devasa annesinin arkasından yüzen küçük bir bebek balina: sizin için anne rolü inanılmaz derecede önemli. bir yetişkin olmanıza karşın, davranışlarınız ve düşünceleriniz hálá annenizden etkileniyor. anneniz sizi sonsuza kadar çocuk kalın diye büyütmedi. (gizli) bir anne kuzusu olmaktan kurtulmaya çalışın.

2. annesinin karnına sokulan bir bebek balina: şefkat görmeye ve okşanmaya gereğinden fazla muhtaçsınız. insan sıcaklığını özlemek doğal. ama siz buna başkalarından daha fazla ihtiyaç duyuyorsunuz. erkekseniz ve şıkkı seçtiyseniz, partnerinizin sizi evlat edinmediğini bilmeniz gerekir.

3. bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar: anne ve babanızın rollerini eşit olarak takdir ediyorsunuz. oysa baba, bu tür hayali resimlerde genellikle unutulan bir figürdür. çocukken ev hayatınız büyük bir olasılıkla mutlu ve güvenliydi ve bunun neticesinde hayata bakışınız dengeli oldu.

4. su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina: kişisel özgürlüğünüzü elde etmişsiniz. ama bu kadar yalnız takılıyor olmanız, sizin hırslı, inatçı ve bencil olarak algılanmanıza sebep oluyor. bu kadar bir başınıza olmamaya özen gösterin, yoksa çevrenizdeki herkese yabancılaşacaksınız.

okuyan herkesin kendinden birşeyler bulabileceği bir kitaptır.birkaç kişiyle birlikte oynandığında oyun dahada zevkli bir hal alır.
tinklend tinklend
"-söyle bakiiiiiim ziyaaaaa..10 tane gül mü 5 tane lalee miiiiiii
-5 karanfil.
-ayyyy ziya sen hayvasaaaannnn,oha yaniiiii,bak burda diyokiiiiiiiiiii .." şeklinde bir tartışmaya tanıklık etmeme sebep olan kitap.
sorunsal sorunsal
şubat 2006 tarihinde türkçe’ye çevrilmiş olan kitap adahiko nagao ve samu saito tarafından yazıldı japoncada ki karşılığı ruh öğrenimi olan kitabın içerisinde 160 tane kendini tanıma oyunu var. aslında olaylar temelde aynı kıssa bir hikaye ve o hikayede ki imgelerin hayatınızdaki aile, aşk, gibi şeylerdeki karşılığı..japonya’da 4milyon satan bu kitapta tek hedef kendini tanımak(tabi ki %100 gerceklik payı oldugunu söyleyemeyiz), tek kuralsa aklına gelen ilk cevabı vermek. kalabalık ortamlarda, arkadaşlarla veya sevgiliyle oynanınca cok daha zevkli olur.. bakalım en çok korktuklarınız ne veya aşkın sizin için anlamı gercekten ne belki bu kitap size yardımcı olur
azureel azureel
kötü bulduğum çevirisi ve yeterince mantıksal derinliğe erişememiş anlatım tarzıyla; ülkemizdeki versiyonu maksadına asla ulaşamayacak olan kitaptır kişisel kanaatimce.. gereksiz çıkarımlar ve kültürümüzle uyuşmayan benzetmeler yüzünden bizlere hitap etmemektedir. misal: türk, balina mı görmüş hayatında? balina'nın yağından etinden sütünden yününden elde edilen ekonomik değerler, veya okyanustaki varlığıyla büyüklüğüyle ilgili bizlerde uyandırdığı heyecanlar mı var?
bu ayrı bir nokta.
ikincil olarak, saçma sorularına verilesi cevaplarda ve bunların karşılıklarında.
psikolojiden ve insanların zihinlerinin arkasını okumak güzel bir şey, bilinç altında şu var bu var diye ahkam kesip, karşındakini kendi cevaplarına inandırmak da garip bir manyaklık. ancak bu kitapta, ölesiye saçma sorulara verilen düz mantık tepkiler, deriiiin süfer imgelemsel sonuçlara gebeymiş. [imgelemsel kelimesini yeni uydurdum:kelime uydurmak patates kızartması istemenin rerösüdür, göstergesidir, kontrol panelidir.]
misal, dağa çıkmam lazım kitaptaki bir senaryoya göre. çok nadir bir taşı bulmak gibi çocuk hayalim varmış. nasıl çıkar mışım, neler düşünür müşüm dağı gördüğümde? hatta dönüşte, dağa ne dermişim
- abi nassın iyi misin?
yüzeysel bir cevap verdim soruya: dağa çıkarken ne hisseder ki insan, bayır yukarı tırmanıyorsun. ağzımdan burnumdan götümden ter gelir, terlememek dışında bir şey düşünmem. börtü böcek yılan çiyan, her yer pislik elimi yüzünü yıkayacak bi dinlenme tesisi falan yok öf. bak sinirlendim gene. çıkmıyorum lan dağa falan.
- hayoor aslında bu duruma verdiğin tepki bunun göstergesi hüseyincancım.
hayır abi, ilgisi yok. hayır niye dağa çıkyorum, manyak mıyım neyim, araba kiralarım ne bileyim. ömrümde dağa çıkmamışım ki, anca köye gittiğimde biraz tepeliklerde sürtmüşümdür, topraklama yapmışımdır, o kadar.
vedalaşırken ne derim?
genelde dağla taşla "aaa meyaba küçük tepecik, ne kadar da güzel günler geçirdik değil mi, ne şirinsin kafa salla da abiler görsün" bu üslupla konuşmam. ayağıma taş falan takılır, "anaananannmkskgtnırsznc" şeklinde homurdanırım. o kadardır nebatatla muhabbetim. fazla derine inmem, meraba meraba o kadar.
niye çünkü ben öküzüm.
biraz dışarı çıkıp ot buluyim, sonra kahvaltı yaparım neyse.
youtuba youtuba
bazı testleri hiç anlamlı olmasa da bazıları gerçekten damardan giren kitaptır. bir oturuşta bitirebilecek tplu halde okunduğunda ortamda tabu havası estiren bir kitaptır.
(bkz: çıtır çerez)
imperius imperius
tezgah açtınız.
birisi masanıza gelip mallarınıza bakıyor ama bir süre sonra hiçbir şey almadan uzaklaşıyor.nasıl hissedersiniz?

"amaaannn müşteri çok"

anlamı:giden müşterinin arkasından hissettikleriniz bir kalp kırıklığı ya da terkedilme sonrası hissettiklerinize benzer..

yorum:pes yani.
1 /