komplo teorisi

1 /
redblue redblue
her daim olmasa da arasıra komplo teorisi kurmak gerekebilir. en iyi güvenlik tedbiri tehlikenin nerden geleceğini tam olarak bilmektir derler ( ya da en azından ben dedim az önce ). tam da bu safhada komplo teorisi yardıma koşar. tüm muhtemel güvenlik açıkları bir bir geçer insanın aklından ve teorinin özelliği gereği olabilecek en kötü şey düşünüldüğünden her durum için hazırlıklı olma imkani verir.
mesela insan aynada görünmeyen boynuzlarının olduğunu fark edip büyük yanlışlardan kurtulabilir. komplo teorisi kurun, bakarsınız julia roberts gibi bir sevgiliniz oluverir. kimbilir...
dragonfly dragonfly
iki öküz otluyormuş.. biri ötekine demiş ki: bu insanlar var ya bizi şimdi besliyorlar ama sonra kesip, salam sucuk yapıp yiyeceklermiş. bizi uyutmak için bu taze otları sunuyorlarmış. diğer öküz ters ters bakarak söylenmiş: bırak oğlum bu komplo teorilerini...
yuziko yuziko
en doğru komplo teorisi şudur ki; birçok komplo teorisini üretenler aslında amerika veya başka güçler adına çalışan hıyarlardır. ve böylece o devletleri haddinden güçlü ve kusursuz göstermektedirler. haliyle insanlarımız da zaten komplo teorilerini çaresizlik ayaklarına bahane olarak sevdiği için, olaylara bön bön bakmaktayız. hatta bakmamaktayız.
minik kus minik kus
içinde gerçeklik olabilecek düşünsel çalışma.
şöyle bir örnek verebiliriz.
metz takımında oynayan ribery o zamanlarda marsilya'nın almak istediği bir futbolcuydu. gelecek vadeden bu futbolcunun iyi kar getireceğini biliyor almak istiyorlardı. fakat marsilya takımına metz'in bu oyuncuyu satması hakan şükür'ün fenerbahçeye transferi gibi birşey olacağı için başka bir yol bulundu marsilya tarafından. araya galatasaray'ı koyarak bu futbolcuyu aldırmak. bu plan şöyle işleyecekti: metz takımından galatasaray'a gidecek olan riberynin sonradan ödemelerin yapılmadığı gibi boktan bir nedenle anlaşması bozulacak marsilya'ya imza atacaktı. galatasaray ile yapılan anlaşma uyarınca taraftarın ilk yıllardaki tepkisi sineye çekilecek ama sonraki yıl bu oyuncu satıldığında kazanılan paranın yarısı galatasaray'a verilecekti. galatasaray için harika bir anlaşmaydı. bu oyuncudan haberdar olmayan ve böyle süper bir oyuncu olacağını aklına getirmeyen galatasaray balıklama zıpladı bu oyunun üzerine. olaylar planlandığı gibi gerçekleşti galatasaray'dan ayrılan ribery daha sonra dünyanın bu yılki en yüksek bonservis ücreti verilerek bayern munich ile anlaştı. 25 milyon euroluk bu ücret tabiki de marsilya'ya kalmayacaktı. galatasaraylı yöneticiler önceden planlanan bu anlaşma gereği paralarını istediler. ve ücret galatasaray'a ödendi. sonuçta her taraf kazandı metz haricinde. ribery bayern munich'e transfer oldu marsilya 12.5 milyon euro aldı, galatasaray'da 12.5 milyon euro aldı.
galatasaray ribery'den gelen paralarla hemen transferlere başladı 3 milyon euro bonservis vererek linderoth'u aldı. galatasaray'ın elinde yaklaşık bir 10 milyon euro daha var ve tahmin ediyorum iki süper yıldız alınacaktır bu kalan parayla.
ıhım ıhım
ne düşünüyorum ben yahu bunların hepsi komplo teorisi işte.
cursedsw cursedsw
hiç olmıyacak konuları ve olayları bile olucakmışçasına mümkün kılarak düşünmek,ve neticesinde hiç olmıyacak şeylere bile sebebiyet vermeye kadar gidebilecek düşünceler.
mösh mösh
şişli deki bir dürümcünün fevkaladenin fevk-i nde bir teorisi:

diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte türk delikanlilarinin ve genelde de türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük türk ırkını çinliler, japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

ıcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

iç yağının, kuyruk yaglarının, anamızın vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.

kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.

sakin bu oyuna düsmeyin.

feminizm, kadın hakları, çevre suuru ve eşitlik adi altinda türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayi bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan çin mutfaği diye birşey yoktur. bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. sakın kanmayın, sakın yemeyın. helal değildir!

unutmayın su uyur, düşman uyumaz!
recai pengül recai pengül
termodinamiğin ikinci yasasıyla yanlışlığı kolayca ispatlanabilecek bir teoridir. bu çağda hâlâ bu kadar insanın militarizme böylesine hizmet eden bir teoriye körü körüne bağlı kalması aklıma başka şeyleri getiriyor.
1 /