komşu

7 /
iş bitiren frank iş bitiren frank
son dört evimden ikisinde güzel komşularım oldu. biraz sana işi galiba.
üst komşumdn şikâyetçiyken karşımda oturan çiftten çok memnunum. çok düşünceliler, evlerine girip çıkarken zili bile çalmıyorlar rahatsız olmayayım diye. halbuki gürültüsüz yaşayamadığımı bilseler..
ontolojikvaka ontolojikvaka
külüne muhtaç olduğumuz kimselerdir. ancak asansör icat edileli mertlik bozulmuştur. tabii ki sorun asansörde değil dikey yapılaşmadadir. istisnai bir duruma denk geldigim tek sehir kayseridir. 16 katli bir binada oturuyorduk. komsularimiz ilk tasindigimiz gunden itibaren bizlere yiyecekler getirmis ve yabanci olmamiza ragmen bizleri sahiplenmislerdi. haftada bir de toplanirlardi.
göğü delen adam adli bir kitapta bati ulkelerini gezip goren amerikadaki yerli bir halk sefinin dunya deneyimlerini aktarirken, ayni binada oturan insanlarin bir birine selam vermemesi durumunu yadirgadigi ve bati toplumunun (onlara gore bati) curumuslugunu ifade ettigi koca bir pasaja denk gelirsiniz.burasi icin uzun kaçacaği icin burdan orneklemeyecem ama cok kisa ve keyifli bir kitaptir mutlaka okuyun.

ps: ufak bi tavsiyem var. bir tabak yemek yada tatli alip komşunuza verin. tabii ki tabağınızı en güzel olandan seçin porselen, seramik yada benzeri olsun. tabağınız size boş gönderilmezse halen umut vardir.
simone cecile simone cecile
benim sevdiğim ilişki ağı.ha tabi şansıma iyi insanlar denk geldi.hele bisey yapıp birer tabak getirmeleri harika oluyor.bazen ailenden bile çabuk yardıma koşabiliyorlar.
pink flamingo pink flamingo
öğrenciyken gaziantepli bir karşı komşum vardı. beş çocuklu kalabalık bir aile olmalarına rağmen bana "sen öğrencisin alışverişe çıkarsın çıkamazsın, istersin isteyemezsin diye bak araya sebzeliğimi koydum, dilediğince kullan ve sakın kullanabilir miyim diye sorma" demişti. sebzelikte de patates, soğan, sarımsak arada da mevsimine göre meyve bulunurdu. sağ olsun hiçbir günü de boş geçmezdi, o kuru dolmaları, içli köfteleri unutmam mümkün değil. komşu dendiğinde aklıma hep kendisi gelir.
şimdilerde durmadan "bu köpek havlıyor" diye şikayet eden melik bey de geliyor aklıma ama savuşturmayı tercih ediyorum. fazla kayahan dinlemiş yazık o da işte.
kumanda altında bulunmayan tekne kumanda altında bulunmayan tekne
kata açılan dört daire var. karşı ikisindekileri hiç görmedim.

yan tarafta genç bi çift var. anladığım kadarıyla ikisi de çalışıyor.

denk geldiğimizde 'iyi günler' diliyorum. bi' sefer bi boşluk oldu ben de muhabbet açmaya çalıştım. adam kaçar gibi uzaklaştı.

bi keresinde de çocukken donuma sıçmıştım. o geldi aklıma.
ah ya neymar ah ya neymar
yeni taşındığım daire rezidans tipi, orta-üst ve üst tiplerin yaşadığı plaza gibi bir yer.

ben buradaki insanlar birbirini zerre siklemez ve hatta karşılaştığında birbirine boka bakar diye diye düşünüyordum ancak nasıl olduysa burada samimi bir ortam oluşmuş. insanlar asansörde, otoparkta falan karşılaştığında selamlaşıyor. mesela eski oturduğum yerde 15 yıldır sürekli rastladığım "teyzeye" bırak merhaba demeyi, yanlış manlış anlaşılır diye aynı asansöre bile binmezken burada gönül rahatlığıyla merhaba, iyi akşamlar falan diyebiliyorum ki bu öyle bir anda da olmadı, uzun bir süre tedbirli davrandım. karşılaştığım insanların cinsiyet fark etmeksizin hep selam verdiğini fark edince öküzlük olmasın diye artık ilk ben selam vermeye başladım. bir keresinde de yan dairedeki abi ne yaptın yerleşebildin mi, alıştın mı diye hal hatır sorup, bizlik bir şey olursa 7/24 istediğin zaman kapımızı çalabilirsin demişti. tabi benim gözler yaşlı. ha buradaki ortamı da amına kodumun arap çomarları bozuyor. bir gün asansörü çağırdım, içinde bunlar var ama anlamadım tabi ilk etapta arap olduklarını. merhaba dedim hiç oralı bile olmadılar. yazın havuza da kıyafetleriyle giriyor beynini siktiklerim.
7 /