komünizm

41 /
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
etkisi altında bıraktığı toplumu milliyetçilik, mülkiyet gibi haklardan mahrum etmek ve kolhozlarda, ölüm kamplarında karın tokluğuna çalıştırmak suçlarından idam cezası glasnostla kesilmiş, infazı da berlin'de yıkılan duvarın altında bırakılıp, trabant'larla lada'larla üzerinden geçilerek gerçekleştirilmiş mevta ideolojidir.
1
mhe mhe
sen git atom altı parçacıkların davranış modelleri ve uzay madenciliği ile asteroitlerden çeşitli madenleri sınıflandır, dünyaya kazandır, sonra bir yavru bozkurt gelsin küçük kahverengi bokuyla bize sevimlilik yaparak: "tanyışıız din abiy bunlay" desin.

s.kerim atom fiziğini de!
sergey korolyov yerine yusuf halaçoğlu
mayakovski yerine poker dehası necip fazıl üstad
elmira hüseynova yerine de "çırpınırdı karadeniz" bundan sonra kardeş!
4
cerrato cerrato
teorisi güzel , uygulaması zor sistem..
heleki günümüz insanı tarafından uygulanması imkansıza yakın..
ama hemen hemen eminimki bundan 500 yıl sonra insanlık komünizm benzeri bir sistemle yönetiliyor olacak..
dumrul dumrul
taraftarlarından düşmanlarına kadar hakkında delice bir cehaletin hüküm sürdüğü politik akımdır.

"ideal" sistem tasavvuru olarak komünizm anarşizmle tam olarak aynı şeydir. kavramın seçimi de bunu ifade eder. sosyalizm, "toplum"un, yani bütünün öne alındığı bir sistem önerisidir. tarihsel olarak gayet heterojen, sistematik bir bütünlüğü olmayan bir fikir kırıntısından ibaretti. bugün sosyalizm dediğimizde ilk akla gelen marx da bu akımın bir parçasıydı, anarşizmin isim babası proudhon da... ancak bunlar birbirleri ve diğer sosyalistler arasındaki ayrımların nüanslardan ibaret olmadığını çok net gördükleri için kendilerini ifade edecek başka kavramların arayışına girdiler. marx ve engels için bu bilimsel sosyalizm ya da komünizmdir. bu akımın ilerde kendi içindeki bölünmeler nedeniyle yeniden isim arayışları söz konusu olmuştur. marksizm, marksizm-leninizm, marksizm-leninizm-maoizm, bolşevizm gibi... bu arayışların sebebi de marksizmin homojen bir insanlık ideali peşinde olmasıdır. merkeziyetçilik saplantısıdır. anarşizm açısından ise homojen bir yapı zaten anarşi fikrinin tam zıddı olacağı için anarşist akımlar arasındaki ayrımlar ne kadar derin olursa olsun anarşizm anarşizm olarak kalmıştır. bu akımlar sola (sosyalizmin diğer temsilcilerine) yaklaştıkça kendilerini liberter komünist olarak falan da tanımlayabilmektedir.

sosyalizmin toplumculuk olduğunu söyledim. pekii komünizm ne? komünizm marksist literatürde sınırların kalktığı bir dünya sistemi olarak ifade edilir ve kendine komünist diyen insanların büyük çoğunluğu burada akıl karışıklığının tillahını yaşarlar. tüm dünyayı kapsayan bir sistem... o halde merkeziyetçiliğin doruğu olmalı değil mi? tek dünya devleti gibi bir şey... oysa komünizm devletin "söndüğü", merkezi herhangi bir yapılanmanın olmadığı, sınıfların ve dolayısıyla "toplum" diye bir şeyin olmadığı bir sistem tasavvurudur.

neden artık sosyalizm demiyoruz? çünkü komünizmde artık bir bütünlük olarak "toplum"a yer yoktur. ve evet komünizm bir "yönetim biçimi" değildir. komünizm "komün"den gelir. ingilizce common, fransızca commun... müşterek manasında. komünler her zaman küçük birimleri ifade eder. bugün fransız yönetim sisteminde komünler belde ya da ilçeye tekabül eder. kendi belediyesine sahip en küçük idari birim.

komünizm düşmanının komünizm konusunda cahil olması gayet anlaşılabilir bir şey. zira kapitalizmi savunan bir kişi komünizmi, anarşizmi ya da kapitalizm dışı başka bir sistem önerisini bilmek - tanımak zorunda değildir. bir ateistin x dinini bilmek zorunda olmaması gibi... ama komünist olduğunu söylüyorsan komünizmi bileceksin aga... bu konudaki cehaletin bir özrü olabilir mi? ben müslümanım ama kuran'ı hiç okumadım zaaaa.... adam marksist literatürün en basit, en temel eseri olan komünist manifesto'yu bile okumadan komünist olmayı başarmış. öyle yığınla insanı bizzat tanıyorum. devlet ve ihtilal'i okumamış lan adam. diyor ki "yağ anarşizm çoğ saçma devletsiz nası yağni..." adam devlete tapıyor ama sorsan hala komünist.

pekii lenin devlet ve ihtilal'de ne diyor?

"özgürlük" ve "devlet" sözcüklerini birleştirmenin saçmalığını acımasızca alaya alan engels'in düşüncelerinin tüm doğruluğunu ancak şimdi anlayabiliyoruz. bir devlet var olduğu sürece, özgürlük yoktur. özgürlük olacağı zaman devlet olmayacaktır.

marksizm ile anarşizm arasındaki büyük kapışma tek bir nokta üzerinden şekillenir: devletsiz topluma nasıl ulaşılacağı... devletsiz bir dünya hedefi üzerinde en ufak bir tartışma, ayrışma yoktur.... ama cehalet işte... bilmiyor, sadece inanıyorsanız o artık dine denktir. sorsan herkese "oportünist" der ama kolaycılığı ile limana (portus) hep yakın duran, zihinsel konforunu hiç bozmayan ezberci bir insan tipidir.
the red queen the red queen
"gerçek bik bik bu değil" diyorsanız o ideoloji dandiktir. tıpkı ideal erkek-kadın gibi var olmamıştır ve olmayacaktır. hayallerin bir sisteme yakıştırılmasından öteye gitmez.
4
batakbizimleolsun batakbizimleolsun
en az kapitalizm kadar dünya üzerine gelmiş saçma bir sistem çarkıdır. falanca amca onu öne sürmüş bir grup angut peşinden gitmiş. filanca amca bunu öne sürmüş bir grup angut peşinden gitmiş. vesselam dünya haliyle bir koyun sürüsüne dönmüş ve çobanlar da kendi sürülerinin lideri olmuşlar ve bu masalda yüzyıllardır böyle sürüp gitmiş...
furious furious
arkadaşlar ideoloji güzel ama sosyalizm, komünizm gibi ideolojiler bu insanlık ile yaşanamaz.
lan kusura bakmayın da halkı açlıktan sürünürken mao sarayında tıka basa yiyordu. imam osurursa cemaat sıçarmış önce keşke bu "komünist liderler" doğru düzgün tipler olsaydı da insanlar da onlara göre ayak uydurabilseydi ama ne yazık ki "insanlık" gibi aşağılık bir toplulukta bu işler yürümüyor. insan güce aç bir varlık. ve hiçbir insan bir diğeriyle eşit olmak istemez.
acarabi acarabi
günümüz insan doğasına aykırılıkları bariz bir şekilde ortaya çıkan sistemdir ancak, sanırım önümüzdeki yüzyılda değişen insanlık değerleri ve oldukça kolaylaşan sosyal yaşam sayesinde uygulanabilirliği oldukça yüksek olacak idari ve siyasi sistemdir diye düşünüyorum.
3
orlov orlov
not: bu giride komünizm eleştirilmiş ya da savunulmuş degildir. bu giride onun imkansızlığını insan doğasına dayanarak savunan argüman eleştirilmiştir.

herkes insan doğasına uygun olmadığını söylemiş ama izlediğim bir videodan alıntı yapmam gerekirse "günlük dilde kullandığımız bazı kavramlar aslında o kavramın ait olduğu bilgi alanı için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir". ne demek bu? felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji, psikoloji... bunların hiçbiri uzun zamandır "insan doğası" diye bir şeyin olduğunu kabul etmiyor, hatta olmadığını, o doğa denen şeyin yapılar ile belirlenip değiştiğini ortaya koydu ve herhangi bir şeyin mutlak olarak o doğaya uygun olmadığı gibi bir durumun mümkün olmadığını ispatladı. ama biz tabi günlük dildeki inancımıza istinaden "insan doğası" yanılgısını gönlümüzün istediği şeyi gerekçelendirmek için kullanıyoruz. kendimizi ikna ediyoruz, rahatlıyoruz, etrafımızdaki cahilleri de ikna ediyoruz belki ama işin uzmanlarının algı radarında değil bu. yani biz "komünizm insan doğasına uygun değil" deyince o kadar felsefeci, althusser, habermas, sartre, david harvey, giddens, bourdieu falan durup "evet, şu ana kadarki tüm çalışmalarımızı çöpe atıyoruz. siz söylediğinize göre ne kadar olmadığını ispatlamış olsak da artık insan doğasının olduğuna inanıyoruz ve yarın emekli olup sizi de insan doğası ve özü kürsüsünün başına getiriyoruz" demiyor. temel argümanların sağlamlığından yoksun olup binayı inşa eden bir biz değiliz ama bu düşünce biçimi ne bilimsel ne de gerçekçi.
heboslukyokyani heboslukyokyani
insan doğasına en uygun sistemdir.
tersi neden iddia edilir? çünkü "çıkarcılık" ile yıkanmış ya da "çıkarcılık" ile budanmış (zarar görmüş) insanlar tek çıkar yolun yalnızlık ve bireyleşmeden geçtiği öğretisine fazlasıyla maruz kalmıştır.

üstelik insanımız sosyal medyada geçirdiği vakti yazık ki bu tarz teorik, felsefi okumalardansa en hafif tabir ile teorisinden kopartılmış pratikten öteye gitmeyen okumalarla değerlendirmektedir. yanılgılar tam da buradan başlar.

her zaman ki iddiamı buraya da yazayayım "gelecekte ya saf bir komünist yapı olacak ya yarı komünist bir sistem -daha gündeme gelmemiş ya da kıyıda köşede kalmış- bir yapı ya da uygarlığın sonu ya da sonundan bile beter bir yapı gelecek" bence başka bir seçenek yok ve bu öngörüm ülkesel ya da bölgesel değil, evrensel.

ha biz görür müyüz? bence zor.. bir 150-200 yılı daha var. illa bu gezegende de olacak diye bi şart yok.

ha son olarak marks'a göre komünizm en ideal ve en ileri evredir. yani "hadi devrim yapalım" diye komünist devrim gerçekleşmez, tersine sistem öyle bir noktaya gelir, getirilir ve getirir ki artık insanlar açısından "bıçak kemiğe dayanır" o yüzden bu güne kadar olan tüm sosyalist ya da komünist hal ve hareketler aslında "yapay"dır. ha buradan da yapay kötüdür çıkmasın sadece başarısızlık gerekçelerinden biri -hatta belki en önemlisi- tam olarak da budur. pasifist anlamı çıkaranı da "okuduğunu anlamaya" davet ederek yazıyı bitiriyorum. ^^
ganjaman ganjaman
günümüzde ancak kıtlık ve etnik çatışmaların pençesindeki afrika ülkeleri için kurtarıcı olabilir. çarlık rusyasında kıtlık olmasaydı ve iç savaş sonucu sscb kurulmasaydı bugün kimse komünizm diye bir ideolojinin varlığından haberdar dahi olmayacaktı. marx, engels kimmiş diye kimse bilmeyecek, gürcü piçi stalin muhtemelen gürcistan'daki köyünde çoban olarak geberip gidecekti. gerçi komünist çin ve sscb'de çok daha korkunç kıtlıklar oldu, ama kurulmaları için de kıtlık ve iç savaş şarttı.

şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün bilim adamları, dahiler özgür batı ülkelerinde değil de, komünist rejimlerde doğmuş olsalar bugün kaçını tanıyor olabilirdik? komünizm veya şeriat gibi aptal saptal rejimlerin içine doğmuş kim bilir kaç dahi insan hiç olup gitti.

komünizm ne diyor; herkes yeteneği kadar verecek, ama ihtiyacı kadar alacak. siktir lan oradan! köyünde eşek siken maholar, kırmançiler için ben kendimi niye feda edecekmişim?

kapitalizm mi komünizm mi diye sorsalar tabii ki de kapitalizm derim, ama kapitalizm çok mükemmel olduğundan değil. kısıtlı da olsa imkan verdiğinden kapitalizmi seçerim. şu anda iyi kötü gelişmiş bir ülkeye gidip kendimi gerçekleştirme şansım her zaman var. hiçbir şey yapamasam bile gider amerika'da kaçak yaşarım. komünist bir ülkede doğmuş olsam sınırdan koşarak kaçarken vurulan kuzey koreli askerle aynı kaderi paylaşırdım.

peki bir insan neden komünist olur? çünkü demokrasi ve insan hakları düşmanısınız. siyasal islamcılardan şikayet edip mazlumu oynarsınız, ama güç elinize geçse en büyük zorba siz olursunuz. hepiniz mülkiyet ve servet düşmanısınız, çünkü bir girişimde bulunacak, bir şeyler üretecek ne göt, ne de zekaya sahip değilsiniz.

ama üzülmeyin yoldaşlar. dünyanın bütün vasatları birleşin ve devrimi her yere yayın. niceliğin ve vasatlığın gücü adına!
clitor eastwood clitor eastwood
(bkz: olmaz)
insan doğasına en uygun olan değil, toplumca daha düzenli ve sistemli yaşamaya uygun denebilecek sistemdir. insan doğası çok başka şeydir bebeğim; bencildir, tâmahkârdır, dizginlenemez.. sadece dizginleri kısa tutarak bazı manipülasyonlarla esir tutulabilir, günümüzde olduğu gibin. lakin bu başka girinin konusu olsun.

gelelim kızıl meydanlara, çekiçlere, oraklara...

ben; 3 saniyelik bir dalgınlık sonucu ölüp gidebilecek kadar ince sicimlere bağlı bir yaşama sahip olduğum dünyada, bana uygun görüleni değil; kendi istediğimi, beğendiğimi, kendim uygun gördüğümü istediğimden yapamam efendim.
keyif adamıyım ben, puştun pezevengin tekiyim, istediğim saatte çalışır, gönlümce yatarak 58.6 kg olan hüsyelerime refah sunar; huzur içinde yatırırım kâh sağa, kâh sola..

her hareketimi takip eden, eve giriş ve evden çıkış saatlerime kadar kontrolü sıkı tutan ve beni bir birey değil, ait olunan bir eşya gibi görerek neye ne kadar sahip olacağıma karar veren bir sistem... no bebeğim, no.

ha kapitalizm karanlık bir vaha, evet. tehlikeli, ölümcül, acımasız, kalleş. lakin yapabildiğinizce gidişatınız değişir. dibe gidecekseniz de, bir kez dahi olsun deneyerek, kendi seçimlerinizle yitip gidersiniz.
komünizmse zincirle bağlı olduğun konforlu bir ev. lakin o karanlık vahada özgürce karar verebilerek meçhul bir gidişatı değiştirmek veya değiştirememek, esaret altında rahat yaşamaktan yeğdir görüşündeyim.
41 /