korku objesi

1 /
battal boy cekirge battal boy cekirge
yıllardır amerikan korku filmi endüstrisinin ısrarlı dayatmaları sonucu oluşmuş olan yapay korku kaynaklarıdır. mesela nedir?

ilk olarak örnek vermek gerekirse sisli ortam ve göl ikilisi. halbuki ne var bundan korkacak. muhteşem bir doğa olayı işte,yak cigarayı izle;ama yok. yıllarca öyle bir dayatılmış ki,olaya mistik hava katmak için sise öyle bir yüklenilmiş ki sisten tırsar olmuş insanoğlu. hele bir de göl kenarıysa değmeyin korkumuza. bu tip ortamlarda,yıllarca bize dayatılanlara göre o göle girmek,kıyıdaki sandala binmek ya da çıkan kabarcıkları merak etmek ölüm demektir.

bir de elektriklerin kesilmesi var. yahu türkiye'de yaşıyoruz,elektriğimiz ilgili firmada o gece vardiyada bulunan memurun eliyle dili arasında,her an kesilebilir. lakin bu elektrik kesintisi öyle bir işlemiş ki bilinç altına;sanki 220v ile besleniyormuş da elektrik gidince yedek pil ünitesinden tüketiyormuşuz gibi hareketlerimiz yavaşlıyor,tedirgin oluyoruz. en yakın muma doğru giderken köşeleri yavaştan dönüyor,mumu yakmak için kibriti çaktığımızda karşımızda beyaz maskeli bir psikopat katil ya da uzun saçlı,beyaz ve uzun elbiseli bir kız göreceğimizi zannediyoruz.

yıllar önce izlediğim bir filmde katil,adamı kapının göz deliğinden bakarken göz deliğine dayadığı tabancayı ateşleyerek öldürüyordu. bu sebeple kapılarda bulunan ve orada bizim güvenliğimiz için var olan göz delikleri (ya da adı her neyse) benim için bir korku objesi olmuştur.

kısacası bu korku objeleri yıllarca bize dayatılmış filmlerin ürünleridir. filmleri izlerken korkmamış olabilir,hatta sırf eğlencesine izlemiş olabiliriz. ama bir şekilde işliyor işte arkadaş. sanki yönetmen defalarca öldürülmüş de tecrübeliymiş gibi alttan alttan adamın tecrübelerine güvenir gibi bir hal oluşuyor. gereksiz tabi ki.
jugis nomen jugis nomen
havalanan perde

perde minumun frekansta aheste aheste salınabilsin diye kırmızı halı kadar uzun perdeler seçilir. ve yine bu sayade perdenin arkasından gelebilecek tehlike maskelenmiş de olur. eğer filmde metafizik öğeler varsa perde yüzeyi kokutucu surat şekillerine bürünür yer yer. ama filmdeki kurban kişi bu yüzleri görmez, bizlerde "kaç ulan kaç yarra yicen şimdi!" deme isteği uyandırmak için. annem olsa keserdi bütün o perdeleri, yerlerdeki kiri tozu süpürüyo diye.
twinkle twinkle
ses çıkartması için delinmiş egzoz

bu egzostun takılı olduğu araba hemen kendini belli eder; zira unique bir sesi vardır. elbette sıradan bir eksozun delinmesi yanlıştır, delinmiş, ses çıkartan ekzos her zaman modifiye egzozdur. nerede delinmiş egsozlu bir araba görsem gözlerim pavlov'un köpeği gibi şartlı refleksle yandan yemiş neon ışıkları, kolpa nos stickerlarını ve kesik amortisörleri arar. peki böyle bir arabayı korkutucu kılan nedir? elbette içindeki, gazete kağıdına sarılmış kutu bira içen adamlardır.
subuo subuo
damlayan musluktur..
evde bir şekilde yalnız kalan kişi için çin işkencesi ve/veya evde biri daha varmış hissi uyandırandır..halbuki ne yani su akıyor pıt pıt başka da bir halt yok...
chrystal chrystal
çarpan kapı ve pencereler.
sıcaktır tüm pencereleri açarsınız illaki bir iki tanesi büyük bir gürültü ile çarparak kapanır. filmlerde çarpan kapı pencereler pek hayra alamet olmadığı için (çarpan kapı, pencere bir daha hiç açılmayabilir, açılırsa bir yerden bir şeyler fırlayabilir) bilinçsiz bir şekilde ürperilir. zaten hiç bir şey olmasa bile sakin sakin otururken çarpan kapı, pencerenin sesi yeter korkmaya.
twinkle twinkle
boş kafestir

iki türlü korku objesi olabilir boş bir kafes.
birinci türe jurassic park başta olmak üzere hayvanların başrolde olduğu envai çeşit filmde rastlayabiliriz. kahramanlarımız gezer, tozar, en sonunda rehberleri "ahanda en taşaklı hayvanımız şu kafeste durur." der; lakin kafesin kapısı kırıktır, parmaklıkları açılmıştır vs. olaylar gelişir.

ikinci tür ise daha bir bize ait. sanırsam kimse boş kafesin birinci halinden korkmasını gerektirecek bir macera yaşamadığı için boş kafesin daha değişik bir korkutucu yönüne değinmek isterim. çoğumuzun muhabbet kuşu oldu, elbette hepimiz o sevimli hayvanı elimize alıp sevmek, onunla oynamak istedik ve bu amaçla kafesinin kapısını açtık. peki ya sonra noldu? doğası itibariyle çevik olan muhabbet kuşu pır pır efektleri ile balkondan uçup özgürlüğe kanat çırptı*. peki bunun neresi korkunç dediğinizi duyar gibiyim. arkasından gelen anne terliği korkunçtur efendim.
chrystal chrystal
ayna
çoğu korku filminde aynaya bakan kişi kendi suratını kanlar içinde görür, arkasında hayalet, yaratık veya katil görebilir. (bkz: aynaya bakıldığında görülen kişi) korkunç bir görüntü bir belirip bir kaybolabilir, bir canavar aynadan fırlayabilir, aynalar durduk yerde patlayabilir vs. işte bu yüzden insan özellikle geceleri aynaya baktığında hele bir de aynadan fırlayan bir şeyin olduğu bir film izlemişse ürperir, korkar. sanki arkada bir şeyler hareket ediyormuş gibi ya da her an kendi yüzünüzü korkunç bir halde görecekmişsiniz gibi gelir. bir de büyüklerin gece aynaya bakılmaz gibi hurafelerini duymuşsanız ayna çok korkutucu olabilir.
zeus zeus
paranormal aktivite

evet, başta hollywood sineması olmak üzere tüm gerilim/korku temalı filmelerimizin olmazsa olmazı, demirbaş kıvamda parapsikolojik korkutma..en basit örneği hayaletler, ruhlar muhlar..genelde konunun bir türlü bağlanamadığı filmlerin sonunda veya gözünü para bürümüş senaristlerin ellerinde bir nevi oyuncak olarak karşımıza çıkar bu tarz korku öğeleri..böyle durumlarda tabiki de kaçınılmaz olarak sıkıcı bir konuma gelebilir ama verimli kullanıldığı zaman da altıma şıçtırtacak düzeyde korktuğumu da hatırlıyorum ben..

dediğim üzere, çok sık kullanıldığı için sabit bir örnek veremeceğim..biraz ring serisi, biraz the others, the sixth sense..bunlarda bu öğeyi görebiliriz..aklıma beyaz perdeden örnekler yazarken geldi..bilgisayar oyunları arasında da pek rağbet gören bu korkutma teması en iyi bir şekilde f e a r adlı fps tarzında beğeni kazanmış oyunda da çok başarılı bir şekilde kullanılmıştı..
zeus zeus
yaşayan ev

bu türde en başarılı örnek stephan king'in romanından beyaz perdeye aktarılan rose red idi..bu tarz korku öğesi genellikle bir önceki kare ile birbirine benzemeyen heykel surat figürleri ile harmanlanıp seyirciye sunulur..kendi kendine açılan kapanan kapılar, pencereler, gaipten duyulan sesler falan hepsi bu yine parapsikolojik korku teması altına da alabileceğimiz yaşayan ev konseptinin ürünüdür..
*
troke troke
arka fondan gelen gerilim arttırıcı müziktir.

her daim bu sesi duyduğunuzda arkasından çığlık atmanıza ya da en azından oturduğunuz yerden zıplamanıza neden olabilecek bir sahnenin geldiğinden adınız gibi emin olmanıza rağmen gerilirsiniz işte. genellikle cem yılmaz dahi kişisinin de betimlediği gibi hen hen hen hen tarzında bir müzik seçilir.. müzik biter mutlak suretle birilerine saldırılmıştır ya da birileri öldürülmüş merdiven altında yatmaktadır. tabi bazen feyk atmak amaçlı kullanımı da mevcuttur.
milwaukee milwaukee
fren sesidir.

kuvvetli bir motorun yardıra yardıra gazlamasının ardından gelen uzun süreli fren sesi ve eğer beklenen olacaksa çarpışma sesi. geçmişte yaşanan bu tür bir süreç korkuyu kat be kat artırır. o sesi her duyuşunuzda kaybedilen canlar akla gelir, eğer fren sesi hava amaçlı ise araç sahibi küfürü yer.
zeus zeus
stabil yanmayan, sürekli kıpraşan ışık..

bu ışığın gidip gelmesi, senkron bir periyotta olmamakla beraber bir süre sonra dayanamayıp tamamen lambanın patlamasına kadar gider..işte o karanlık stress dolu dakikalardan sonra kahramanımız ışıkları tekrar eski haline getirdiği ya da ekstra başka bir kaynaktan ışık üretip ortama tekrar göz attığında, kalıbımı basarım, birşey olmuştur/olacaktır..ya birisi ölmüştür, ya da birisi kaçırılmıştır..ya da direk çot! diye ekrana birşey vuracaktır..öd möd kalmaz, kopar gider..

ani korku sahnelerinin değişmezidir..
1 /