kötü

theseus descoteaux theseus descoteaux
kombo olarak gelmeyi çok seven, geleceği zamanı çok iyi bilen şey. böyle normalde umrunuzda bile olmayacak şeyleri öyle anlarda önünüze çıkarıyor ki adamı ağlatabiliyor bile. misal en yakın arkadaşınızla atışmış ve kızgın bir halde yolda yürürken, kulağınızda eski sevgilinizle en sevdiğiniz şarkı çalıp duygulandığınız anda karşınıza eski sevgilinizin yeni sevgilisiyle el ele çıkması gibi. keşke henry-messi-zlatan gibi değil de, ender gelişen ossasuna atakları gibi gelsen üstümüze.
lien lien
mevlana nın mesnevi sinde bekçinin hikayesini anlatırken söylediği gibi:

'dünyada mutlak olarak kötü bir şey yoktur, kötü buna nispetle kötüdür' dediği, kapsama alanı teori ve pratikte oldukça geniş olan kavramdır.
sağ şeritten sollayan sağ şeritten sollayan
aslında iyiliğin olmaması falan değildir. bizzat kötülük vardır. örnek vermek gerekirse birini öldürmek iyiliğin olmaması değildir, kötülüğü bizzat uygulamaktır. bazı düşünürler allahin kötülüğü yaratmadığını sadece iyilik olmadığında kötülük vardır der. fakat iyilikte kötülük gibi allah tarafından yaratılmıştır ve vardır. ama bu demek degilki yaratıcı kötülüğü yaratıyor, insanlar kötülük yapmakta serbestler. yaşamı bir sınav gibi düşünecek olursak yanlış ve doğru cevaplarımız var, doğru seçeneği seçmek bize kalmıştır.
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
genelleme; popülistçe, şeytani. bazen his. en mükemmel hali, bir beklenti içinde dakikalar geçirip de hiçbir şeyin olmayışı. aslen boşluk. bir bakıma, insanın, benliğinden uzak geçirdiği saniyeler zarfında kendine işkence edişi ve serzenişte bulunması, sanki kontrolü dışındaymış gibi. aslında öyle, aslında kontrolsüz; aslında, kendine en yakın olduğu anı betimleme şekli, kendinden uzak oluşu. yani benliği ile arasındaki mesafeye o kadar alışmış ki, artık tanımadığı süretlerden muaf hissetmeye başlamış. bazen sadece ölmek ister, anlamadığı şeye duyduğu kadim korku yüzünden. kestiremediğine verdiği tepki, kendisini deli eder ve aslen bu tepkinin tek etkisi, yine kendisidir.

kimyasallara adım attığı anın anatomisini yapacak kadar delirmiştir. kavramlar, şizofrenleşir; ironiler, masaldan ibaret olur; et ve kemik arasındaki fark sıfıra indirgenir ve..

seçim vakti gelir.

şeytanın veya meleğin olmadığı bir noktada evrilir, seçenekler. görmezden gelenler mutlu, ciddiye alanlar hissizdir. görmezden gelen herkesi öldürmeye yemin eder birileri. ve diğerleri ise, onları durdurmaya.

son bir yıl. geri sayıma ihtiyacı olmayan kıyametlerin günü yaklaşır ve rahatsızlık boyutları yükselir.

kompleks bir varlığın, basite indirgenmesini görüp delirmemek; deliliğin ta kendisi.
would would
bence iyi ve masum olana bile bile kötülük yapan kötü tanımının tam anlamıyla karşılığıdır. zekice ve hak edene yapılan kötülük bu kapsama girmez.
sycokiller sycokiller
birçoğunuz televizyonda gördüğünüz kötülere inanıyorsunuz. aslında gerçek kötüler sandığınızdan çok daha farklı canlılar. televizyonda 3-5 adamı vuranı, bir kaç küfür edeni kötü sanıyorsunuz. dahası izlediğiniz seri katil, psikopat hikayelerinin gerçekliğini çarpıtıp normalize ediyorsunuz. hatta aranızda buna özenip kendini sosyapat veya psikopat ilan edenleriniz bile çıkıyor. bu kendini sınıflayanlarınızın zavallı güç düşkünü olduğunu bir tarafa bırakırsak aranızda birazdan yazacaklarımı gerçekten anlayanlar olacağına da eminim.

siz hayatınız boyunca kaç insanı kendi çıkarlarınız için etrafınızda tuttunuz ya da yokettiniz. bir çoğunuz "çok fazla olduğunu" idda edecektir. aslında sizin zavallı çıkarlarınız ufak iş ilişkileri, basit ortamlarda yüksek sıfatları vs yi içeriyor. sizin zavallılıklarınızı bir tarafa bırakırsak benim gibi insanlar diğer insanlar üzerinden besleniyor siz buna asalaklık deseniz de siz zavallı konaklarımızı tükettikten sonra başkasınıa geçmemiz zor olmuyor ne de olsa benim gibi insanlar toplumun sadece %1-2 gibi çok az bir kısmını kaplıyor. bu asalaklığı siz bazı zavallılar para olarak adlandırabilirsiniz ama benim paraya ihtiyacım yok, sizin en çok korkması gerekenler paraya ihtiyacı olmayanlar. benim gibi insanlar sizin üzülmenizden, acı çekmenizden, işinizden olmanızdan, patronunuzun veya müdürünüzün önünde çırpınızmadan besleniyor olabilir.

geçelim diğer konuya bazılarınız sorabilir "kendini neden açık ediyorsun" diye. bu da işin zevki. kullandığım, harcadığım ve eğlendiğim şeyleri yarım yamalak bile olsa ifşa etmek hoşuma gidiyor. isim isim, şirket şirket ifşa etmem gerek yok. genel olarak zaten benim gibi insanların düzenli bir işte çalışmasının ya da herhangi bir işi düzgün bir şekilde başarmasının bir yolu yok. siz mükemmel insanlar bizim için zaten bir çok işi bir göz yaşına yada "aww yardım eder misin" lafına hallediyorsunuz. benim nasıl bir yaratık olduğumu bilen bir arkadaşımın güzel bir sorusu var "hayatının her anını nasıl tembellik edeceğin üzerine harcıyorsun, vicdani muhasebe yapmadığını biliyorum fakat kullandığın insanlardan bazıları bunu bir gün elbet anlayacaklar ve seni terkedecekler korkmuyor musun" diye cevabım çok net "yenilerini bulurum". benim avlarımdan beslendiğimi biliyor ve aç kalmaktan korkup kormadığımı sorguluyor. aç kalmaktan korkmuyorum, defalarca aç kaldım ve o duygudan da haz alıyorum. siz bir çok zavallıyı benden koruyan daha doğrusu sevmediklerimi öldürmeme engel olan olan tek şey sosyalleşmiş bir psikopat olmam. o hapishanelerde gördüğünüz salaklardan ziyade ben zavallı hayatlarınızı yoketmekten hoşlanıyorum. günlerce aylarca ve hatta bazen yıllarca manipule ederek aldığım bilgileri, gizli bilgileri istenmeyen kişilere düşüncesizce! veriyorum. sonuçlarını uzaktan takip ediyorum. hatta bazıları benim söylemediğim konusunda o kadar emin ki mahvolmuş hayatları konusunda gelip bana dökülüyorlar.

insanlar bana ağlarken rakı masalarında, barlarda ve daha nice mekanlarda müsade isteyip tuvalete gülmeye gidiyorum, bilerek süreyi uzatıyorum, arada gizlice bakıyorum, çaresizce etraflarını izlemelerini izliyorum. bunun verdiği haz korkunç ve buna sebep olan canlı olarak karanlıklarda kalmak ve dahası hiçbir şey yapmamış gibi tekrar o masalara oturmak. sayısını bile hatırlamıyorum ama isimleri not tutuyorum, hangi olayla ilgili vs diye. hatta daha da güzeli davranışlarını uzun uzun yazıyorum. burada takdir edilmesi gereken şey hepsini defterlere yazmam. kendi el yazımı seviyorum, kargacık burgacık olsa bile. (salaklara not hepsini tabiki çağımız teknolojileri ile de kaydettim ama hala defterlere yazıyorum. defter kullanmak güzel şey)

şimdilik bu kadar yeter. tekrar görüşürüz.
galatadanuçtum galatadanuçtum
o kadar kötüyüm ki mesajlarımı bile yoruma açamıyorum. korkun benden ! gün gecmiyor ki yeni bir zavallı çıkmasın.
edit : üstteki giri sahibine ithaf edilmistir. on harfliler diyeyim. korkuyorum nikini söylemeye.
yoltengri yoltengri
toplum, din, gelenek gibilerince yapılmasının hoş karşılanmadığı şeyler olup bu yüzden birine göre kötü olan diğerine olağan gelebilmekte hatta kutsanabilmektedir.